Bakara Suresi AyetleriKur'an-ı Kerim

Hevâya Uymaktan Sığınma Peygamberlere Sadakat

Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ nebiyyinâ Muhammedini'n-nebiyyi'il-ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim

Kur’an-ı Kerim, Bakara Suresi, 87. Ayet-i Kerimede Anlatılmak İstenenler

 

Bu ayet, İsrailoğulları’na yönelik nimetleri ve onların bu nimetlere karşı nankörlüklerini anlatan serinin bir devamı olarak, onlara verilen en büyük nimetlerden ikisini, yani Kitap ve Peygamber nimetini hatırlatır. Ayetin temel mesajları şunlardır:

1) Musa’ya Verilen Kitap: Allah, onlara rehberlik etmesi için Hz. Musa’ya Tevrat’ı vermiştir. Bu, onların hayatını düzenleyecek olan yazılı vahiy nimetidir.

2) Peygamberlerin Ardı Ardına Gönderilmesi: İlahi rahmet, sadece Tevrat’ı vermekle kalmamış, Hz. Musa’dan sonra da, unuttukları hakikatleri hatırlatmak ve yoldan çıktıklarında onları düzeltmek için ardı ardına peygamberler göndermeye devam etmiştir. Bu, onlara yönelik ilahi rehberliğin kesintisiz olduğunu gösterir.

3) İsa’ya Verilen Mucizeler ve Ruh’ul-Kudüs: Bu peygamberler zincirinin en önemli halkalarından biri olan Meryem oğlu İsa’ya, onun hak peygamber olduğunu ispatlayan apaçık deliller (mucizeler) verilmiş ve o, Ruh’ul-Kudüs (Cebrail) ile desteklenmiştir.

4) Onların İsyankâr Karakteri: Bu kadar büyük ve kesintisiz nimetlere ve delillere rağmen, onların değişmez karakteri şu olmuştur: Ne zaman onlara, nefislerinin hoşuna gitmeyen, kendi arzu ve çıkarlarına ters düşen bir emirle bir peygamber gelse, anında kibirlenerek isyan etmişler; peygamberlerin bir kısmını yalanlamış, bir kısmını ise öldürmüşlerdir. Bu, onların isyanlarının temelinde, hakikati aramak değil, kendi heva ve heveslerini ilahlaştırmak yattığını gösteren en net tespittir.


 

Ayet-i Kerime

 

Arapça Okunuşu: وَلَقَدْ اٰتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ وَقَفَّيْنَا مِنْ بَعْدِه۪ بِالرُّسُلِ وَاٰتَيْنَا ع۪يسَى ابْنَ مَرْيَمَ الْبَيِّنَاتِ وَاَيَّدْنَاهُ بِرُوحِ الْقُدُسِؕ اَفَكُلَّمَا جَٓاءَكُمْ رَسُولٌ بِمَا لَا تَهْوٰٓى اَنْفُسُكُمُ اسْتَكْبَرْتُمْۚ فَفَر۪يقًا كَذَّبْتُمْ وَفَر۪يقًا تَقْتُلُونَ

Elmalılı Hamdi Yazır Meali: Andolsun ki, Musa´ya o kitabı verdik, ondan sonra da birbiri ardınca peygamberler gönderdik. Meryem´in oğlu İsa´ya da o delilleri verdik ve onu Ruhu´l Kudüs (Cebrail) ile destekledik. Demek ki, size her ne zaman bir peygamber, canınızın istemediği bir şeyle geldiyse, büyüklük taslayarak, bir kısmını yalanladınız, bir kısmını da öldürdünüz ha!

Türkçe Okunuşu: Ve lekad âteynâ mûsel kitâbe ve kaffeynâ min ba’dihî bir rusuli ve âteynâ îsebne meryemel beyyinâti ve eyyednâhu bi rûhil kudus(kudusi), e fe kullemâ câekum resûlun bi mâ lâ tehvâ enfusukumustekbertum, fe ferîkan kezzebtum ve ferîkan taktulûn(taktulûne).


