Güneşin Batışı ve Hz. İbrahim’in Şirkten Tamamen Uzaklaşması
Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ nebiyyinâ Muhammedini'n-nebiyyi'il-ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim
Kur’an-ı Kerim En’am Suresi 78. Ayeti
Arapça Okunuşu:
فَلَمَّا رَاَ الشَّمْسَ بَازِغَةً قَالَ هٰذَا رَبّ۪ي هٰذَآ اَكْبَرُۚ فَلَمَّٓا اَفَلَتْ قَالَ يَا قَوْمِ اِنّ۪ي بَر۪ٓيءٌ مِمَّا تُشْرِكُونَ
Türkçe Okunuşu:
Fe lemmâ raeş şemse bâzigaten kâle hâzâ rabbî hâzâ ekber, fe lemmâ efelet kâle yâ kavmi innî berîun mimmâ tuşrikûn.
Elmalılı Hamdi Yazır Meali:
Güneşi doğarken görünce: “Rabbim budur, bu daha büyük” dedi. O da batınca şöyle dedi: “Ey kavmim! Ben sizin (Allah’a) ortak koştuğunuz şeylerden uzağım.”
Ayetin Tefsiri
Bu ayet-i kerime, Hz. İbrahim’in (a.s.) o muazzam akıl yürütme silsilesinin zirve noktası ve tevhid ilanının kesinleştiği andır. Yıldız ve Ay’dan sonra, gökyüzünün en parlak, en büyük ve hayat kaynağı olan varlığı Güneş’i doğarken görünce: “Rabbim budur, bu en büyüğüdür” diyerek kavminin mantığını son sınırına kadar götürür.
Ancak Güneş de akşam olup ufkunda kaybolunca (efel), Hz. İbrahim için artık hiçbir şüphe kalmamıştır. En büyük, en parlak ve en güçlü görünen varlığın bile bir “batışa” mahkûm olması, onun bir “idare edilen” (mahlûk) olduğunu kesin olarak ispat etmiştir. Bu noktada İbrahim (a.s.), meşhur “Berâat” (ilişkiyi kesme/uzaklaşma) ilanını yapar: “Ey kavmim! Ben sizin ortak koştuğunuz şeylerden tamamen uzağım.” Bu ifade, sadece gök cisimlerine değil, Allah’ın dışındaki her türlü sahte otoriteye çekilen en büyük resttir.
Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) En’am Suresi’nin 78. Ayeti Işığında Duası
Resulullah (s.a.v.), ceddi İbrahim’in bu tevhid kararlılığını şu duasıyla mühürlerdi:
“Allah’ım! Ben de senin kulun ve elçin olarak ilan ediyorum ki; senin ortak koşulan tüm noksanlıklardan uzağım. En büyük (Ekber) olan ancak sensin. Güneşin doğuşu ve batışı senin emrindendir. Kalbimi batan ve sönen sahte büyüklüklerin cazibesinden koru. Beni senin birliğine (tevhid) sığınan ve her türlü şirkten arınmış olan ‘hanif’ kullarının yolundan ayırma.”
En’am Suresi’nin 78. Ayeti Işığında Hadisler
“Allahü Ekber (Allah en büyüktür) sözü, yerle gök arasını doldurur.”
“Güneş ve Ay, Allah’ın ayetlerinden iki ayettir. Onlar ne birinin ölümü ne de birinin doğumu için tutulurlar (batmazlar).” (Buhari)
“Kim Allah için (şirkten) uzaklaşırsa, Allah ona gerçek imanın tadını tattırır.”
En’am Suresi’nin 78. Ayeti Işığında Sünnet-i Seniyye
Efendimiz’in (s.a.v.) sünnetinde bu ayet, “Mutlak Büyüklüğün Sadece Allah’a Ait Olması” bilinciyle yaşanmıştır. Ezanın ve namazın her rüknünün “Allahü Ekber” ile başlaması, İbrahimî bir miras olarak “en büyük” görünen her şeyi Allah’ın huzurunda küçültmek demektir. Sünnet-i Seniyye; güneşe, aya veya herhangi bir güce bakarken onlara takılıp kalmayı değil, onları evirip çeviren (Müsahhir) kudreti görmeyi öğretir. Efendimiz, Mekke fethinde Kâbe’deki putları yıkarken de aynı “Berâat” ruhuyla hareket etmiştir.
Alimlerin Kıyas ve Hikmet Değerlendirmesi
Alimler (özellikle Fahreddin er-Râzî ve İmam Gazâlî), bu “final” muhakemesi üzerine şu kıyasları yapmışlardır:
Zeval ve Bekâ Kıyası: Alimler der ki: Güneş gibi en muazzam enerji kaynağı bile “zeval” (batış/yok oluş) buluyorsa, o mutlak varlık olamaz. “Baki” olan ile “Fani” olanın kıyası, tevhidin anahtarıdır.
Hâzâ Ekber (Bu daha büyük) Kıyası: İbrahim (a.s.) burada görece (izafi) büyüklükten mutlak büyüklüğe geçiş yapmıştır. En büyük görünenin bile battığını kıyas ederek, “Ekber” sıfatının sadece Allah’a ait olduğu sonucuna varmıştır.
İnkıta (Kesilme) Kıyası: Putperestlerin sevgisi maddeye bağlıdır; madde kaybolunca (batınca) o sevgi kesilir. Müminin sevgisi ise kaybolmayan (Hayy ve Kayyûm) Allah’adır; bu yüzden kesintisizdir.
