İlahi Adalet: Zalimlerin Dünyada Birbirlerine Dost Kılınması
Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ nebiyyinâ Muhammedini'n-nebiyyi'il-ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim
Kur’an-ı Kerim En’am Suresi 129. Ayeti
Arapça Metni:
وَكَذٰلِكَ نُوَلّ۪ي بَعْضَ الظَّالِم۪ينَ بَعْضاً بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ
Türkçe Okunuşu:
Ve kezalike nuvelli badaz zalimine badan bima kanu yeksibûn.
Elmalılı Hamdi Yazır Meali:
İşte biz, kazanmakta oldukları günahlar sebebiyle zalimlerin bir kısmını diğer bir kısmına böyle musallat ederiz (veya birbirine dost yaparız).
Ayetin Detaylı Tefsiri
Bu ayet-i kerime, ilahi adaletin toplumsal hayattaki yansımasını ve “sosyal sünnetullah” dediğimiz değişmez yasaları ortaya koyan sarsıcı bir kanundur. Bir önceki ayette (128. ayet) cinlerin ve insan şeytanlarının mahşerdeki hesaplaşması, birbirlerinden dünyada nasıl “faydalandıkları” (istimta) anlatılmıştı. 129. ayet ise bu karanlık iş birliğinin dünyadaki pratik sonucunu, yani zalimlerin birbirleriyle olan “velâyet” (dostluk, yönetim ve musallat olma) bağını açıklar.
Zalimlerin Birbirine Velî Kılınması:
Ayette geçen “nuvellî” kelimesi, “velî yapmak, yönetici kılmak, peşine takmak veya musallat etmek” gibi derin anlamlar taşır. Bu, rastgele bir durum değil; “bimâ kânû yeksibûn” (kazanmakta oldukları şeyler sebebiyle) ifadesiyle belirtildiği üzere, bizzat insanların kendi hür iradeleriyle işledikleri amellerin, tercihlerin ve ahlaki çürümenin bir sonucudur. Eğer bir toplumda adaletsizlik, haksızlık ve günahlar meşrulaşır, halk zulme rıza gösterir hale gelirse; Allah o toplumun başına kendileri gibi zalim yöneticileri veya odakları musallat eder. Bu durum, hem bir ceza hem de o toplumun kendi elleriyle ördüğü bir kaderdir. Zalimler, kendi aralarında sinsi bir ittifak kurarlar; ancak bu ittifak rahmet değil, karşılıklı çıkar ve yıkım üzerine kuruludur.
Toplumsal Yansıma ve Adalet:
Bu ayet, İslam düşüncesindeki “Nasılsanız öyle yönetilirsiniz” ilkesinin Kur’ani dayanağıdır. Zalim sadece en üstteki otorite değildir; komşusunun hakkını yiyen, tartıda hile yapan, rüşveti normal gören veya güçlünün yanında olup zayıfı ezen her birey bu “zalimler halkasının” bir parçasıdır. Toplumun alt tabakalarındaki bu ahlaki bozulma, üst tabakalardaki zalimlerin güçlenmesine zemin hazırlar. Allah, zalimi zalimle cezalandırır; bazen onları birbirine dost yaparak halkı sömürtür, bazen de onları birbirine kırdırarak mazlumların nefes almasını sağlar. Her iki durumda da asıl belirleyici olan, insanların kendi “kazançları” yani amelleridir. Bu ayet, bir toplumun kurtuluşunun ancak kendi özündeki adaleti ve dürüstlüğü diriltmesiyle (tövbe ile) mümkün olacağını ihtar eder.
İcma
İslam hukukçuları ve müfessirler bu ayete dayanarak şu hususta icma (görüş birliği) etmişlerdir: Zalim bir yönetimin veya toplumsal baskının başa gelmesi, o toplumun genel ahlaki durumunun bir yansımasıdır. Allah’ın zalimleri birbirine musallat etmesi ilahi bir adalettir; bu döngüden kurtulmanın yolu ise isyan veya fitne değil, toplumsal arınma ve adalete dönüş (ıslah) çabasıdır.
Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) En’am Suresi’s 129. Ayeti Işığında Duası
“Allah’ım! İşlediğimiz günahlar ve haddi aşmalarımız sebebiyle üzerimize bizi acımayan, senden korkmayan zalimleri musallat etme. Kalplerimizi senin rızan etrafında birleştir; bizi birbirine hayrı tavsiye eden, zulme karşı dimdik duran muvahhidlerden eyle. Nefislerimizin şerrinden ve amellerimizin kötü sonuçlarından sana sığınırız. Bize adil yöneticiler, sadık dostlar ve senin yolunda sabit kadem kalacak bir irade ihsan eyle. Zulmetmekten ve zulme uğramaktan, zalimlerle yoldaş olmaktan senin sonsuz merhametine sığınıyoruz.”