 

Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) Bakara Suresi’nin 87. Ayeti Işığında Duası

 

Bu ayet, mü’mini, heva ve hevesini, ilahi vahyin önüne geçirme tehlikesine karşı uyarır. Gerçek imanın, nefse ağır gelse bile, Allah’tan gelen emre teslim olmak olduğunu öğretir. Mü’minin duası, bu teslimiyet ahlakına sahip olmak ve peygamberlerin yolundan ayrılmamaktır.

Hevâya Uymaktan Sığınma Duası: “Ya Rabbi! Bizi, nefsimizin hoşuna gitmeyen bir emir geldiğinde, kibirlenerek isyan edenlerin durumuna düşürme. Heva ve hevesimizi, Senin indirdiğin hakikate tabi kıl. Bize, peygamberlerini yalanlayan ve onlara düşmanlık edenlerin değil, onları canından çok seven ve yollarına tabi olanların imanını nasip et.”

Peygamberlere Sadakat Duası: “Allah’ım! Bütün peygamberlerinin Senin hak elçilerin olduğuna, onlara indirdiğin kitapların ve verdiğin mucizelerin hak olduğuna iman ettik. Onların arasında hiçbir ayrım yapmayız. Bizi, onların getirdiği mesaja sadık kalan, onları yalanlayan veya onlara eziyet eden zalimlerden eyleme.”


 

Bakara Suresi’nin 87. Ayeti Işığında Hadisler ve Sahabe Uygulamaları

 

Ayette bahsedilen “peygamberleri öldürme” ve “yalanlama” suçları, onların tarihinde defalarca işlenmiş ve en büyük günahları olmuştur.

Yahudilerin Peygamberlere Karşı Tavrı: Peygamber Efendimiz (s.a.v), Medine’deki Yahudilerle konuştuğunda, onların bu tarihsel suçlarını yüzlerine vurmuştur. Onların, Hz. Zekeriyya ve Hz. Yahya gibi birçok peygamberi öldürdüklerini, Hz. İsa’yı öldürmeye çalıştıklarını ve kendisine de (zehirleme ve sihir gibi yollarla) defalarca suikast girişiminde bulunduklarını hatırlatmıştır. Bu, ayetteki tespitin tarihi bir gerçeklik olduğunu gösterir.


 

Bakara Suresi’nin 87. Ayeti Işığında Sünnet-i Seniyye

 

Peygamber Efendimiz (s.a.v) de, tıpkı kendisinden önceki peygamberler gibi, kavminin heva ve heveslerine ters düşen emirler getirdiği için, aynı kibirli tepkiyle ve düşmanlıkla karşılaşmıştır.

Nefislere Ağır Gelen Tebliğ: Peygamberimizin putperestliği reddetmesi, faizi yasaklaması, kabile üstünlüğünü ortadan kaldırması, zenginlerin mallarından zekât alması gibi emirlerin hepsi, Mekkeli ve Medineli müşriklerin ve münafıkların “nefislerinin hoşuna gitmeyen” şeylerdi. Onların Peygamberimize düşmanlıklarının temel sebebi de buydu. Sabır ve Sebat: Kendisinden önceki peygamberlerin bir kısmının yalanlanıp bir kısmının öldürüldüğünü bildiği halde, Peygamberimiz tebliğ görevinden asla vazgeçmemiştir. Bu ayetler, onun için bir teselli ve yolunun, önceki peygamberlerin zorlu yolu olduğunu hatırlatan bir güç kaynağıydı. Peygamberler Kardeşliği: Peygamberimiz, “Ben, Meryem oğlu İsa’ya, dünyada da ahirette de insanların en yakınıyım… Peygamberler, baba bir kardeşler gibidir; anneleri (şeriatları) farklı, dinleri (tevhid) ise birdir” (Buhârî, Enbiyâ, 48) buyurarak, ayette zikredilen peygamberler zincirinin bir parçası olduğunu ve onların davasını tamamlamak için geldiğini ilan etmiştir.