Ayetten Çıkarılacak Dersler ve Hikmetler
Tevhid Cesareti: Çoğunluğun taptığı değerleri (Güneş gibi) reddedebilmek için sarsılmaz bir mantık ve iman gerekir.
Şirkten Arınma: Müslüman, sadece doğruya inanmakla kalmamalı; yanlıştan (şirkten) uzak olduğunu (Berâat) açıkça ilan etmelidir.
Gözlemden Hakikate: Doğaya bakmak sadece bilimsel bir merak değil, bizi yaratıcıya ulaştıran bir ibadet olmalıdır.
Nihai Karar: Aklî deliller tamamlandığında, insan artık tarafını seçmeli ve batıldan yüz çevirmelidir.
İniş Tarihi ve Nüzul Ortamı
Mekke’de, Kureyş’in kendilerini Hz. İbrahim’in yolunda sandıkları ama putlara taptıkları bir dönemde; gerçek İbrahimî tavrın “şirkten tam bir kopuş” olduğunu onlara hatırlatmak için indirilmiştir.
Önceki ve Sonraki Ayetlerle Bağlantısı
76 ve 77. ayetlerde yıldız ve ay elendi. 78. ayette güneşin de elenmesiyle dış dünyadaki tüm sahte ilah adayları tükenmiş oldu. 79. ayette ise Hz. İbrahim’in bu arayışın sonunda kalbini ve yüzünü tamamen tek olan Allah’a çevirdiği o meşhur “istikamet” ayeti gelecektir.
Sonuç
En’am 78, bize “en büyük” sanılan her şeyin aslında Allah karşısında ne kadar küçük olduğunu öğretir. Göz kamaştıran her ışığın bir gün batacağını hatırlatarak; bizi hiç batmayan, doğmayan ve her an var olan “Allahü Ekber” hakikatine teslim olmaya çağırır.
Özet: İbrahim, en büyük ve en parlak gördüğü Güneş’in bile battığını görünce; “Ey kavmim! Ben sizin Allah’a ortak koştuğunuz her şeyden uzağım” diyerek tevhidini ilan etti.
Sıkça Sorulan Sorular
Neden Güneş için “Hâzâ ekber” (Bu daha büyük) dedi? Kavminin mantığına göre en büyük ilah adayı güneşti. İbrahim (a.s.) onların bu “en büyük” delilini bile batırarak tezlerini kökten çürütmüştür.
“Berâat” (Uzaklaşma) ilanı neden bu kadar önemlidir? Çünkü iman sadece “evet” demek değil, yanlışa “hayır” diyebilmektir. Şirki reddetmeden tevhid tamamlanmaz.
Hz. İbrahim bu konuşmaları gece ve gündüz arka arkaya mı yaptı? Tefsirlerde bunun bir günlük bir süreç mi yoksa uzun bir tefekkür dönemi mi olduğu tartışılır; ancak Kur’an bu süreci sarsıcı bir “mantık dersi” şeklinde birleştirmiştir.
Bu ayet Güneş’e tapmayı neden yasaklar? Güneş’in kendi başına hareket edemediğini, bir doğuş-batış kanununa (emir altına) tabi olduğunu göstererek ilah olamayacağını ispat ettiği için.
Modern dünyada “batan güneşler” nelerdir? Mutlak güç sanılan siyasi otoriteler, yıkılmaz sanılan ekonomik sistemler ve ebedi sanılan dünyevi hırslardır.
“Efel” (Batmak) kelimesi neden her üç ayette de tekrarlanmıştır? “Batan varlık ilah olamaz” kuralını zihinlere kazımak için.
Hz. İbrahim’in bu tavrı “deizm” midir? Hayır, aksine o kainattaki düzenden yola çıkarak, bu düzeni koyan ve insanla iletişim kuran (vahyeden) tek bir İlah’a ulaşmıştır.
Neden “Sizin ortak koştuklarınızdan uzağım” dedi de “Taptıklarınızdan” demedi? Müşrikler Allah’ı tamamen inkar etmiyorlardı, sadece O’na ortak (şirk) koşuyorlardı. İbrahim (a.s.) bu “ortaklık” mantığını reddetmiştir.
Bu ayetle astronomi arasındaki fark nedir? Astronomi güneşin nasıl battığını inceler; bu ayet ise güneşin batışından “Hâlik”in (Yaratıcı’nın) büyüklüğünü okur.
Hz. İbrahim bu sözleri söylerken yalnız mıydı? Ayetten anlaşıldığı üzere bunu kavminin huzurunda, onlara ders vermek amacıyla söylemiştir.
“Ekber” sıfatı burada hangi anlamda kullanılmıştır? Görünürdeki büyüklük anlamında kullanılmış, sonra bu büyüklüğün acziyetle (batmakla) birleşince ilahlığa yetmediği gösterilmiştir.
Bu metodun pedagojik değeri nedir? Muhatabı doğrudan suçlamak yerine, ona sorular sordurup gerçeği kendisinin keşfetmesini sağlamaktır.
Batıştan sonra gelen iman neden daha sağlamdır? Çünkü sahte seçeneklerin hepsinin elendiği, aklen ve kalben “tek seçenek” olan hakikate varıldığı için.