En’am Suresi’nin 129. Ayeti Işığında Hadisler
“Amelleriniz yöneticilerinizdir; nasılsanız öyle yönetilirsiniz.” (Deylemi)
“Bir toplumda kötülükler (fuhuş, faiz, zulüm) açığa çıkar ve yayılırsa, Allah onlara daha önce görmedikleri hastalıkları ve zalim idarecileri musallat eder.” (İbn Mâce)
“Zalim de olsa mazlum da olsa kardeşine yardım et.” Sahabeler sordu: “Mazluma yardımı anladık ama zalime nasıl yardım edeceğiz?” Efendimiz (s.a.v) buyurdu ki: “Onu zulmünden alıkoyarak. İşte bu ona yardımdır.” (Buhari)
En’am Suresi’nin 129. Ayeti Işığında Sünnet-i Seniyye
Efendimiz’in (s.a.v.) hayatında bu ayet, “Toplumsal Islah ve Adalet Mücadelesi” olarak tecelli etmiştir. Mekke’nin ileri gelen zalimleri (Ebu Cehiller, Velid b. Mugireler) birbirlerinin dostu ve destekçisi olarak İslam’aya karşı ittifak kurduklarında; Efendimiz bu karanlık blokun ancak “salih amellerle” ve “tevekkülle” yıkılabileceğini göstermiştir. Sünnet-i Seniyye; zalimlerin oluşturduğu o sinsi “velâyet” bağını, müminlerin “hak üzerine kurulu” dayanışmasıyla bozmayı öğretir. Efendimiz, Medine Sözleşmesi ile farklı kesimleri adalet paydasında buluşturarak, zalimin zalime musallat olduğu o kaotik düzeni, hukukun üstün olduğu bir selâmet yurduna dönüştürmüştür. O, hiçbir zaman zalimlerin gücünden korkmamış, amellerin temizliğiyle ilahi yardımı (nusreti) beklemiştir.
Ayetten Çıkarılacak Dersler ve Hikmetler
Kendi Kaderimizi Yazıyoruz: Başımıza gelen toplumsal sıkıntılar, sadece dış güçlerin değil, kendi ellerimizle işlediğimiz yanlışların bir sonucudur.
Zulme Rıza Zulümdür: Zalimlerin birbirine dost kılınması, toplumun genelindeki adaletsizliğin bir meyvesidir.
Kurtuluş Reçetesi: Bir toplum yöneticilerinden şikayetçiyse, önce kendi ahlakını ve amellerini düzeltmelidir.
İlahi Terazi: Allah, zalimi bazen bir başka zalimle tasfiye eder. Kötülüğün kendi içinde bir yıkım potansiyeli taşıdığını bilmek gerekir.
Özet: Allah, insanların işledikleri günahlar ve kazandıkları kötülükler sebebiyle, cezalandırmak veya denemek amacıyla zalimlerin bir kısmını diğerlerinin başına yönetici veya musallat kılar.
İniş Tarihi ve Nüzul Ortamı: Mekke döneminde, müşrik önderlerin Müslümanlara karşı kurdukları ittifakların ve birbirlerine verdikleri desteğin aslında bir “suç ortaklığı” olduğunu ve bu durumun kendi sonlarını hazırladığını bildirmek için nazil olmuştur.
Önceki ve Sonraki Ayetlerle Bağlantısı: 128. ayette cin ve insan şeytanlarının mahşerdeki “faydalanma” itirafları anlatılmıştı. 129. ayet bu iş birliğinin dünyadaki baskı mekanizmasını açıkladı. 130. ayette ise Allah, her iki gruba da peygamberler aracılığıyla yapılan uyarıları hatırlatarak son bir hesap soracaktır.
Sıkça Sorulan Sorular
“Musallat etmek” ne anlama gelir? Birinin diğerine baskı kurması, onu yönetmesi veya ona zarar vermesine izin verilmesi demektir.
İyi insanlar neden zalimlerin idaresi altında kalır? Bu bir imtihandır; ancak genel bir toplumsal bozulma varsa, ilahi kanun gereği “genel baskı” herkesi kuşatabilir.
Bu ayet zalim yöneticileri mi suçlar halkı mı? Her ikisini de. Zalimi zulmüyle, halkı ise o zulme zemin hazırlayan amelleriyle suçlar.
Zalimler gerçekten birbirini sever mi? Hayır, ayetteki “velâyet” gerçek bir dostluk değil, suç ortaklığı ve menfaat bağıdır.
“Kazanmakta oldukları” (yeksibûn) ifadesi neyi vurgular? Zulmün bir tesadüf olmadığını, birikmiş yanlış tercihlerin zorunlu sonucu olduğunu vurgular.
Zalim bir toplum bu döngüden nasıl kurtulur? Tövbe ederek, adaleti ayakta tutarak ve kul hakkına riayet ederek.
Zalimin zalime musallat olması mazlum için ne ifade eder? Bazen bu, zalimlerin birbirini yok etmesiyle mazlumun feraha ermesi için bir fırsattır.
Hangi ameller zalim yöneticilere kapı açar? Faiz, rüşvet, yalan, iftira ve adaletsizliğin yaygınlaşması.
Ayetin “kezâlike” (işte böylece) diye başlaması neyi bağlar? Şeytanların insanları saptırması nasıl bir gerçekse, bu toplumsal yasanın da öyle kesin olduğunu bağlar.
Zalim bir toplumda yaşayan tek bir adil kişi ne yapmalı? Hakkı söylemeye devam etmeli ve kendi dairesinde adaleti yaşatmalıdır; Allah onu bu genel hükümden rahmetiyle ayırır.
Sadece siyasi zalimlik mi kastedilir? Hayır; ekonomik, sosyal ve her türlü güç suistimali bu kapsama girer.
Bu ayet bir sosyoloji kanunu mudur? Evet, Kur’an’ın en net toplumsal değişim ve yönetim yasasıdır.
Zalimlerin ittifakı neden uzun sürmez? Çünkü temelinde “sıdk” (doğruluk) ve “adl” (adalet) olmadığı için kendi içlerindeki hırs onları birbirine düşürür.
Hem cinlere hem insanlara hitaben, kendilerine gelen uyarıcıları ve mahşerdeki o büyük itirafı anlatan En’am 130 ile devam etmemi ister misiniz?