Göklerin ve Yerin Yaratılışı ve Hamd
Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ nebiyyinâ Muhammedini'n-nebiyyi'il-ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim
Kur’an-ı Kerim, En’âm Suresi, 1. Ayet-i Kerimede Anlatılmak İstenenler
Giriş Paragrafı
En’âm Suresi, Mekke döneminde, bir rivayete göre bir bütün halinde ve binlerce meleğin teşyi’i (eşlik etmesi) ile inmiş, azametli bir suredir. Surenin ilk ayeti, varlık aleminin yaratılışındaki eşsiz nizamı ve zıtlıkların uyumunu (karanlık ve aydınlık) nazara vererek söze “Hamd” ile başlar. Ayet, göklerin ve yerin yaratıcısının yalnızca Allah olduğunu, karanlıkları ve nuru O’nun var ettiğini ilan eder. Ancak bu kadar apaçık delillere rağmen, inkâr edenlerin hala Rablerine başka varlıkları “denk” tutmalarındaki (ya’dilûn) büyük çelişkiye ve haksızlığa dikkat çeker. Bu ayet, Allah’ın yaratmadaki tekliğini (Tevhid-i Rububiyyet) ispat ederek söze başlar ve tüm hamdlerin gerçek muhatabını belirler.
Ayet-i Kerime
Arapça Okunuşu: اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ الَّذ۪ي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ وَجَعَلَ الظُّلُمَاتِ وَالنُّورَۜ ثُمَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا بِرَبِّهِمْ يَعْدِلُونَ
Elmalılı Hamdi Yazır Meali: Hamd, gökleri ve yeri yaratan, karanlıkları ve aydınlığı var eden Allah’a mahsustur. (Bunca delillerden) sonra kafir olanlar (hala putları) Rab’lerine denk tutuyorlar.
Türkçe Okunuşu: El hamdu lillâhillezî halakas semâvâti vel arda ve cealez zulumâti ven nûr(nûra), summellezîne keferû bi rabbihim ya’dilûn(ya’dilûne).
Ayetin Detaylı Tefsiri
Bu ayet, İslam akidesinin temelini şu üç ana başlıkta ele alır:
Hamdin Sahibi (
El-Hamdu lillâh): Surenin “Hamd” ile başlaması çok anlamlıdır. Hamd, sadece bir teşekkür değil; Allah’ı tüm kemal sıfatlarıyla övmek, O’nun eşsizliğini kabul etmektir. Göklerin ve yerin nizamını gören bir akıl için hamd, kaçınılmaz bir sonuçtur.Yaratılış ve Düzen (
Halaka... ve Ceale...): Ayette gökler ve yer için “yaratma” (halaka), karanlıklar ve nur için “var etme/kılma” (ceale) fiilleri kullanılır. Göklerin ve yerin o devasa kütlesini yoktan var eden Allah, onların içindeki gece-gündüz, karanlık-aydınlık gibi kanunları da O koymuştur. Burada “Karanlıklar” (zulumât) çoğul, “Nur” ise tekil olarak geçer. Bu, batılın ve sapıklığın pek çok yolu olduğunu, hakikat yolunun (Nur) ise tek olduğunu simgeleyen harika bir nükte barındırır.İnkârın Mantıksızlığı (
Ya’dilûn): Ayetin sonundaki “Ya’dilûn” ifadesi, “denkleştirmek, eşit tutmak” demektir. Gökleri, yeri, nuru ve karanlığı yaratan sonsuz kudret sahibi Allah dururken; aciz, hiçbir şey yaratamayan mahlukatı veya putları O’na ortak koşmak, mantığın ve vicdanın iflasıdır.
Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) En’âm Suresi’nin 1. Ayeti Işığında Duası
Efendimiz (s.a.v), sabah ve akşam dualarında kainatın yaratıcısını daima tesbih ederdi:
“Allah’ım! Göklerin ve yerin yaratıcısı, gizliyi ve aşikârı bilen, her şeyin Rabbi ve sahibi olan Allah’ım! Senden başka ilah olmadığına şahitlik ederim. Nefsimin şerrinden, şeytanın ve ortaklarının şerrinden Sana sığınırım.” (Ebû Dâvûd, Edeb, 101).
En’âm Suresi’nin 1. Ayeti Işığında Hadisler
Surenin Azameti: Hz. Ömer (r.a) şöyle buyurmuştur: “En’âm Suresi, Kur’an’ın en kıymetli hazinelerinden biridir.”
Nur ve Karanlık Temsili: Resûlullah (s.a.v) toprağa bir çizgi çizip “Bu Allah’ın yoludur” buyurmuş, sağına ve soluna da çizgiler çizerek “Bunlar da yollardır, her birinin başında ona çağıran bir şeytan vardır” demiştir. (İbn Mâce, Mukaddime, 1). Bu hadis, ayetteki “Karanlıkların çoğul, Nur’un tekil” geçmesinin fiili bir tefsiridir.
En’âm Suresi’nin 1. Ayeti Işığında Sünnet-i Seniyye
Tevhid Mücadelesi: Peygamberimiz’in tüm hayatı, bu ayetin sonundaki “denk tutma” (şirk) sapıklığına karşı bir nur mücadelesidir. O, her fırsatta göklerdeki ve yerdeki ayetleri (yıldızlar, ay, güneş) göstererek aklı, yaratıcıya yönlendirmiştir.
Hamd ile Başlamak: Her önemli işe hamd ile başlamak Efendimiz’in en temel sünnetidir. Bu surenin hamd ile başlaması, kulun her nefeste bu şükür halinde olması gerektiğini öğretir.
Ayetten Çıkarılacak Dersler ve Hikmetler
Varlık Delildir: Etrafımızdaki her şey (gökler, yer, ışık) Allah’ın varlığına açılan birer penceredir.
İstikamet Tekdir: Dalalet yolları (karanlıklar) çoktur ama hidayet yolu (Nur) birdir.
Nankörlükten Sakınmak: Allah’ın nimetlerini kullanıp başkasına (putlar, nefis, para) kulluk etmek en büyük adaletsizliktir.
Önceki ve Sonraki Ayetlerle Bağlantısı
Önceki (Mâide 120): Mâide Suresi “Allah her şeye kadirdir” diye bitmişti. En’âm 1, bu kudretin eserlerini (gökleri, yeri) sayarak o hükmü delillendirir.
Sonraki (En’âm 2): İlk ayette dış alemin (afak) yaratılışından bahseden Rabbimiz, ikinci ayette insanın (enfüs) balçıktan yaratılışına ve eceline vurgu yaparak delilleri derinleştirir.
Sonuç
En’âm Suresi 1. ayet, kainatın muhteşem nizamını Allah’ın tekliğine şahit tutarak, insanı derin bir tefekküre ve mutlak bir hamde davet eder.
Özet: Ayet, göklerin, yerin, karanlık ve aydınlığın tek yaratıcısının Allah olduğunu, O’na ortak koşmanın ise akla aykırı büyük bir haksızlık olduğunu bildirir.
İniş Tarihi ve Nüzul Ortamı: Mekke’de, müşriklerin Allah’ın gücünü kabul etmelerine rağmen putları aracı kılarak şirk koştukları bir ortamda, Tevhid akidesini kesin bir dille ilan etmek için inmiştir.