 

Ayetten Çıkarılacak Dersler ve Hikmetler

 

Bu ayet, isyanın ve inkârın psikolojik kökenini ve tarihsel seyrini ortaya koyar:

  1. İlahi Rahmetin Sürekliliği: Allah’ın, Hz. Musa’dan sonra peygamberleri “ardı ardına” (kaffeynâ) göndermesi, O’nun, kullarını asla rehbersiz bırakmayan sonsuz rahmetini ve lütfunu gösterir. Bir peygamberin tebliği unutulduğunda, hemen bir yenisiyle mesajını tazelemiştir.
  2. İsyanın Gerçek Sebebi: Hevâ: Ayet, inkârın temel sebebinin, delillerin yetersizliği veya mesajın anlaşılamaması olmadığını; asıl sebebin, o mesajın, kişinin “nefsinin hoşuna gitmemesi” (mâ lâ tehvâ enfusukum) olduğunu teşhis eder. Sorun akılda değil, kalpteki arzulardadır (hevâ).
  3. Hevânın Sonucu: Kibir: Nefsinin arzularını ilahlaştıran bir kimse, o arzulara ters düşen ilahi bir emirle karşılaştığında, teslim olmak yerine “kibirlenir” (istekbertum). Kibir, hevanın, ilahi otoriteye karşı bir başkaldırısıdır.
  4. Kibrin Eylemleri: Yalanlama ve Öldürme: Kibir, kalpte kalmaz, eyleme dönüşür. Bu eylem, peygamberin gücüne ve durumuna göre iki şekilde tezahür eder: Eğer güçleri yetiyorsa, onu “öldürmeye” çalışırlar. Eğer güçleri yetmiyorsa, onu dilleriyle ve propagandayla “yalanlarlar”. Her iki eylemin de kökeni aynıdır: Kibir ve heva.

 

Önceki ve Sonraki Ayetlerle Bağlantısı

 

  • Önceki Ayetler (Bakara Suresi 83-86. Ayetler): Önceki ayetler, onlardan alınan misakı (sözü) ve onların bu söze nasıl ihanet ettiklerini anlatmıştı. Bu 87. ayet ise, bu ihanetlerinin nedenini daha derin bir psikolojik tahlille ortaya koyar: Onlar, ahdi bozuyorlar çünkü peygamberlerin getirdiği hükümler, onların nefislerinin hoşuna gitmiyor.
  • Sonraki Ayet (Bakara Suresi 88. Ayet): Bu 87. ayet, onların kibirli isyanlarını bir soruyla ortaya koydu. Bir sonraki 88. ayet ise, onların bu isyanlarını meşrulaştırmak için söyledikleri küstahça bir sözü ve bu sözün ardındaki ilahi gerçeği aktarır: “Ve dediler ki: ‘Bizim kalplerimiz kılıflıdır (gullef).’ Hayır! Aksine, inkârları sebebiyle Allah onları lanetlemiştir…” Bu, onların, “bizim kalbimiz zaten kapalı, senin sözlerin bize işlemiyor” diyerek, kendi isyanlarını bir kader gibi göstermeye çalıştıklarını, ancak asıl sorunun, inkârları yüzünden ilahi lanete uğramaları olduğunu belirtir.

 

Özet:

 

Bakara Suresi’nin 87. ayetinde, Allah’ın İsrailoğulları’na olan nimetlerinin kesintisizliği hatırlatılır. Onlara Hz. Musa aracılığıyla Tevrat verilmiş, ondan sonra da peygamberler zinciri devam ettirilmiş, Meryem oğlu İsa da apaçık mucizelerle ve Ruh’ul-Kudüs (Cebrail) ile desteklenerek onlara gönderilmiştir. Ancak ayet, onların bu sürekli ilahi rehberliğe karşı nankörce ve isyankâr bir tavır takındıklarını belirtir. Ne zaman bir peygamber, onların nefislerinin hoşuna gitmeyen bir hükümle gelse, kibirlenerek ona karşı çıkmışlar; peygamberlerin bir kısmını yalanlamış, bir kısmını da öldürmüşlerdir.


Sure ve İlgili Konular Hakkında Sıkça Sorulan Sorular

  1. “Peygamberleri ardı ardına gönderdik” (kaffeynâ) ne demektir?
    • Bu ifade, “izinden, peşinden gönderdik” anlamına gelir. Yani, peygamberler zincirinde bir boşluk bırakılmadığını, bir peygamberin tebliği eskiyince veya tahrif edilince, hemen bir başkasının onun izinden gelerek mesajı tazelediğini ifade eder.
  2. Hz. İsa’ya verilen “apaçık deliller” (beyyinât) nelerdir?
    • Kur’an’da belirtildiği gibi, beşikteyken konuşması, çamurdan kuş yapıp ona can vermesi, anadan doğma körü ve alaca hastalığını iyileştirmesi ve Allah’ın izniyle ölüleri diriltmesi gibi mucizelerdir.
  3. “Ruh’ul-Kudüs” kimdir veya nedir?
    • İslam alimlerinin ezici çoğunluğuna göre, “Ruh’ul-Kudüs” (Kutsal Ruh), vahiy meleği olan Cebrail’in (a.s.) bir diğer ismidir. Allah, Hz. İsa’yı, Cebrail aracılığıyla sürekli olarak desteklemiş ve korumuştur.
  4. “Hevâ” nedir?
    • Hevâ, insanın nefsinin, ilahi bir rehberliğe dayanmayan, sonunu düşünmeden ortaya çıkan körü körüne arzu ve istekleridir. Hevâya uymak, Kur’an’da şirke götüren en büyük tehlikelerden biri olarak görülür.
  5. Bu ayet, peygamber öldürmenin sadece İsrailoğulları’na mahsus bir suç olduğunu mu gösterir?
    • Tarihsel olarak, bu suçu en sistematik ve en çok işleyen kavmin onlar olduğu, Kur’an tarafından belirtilir. Bu, onların karakterlerindeki isyanın ne kadar ileri bir noktaya vardığını gösteren en dehşet verici delildir.
  6. Bu ayetin günümüzdeki Müslümanlara mesajı nedir?
    • Dinin hükümlerini, kendi nefsimizin, arzularımızın veya modern çağın dayatmalarının süzgecinden geçirmememiz gerektiği konusunda bir uyarıdır. Aslolan, nefsin hoşuna gitmese bile, Kur’an ve Sünnet’in getirdiği hükme teslim olmaktır.
  7. “Kibirlendiniz” (istekbertum) ifadesi neyi vurgular?
    • Bu, onların, peygamberlerin getirdiği hükmü, kendilerinden daha aşağı bir otoriteden geliyormuş gibi görerek, ona boyun eğmeyi kendi büyüklüklerine yediremediklerini vurgular. Kibir, hakkı küçük görmektir.
  8. Bu ayet, bir sonraki ayete nasıl bir zemin hazırlar?
    • Bu ayet, onların isyanlarının sebebini (“nefislerinin hoşuna gitmemesi”) teşhis etti. Bir sonraki ayet (88), onların bu isyanlarını meşrulaştırmak için öne sürdükleri sahte bir mazereti (“kalplerimiz kılıflıdır”) aktaracak ve o mazereti çürütecektir.
  9. Bu ayetin ana mesajı nedir?
    • Hakikati reddetmenin temel sebebi, entelektüel bir şüphe veya delil yetersizliği değil, ahlaki bir hastalık olan, nefsin arzularını (hevâyı) ilahi vahyin önüne koyma kibridir.
  10. Ayetin üslubu neden bir soru (istifham-ı inkârî) şeklinde?
    • “Ne zaman bir peygamber… gelse, kibirlendiniz, değil mi?” şeklindeki soru üslubu, onların bu eylemlerini inkâr edemeyecekleri, tarihlerinin bu suçlarla dolu olduğu gerçeğini yüzlerine vurarak, onları kınamak ve susturmak için kullanılan etkili bir hitabet sanatıdır.

ALPER

"İslam Bilimleri ve Tefsir araştırmacısı olan Alper, Kur'anî kavramlar ve Hadis ilmi üzerine derinlemesine çalışmalar yürütmektedir. Akademik perspektifi manevi derinlikle harmanlayarak okuyucularına rehberlik etmeyi amaçlar."

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu