Kuran-ı Kerim Tüm Sureler

Hâkka Suresi

Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ nebiyyinâ Muhammedini'n-nebiyyi'il-ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim

69-Hâkka  Suresi 1. Ayet

  • El hâkkah(hâkkatu).
  • بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ ٱلْحَآقَّةُ
  • Gerçekleşecek olan kıyamet!

69-Hâkka  Suresi 2. Ayet

  • Mel hâkkah(hâkkatu).
  • مَا ٱلْحَآقَّةُ
  • Nedir o gerçekleşecek olan kıyamet?

69-Hâkka  Suresi 3. Ayet

  • Ve mâ edrâke mel hâkkah(hâkkatu).
  • وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا ٱلْحَآقَّةُ
  • Gerçekleşecek olan kıyametin ne olduğunu sen ne bileceksin?

69-Hâkka  Suresi 4. Ayet

  • Kezzebet semûdu ve âdun bil kâriah(kâriati).
  • كَذَّبَتْ ثَمُودُ وَعَادٌۢ بِٱلْقَارِعَةِ
  • Semûd ve Âd kavimleri, yüreklerini hoplatacak olan büyük felaketi (Kıyameti) yalanladılar.

69-Hâkka  Suresi 5. Ayet

  • Fe emmâ semûdu fe uhlikû bit tâgıyeh(tâgıyeti).
  • فَأَمَّا ثَمُودُ فَأُهْلِكُوا۟ بِٱلطَّاغِيَةِ
  • Semûd kavmi korkunç bir sarsıntı ile helâk edildi.

69-Hâkka  Suresi 6. Ayet

  • Ve emmâ âdun fe uhlikû bi rîhın sarsarin âtiyeh(âtîyetin).
  • وَأَمَّا عَادٌ فَأُهْلِكُوا۟ بِرِيحٍ صَرْصَرٍ عَاتِيَةٍ
  • Âd kavmine gelince, onlar da uğultulu ve dondurucu şiddetli bir rüzgârla helâk edildi.

69-Hâkka  Suresi 7. Ayet

  • Sehharehâ aleyhim seb’a leyâlin ve semâniyete eyyâmin husûmen fe terel kavme fîhâ sar’â ke ennehum a’câzu nahlin hâviyeh(hâviyetin).
  • سَخَّرَهَا عَلَيْهِمْ سَبْعَ لَيَالٍ وَثَمَٰنِيَةَ أَيَّامٍ حُسُومًا فَتَرَى ٱلْقَوْمَ فِيهَا صَرْعَىٰ كَأَنَّهُمْ أَعْجَازُ نَخْلٍ خَاوِيَةٍ
  • Allah, onu kesintisiz olarak yedi gece, sekiz gün onların üzerine musallat etti. Öyle ki (eğer orada olsaydın), o kavmi, içi boş hurma kütükleri gibi oracıkta yere serilmiş hâlde görürdün.

69-Hâkka  Suresi 8. Ayet

  • Fe hel terâ lehum min bâkıyeh(bâkıyetin).
  • فَهَلْ تَرَىٰ لَهُم مِّنۢ بَاقِيَةٍ
  • Şimdi onlardan geri kalan bir şey görüyor musun?

69-Hâkka  Suresi 9. Ayet

  • Ve câe fir’avnu ve men kablehu vel mu’tefikâtu bil hâtıeh(hâtıeti).
  • وَجَآءَ فِرْعَوْنُ وَمَن قَبْلَهُۥ وَٱلْمُؤْتَفِكَٰتُ بِٱلْخَاطِئَةِ
  • Firavun, ondan öncekiler ve yerle bir olan şehirler (halkı olan Lût kavmi) hep o suçu işlediler.

69-Hâkka  Suresi 10. Ayet

  • Fe asav resûle rabbihim fe ehazehum ahzeten râbiyeh(râbiyeten).
  • فَعَصَوْا۟ رَسُولَ رَبِّهِمْ فَأَخَذَهُمْ أَخْذَةً رَّابِيَةً
  • Öyle ki Rablerinin elçilerine karşı geldiler. Bunun üzerine Allah da onları gittikçe artan bir azap ile yakaladı.

69-Hâkka  Suresi 11. Ayet

  • İnnâ lemmâ tagal mâu hamelnâkum fîl câriyeh(câriyeti).
  • إِنَّا لَمَّا طَغَا ٱلْمَآءُ حَمَلْنَٰكُمْ فِى ٱلْجَارِيَةِ
  • (11-12) Şüphesiz, (Nûh zamanında) su bastığı vakit, sizi gemide biz taşıdık ki, bu olayı sizin için bir uyarı yapalım ve belleyecek kulaklar da onu bellesin.

69-Hâkka  Suresi 12. Ayet

  • Li nec’alehâ lekum tezkireten ve teıyehâ uzunun vâıyeh(vâıyetun).
  • لِنَجْعَلَهَا لَكُمْ تَذْكِرَةً وَتَعِيَهَآ أُذُنٌ وَٰعِيَةٌ
  • (11-12) Şüphesiz, (Nûh zamanında) su bastığı vakit, sizi gemide biz taşıdık ki, bu olayı sizin için bir uyarı yapalım ve belleyecek kulaklar da onu bellesin.

69-Hâkka  Suresi 13. Ayet

  • Fe izâ nufiha fîs sûri nefhatun vâhıdeh(vâhıdetun).
  • فَإِذَا نُفِخَ فِى ٱلصُّورِ نَفْخَةٌ وَٰحِدَةٌ
  • (13-15) Sûr’a bir defa üfürülünce, yeryüzü ve dağlar kaldırılıp birbirine bir çarptırılınca, işte o gün olacak olmuş (kıyamet kopmuş)tur.

69-Hâkka  Suresi 14. Ayet

  • Ve humiletil ardu vel cibâlu fe dukketâ dekketen vâhıdeh(vâhıdeten).
  • وَحُمِلَتِ ٱلْأَرْضُ وَٱلْجِبَالُ فَدُكَّتَا دَكَّةً وَٰحِدَةً
  • (13-15) Sûr’a bir defa üfürülünce, yeryüzü ve dağlar kaldırılıp birbirine bir çarptırılınca, işte o gün olacak olmuş (kıyamet kopmuş)tur.

69-Hâkka  Suresi 15. Ayet

  • Fe yevme izin vekaatil vâkıah(vâkıatu).
  • فَيَوْمَئِذٍ وَقَعَتِ ٱلْوَاقِعَةُ
  • (13-15) Sûr’a bir defa üfürülünce, yeryüzü ve dağlar kaldırılıp birbirine bir çarptırılınca, işte o gün olacak olmuş (kıyamet kopmuş)tur.

69-Hâkka  Suresi 16. Ayet

  • Ven şakkatis semâu fe hiye yevme izin vâhiyeh(vâhiyetun).
  • وَٱنشَقَّتِ ٱلسَّمَآءُ فَهِىَ يَوْمَئِذٍ وَاهِيَةٌ
  • Gök de yarılmış ve artık o gün o da çökmeye yüz tutmuştur.

69-Hâkka  Suresi 17. Ayet

  • Vel meleku alâ ercâihâ, ve yahmilu arşe rabbike fevkahum yevme izin semâniyeh(semâniyetun).
  • وَٱلْمَلَكُ عَلَىٰٓ أَرْجَآئِهَا ۚ وَيَحْمِلُ عَرْشَ رَبِّكَ فَوْقَهُمْ يَوْمَئِذٍ ثَمَٰنِيَةٌ
  • Melekler onun kıyılarındadır. O gün Rabbinin Arş’ını, bunların da üstünde sekiz taşıyıcı taşır.

69-Hâkka  Suresi 18. Ayet

  • Yevme izin tu’radûne lâ tahfâ minkum hâfiyeh(hâfiyetun).
  • يَوْمَئِذٍ تُعْرَضُونَ لَا تَخْفَىٰ مِنكُمْ خَافِيَةٌ
  • O gün (hesap için Allah’a) arz olunursunuz. Hiçbir sırrınız gizli kalmaz.

69-Hâkka  Suresi 19. Ayet

  • Fe emmâ men ûtiye kitâbehu bi yemînihî fe yekûlu hâumukreû kitâbiyeh.
  • فَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَٰبَهُۥ بِيَمِينِهِۦ فَيَقُولُ هَآؤُمُ ٱقْرَءُوا۟ كِتَٰبِيَهْ
  • İşte o vakit, kitabı kendisine sağından verilen kimse der ki: “Gelin, kitabımı okuyun!”

69-Hâkka  Suresi 20. Ayet

  • İnnî zanentu enniy mulâkın hısâbiyeh.
  • إِنِّى ظَنَنتُ أَنِّى مُلَٰقٍ حِسَابِيَهْ
  • “Çünkü ben, hesabımla karşılaşacağımı zaten biliyordum.”

69-Hâkka  Suresi 21. Ayet

  • Fe huve fî îşetin râdıyeh(râdıyetin).
  • فَهُوَ فِى عِيشَةٍ رَّاضِيَةٍ
  • Artık o, hoşnut bir hayat içindedir.

69-Hâkka  Suresi 22. Ayet

  • Fî cennetin âliyeh(âliyetin).
  • فِى جَنَّةٍ عَالِيَةٍ
  • Yüksek bir cennettedir.

69-Hâkka  Suresi 23. Ayet

  • Kutûfuhâ dâniyeh(dâniyetun).
  • قُطُوفُهَا دَانِيَةٌ
  • Onun meyveleri sarkar (kolaylıkla devşirilebilir).

69-Hâkka  Suresi 24. Ayet

  • Kulû veşrebû henîen bimâ esleftum fîl eyyâmil hâliyeh(hâliyeti).
  • كُلُوا۟ وَٱشْرَبُوا۟ هَنِيٓـًٔۢا بِمَآ أَسْلَفْتُمْ فِى ٱلْأَيَّامِ ٱلْخَالِيَةِ
  • (Onlara şöyle denir:) “Geçmiş günlerde yaptıklarınıza karşılık, afiyetle yiyin, için.

69-Hâkka  Suresi 25. Ayet

  • Ve emmâ men ûtiye kitâbehu bi şimâlihî fe yekûlu yâ leytenî lem ûte kitâbiyeh.
  • وَأَمَّا مَنْ أُوتِىَ كِتَٰبَهُۥ بِشِمَالِهِۦ فَيَقُولُ يَٰلَيْتَنِى لَمْ أُوتَ كِتَٰبِيَهْ
  • Kitabı kendisine sol tarafından verilen ise şöyle der: “Keşke kitabım bana verilmeseydi.”

69-Hâkka  Suresi 26. Ayet

  • Ve lem edri mâ hısâbiyeh.
  • وَلَمْ أَدْرِ مَا حِسَابِيَهْ
  • “Hesabımın ne olduğunu da bilmeseydim.”

69-Hâkka  Suresi 27. Ayet

  • Yâ leytehâ kânetil kâdiyeh(kâdiyete).
  • يَٰلَيْتَهَا كَانَتِ ٱلْقَاضِيَةَ
  • “Keşke ölüm her şeyi bitirseydi.”

69-Hâkka  Suresi 28. Ayet

  • Mâ agnâ annî mâliyeh.
  • مَآ أَغْنَىٰ عَنِّى مَالِيَهْ ۜ
  • “Malım bana hiçbir yarar sağlamadı.”

69-Hâkka  Suresi 29. Ayet

  • Heleke annî sultâniyeh.
  • هَلَكَ عَنِّى سُلْطَٰنِيَهْ
  • “Saltanatım da yok olup gitti.”

69-Hâkka  Suresi 30. Ayet

  • Huzûhu fe gullûh(gullûhu).
  • خُذُوهُ فَغُلُّوهُ
  • (Allah, şöyle der:) “Onu yakalayıp bağlayın.”

69-Hâkka  Suresi 31. Ayet

  • Summel cahîme sallûh(sallûhu).
  • ثُمَّ ٱلْجَحِيمَ صَلُّوهُ
  • “Sonra onu cehenneme atın.”

69-Hâkka  Suresi 32. Ayet

  • Summe fî silsiletin zer’uhâ seb’ûne zirâan feslukûh(feslukûhu).
  • ثُمَّ فِى سِلْسِلَةٍ ذَرْعُهَا سَبْعُونَ ذِرَاعًا فَٱسْلُكُوهُ
  • “Sonra uzunluğu yetmiş arşın olan zincire vurun onu.”

69-Hâkka  Suresi 33. Ayet

  • İnnehu kâne lâ yu’minu billâhil azîm(azîmi).
  • إِنَّهُۥ كَانَ لَا يُؤْمِنُ بِٱللَّهِ ٱلْعَظِيمِ
  • “Çünkü o, azamet sahibi Allah’a iman etmiyordu.”

69-Hâkka  Suresi 34. Ayet

  • Ve lâ yahuddu alâ taâmil miskîn(miskîni).
  • وَلَا يَحُضُّ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلْمِسْكِينِ
  • “Yoksulu doyurmağa teşvik etmiyordu.”

69-Hâkka  Suresi 35. Ayet

  • Fe leyse lehul yevme hâhunâ hamîm(hamîmun).
  • فَلَيْسَ لَهُ ٱلْيَوْمَ هَٰهُنَا حَمِيمٌ
  • “Bu sebeple, bugün burada onun samimi bir dostu yoktur.”

69-Hâkka  Suresi 36. Ayet

  • Ve lâ taâmun illâ min gıslîn(gıslînin).
  • وَلَا طَعَامٌ إِلَّا مِنْ غِسْلِينٍ
  • “Kanlı irinden başka bir yiyeceği de yoktur.”

69-Hâkka  Suresi 37. Ayet

  • Lâ ye’kuluhu illel hâtiûn(hâtiûne).
  • لَّا يَأْكُلُهُۥٓ إِلَّا ٱلْخَٰطِـُٔونَ
  • Onu günahkârlardan başkası yemez.”

69-Hâkka  Suresi 38. Ayet

  • Fe lâ uksımu bima tubsırûn(tubsırûne).
  • فَلَآ أُقْسِمُ بِمَا تُبْصِرُونَ
  • (38-40) Görebildiklerinize ve göremediklerinize yemin ederim ki, o (Kur’an), hiç şüphesiz çok şerefli bir elçinin (Allah’tan alıp tebliğ ettiği) sözüdür.

69-Hâkka  Suresi 39. Ayet

  • Ve mâ lâ tubsırûn(tubsırûne).
  • وَمَا لَا تُبْصِرُونَ
  • (38-40) Görebildiklerinize ve göremediklerinize yemin ederim ki, o (Kur’an), hiç şüphesiz çok şerefli bir elçinin (Allah’tan alıp tebliğ ettiği) sözüdür.

69-Hâkka  Suresi 40. Ayet

  • İnnehu le kavlu resûlun kerîmin.
  • إِنَّهُۥ لَقَوْلُ رَسُولٍ كَرِيمٍ
  • (38-40) Görebildiklerinize ve göremediklerinize yemin ederim ki, o (Kur’an), hiç şüphesiz çok şerefli bir elçinin (Allah’tan alıp tebliğ ettiği) sözüdür.

69-Hâkka  Suresi 41. Ayet

  • Ve mâ huve bi kavli şâirin, kalîlin mâ tu’minûn(tu’minûne).
  • وَمَا هُوَ بِقَوْلِ شَاعِرٍ ۚ قَلِيلًا مَّا تُؤْمِنُونَ
  • O, bir şairin sözü değildir. Ne de az inanıyorsunuz!

69-Hâkka  Suresi 42. Ayet

  • Ve lâ bi kavli kâhin(kâhinin), kalîlen mâ tezekkerûn(tezekkerûne).
  • وَلَا بِقَوْلِ كَاهِنٍ ۚ قَلِيلًا مَّا تَذَكَّرُونَ
  • Bir kâhinin sözü de değildir. Ne de az düşünüyorsunuz!

69-Hâkka  Suresi 43. Ayet

  • Tenzîlun min rabbil âlemîn(âlemîne).
  • تَنزِيلٌ مِّن رَّبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ
  • O, âlemlerin Rabbi tarafından indirilmedir.

69-Hâkka  Suresi 44. Ayet

  • Ve lev tekavvele aleynâ ba’dal ekâvîl(ekâvîli).
  • وَلَوْ تَقَوَّلَ عَلَيْنَا بَعْضَ ٱلْأَقَاوِيلِ
  • (44-45) Eğer (Peygamber) bize isnat ederek bazı sözler uydurmuş olsaydı, mutlaka onu kudretimizle yakalardık.

69-Hâkka  Suresi 45. Ayet

  • Le ehaznâ minhu bil yemîn(yemîni).
  • لَأَخَذْنَا مِنْهُ بِٱلْيَمِينِ
  • (44-45) Eğer (Peygamber) bize isnat ederek bazı sözler uydurmuş olsaydı, mutlaka onu kudretimizle yakalardık.

69-Hâkka  Suresi 46. Ayet

  • Summe le kata’nâ minhul vetîn(vetîne).
  • ثُمَّ لَقَطَعْنَا مِنْهُ ٱلْوَتِينَ
  • Sonra da onun şah damarını mutlaka keserdik.

69-Hâkka  Suresi 47. Ayet

  • Fe mâ minkum min ehadin anhu hâcizîn(hâcizîne).
  • فَمَا مِنكُم مِّنْ أَحَدٍ عَنْهُ حَٰجِزِينَ
  • Hiçbiriniz de bu cezayı engelleyip ondan savamazdı.

69-Hâkka  Suresi 48. Ayet

  • Ve innehu le tezkiretun lil muttekîn(muttekîne).
  • وَإِنَّهُۥ لَتَذْكِرَةٌ لِّلْمُتَّقِينَ
  • Şüphesiz Kur’an, Allah’a karşı gelmekten sakınanlara bir öğüttür.

69-Hâkka  Suresi 49. Ayet

  • Ve innâ le na’lemu enne minkum mukezzibîn(mukezzibîne).
  • وَإِنَّا لَنَعْلَمُ أَنَّ مِنكُم مُّكَذِّبِينَ
  • Şüphesiz biz, içinizden yalanlayanların olduğunu elbette biliyoruz.

69-Hâkka  Suresi 50. Ayet

  • Ve innehu le hasretun alel kâfirîn(kâfirîne).
  • وَإِنَّهُۥ لَحَسْرَةٌ عَلَى ٱلْكَٰفِرِينَ
  • Şüphesiz Kur’an, kâfirler için mutlaka bir pişmanlık sebebidir.

69-Hâkka  Suresi 51. Ayet

  • Ve innehu le hakk´ul yakîn(yakîni).
  • وَإِنَّهُۥ لَحَقُّ ٱلْيَقِينِ
  • Şüphesiz Kur’an, gerçek kesin bilgidir.

69-Hâkka  Suresi 52. Ayet

  • Fe sebbıh bismi rabbikel azîm(azîmi).
  • فَسَبِّحْ بِٱسْمِ رَبِّكَ ٱلْعَظِيمِ
  • O hâlde sen, yüce Rabbinin adıyla tespih et.

ALPER

"İslam Bilimleri ve Tefsir araştırmacısı olan Alper, Kur'anî kavramlar ve Hadis ilmi üzerine derinlemesine çalışmalar yürütmektedir. Akademik perspektifi manevi derinlikle harmanlayarak okuyucularına rehberlik etmeyi amaçlar."

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu