Dünya Ve Ahiret Hayrımızı İyiliğimize Olacak Seviyeleri Veren Melik Olan Rabbimiz
Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ nebiyyinâ Muhammedini'n-nebiyyi'il-ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim
Melik’ten Murada: Dünya ve Ahiret Hayrına Giden Yol
Allahümme Salli Alâ Seyyidina Muhammed
أَوْ كَالَّذِي مَرَّ عَلَىٰ قَرْيَةٍ وَهِيَ خَاوِيَةٌ عَلَىٰ عُرُوشِهَا قَالَ أَنَّىٰ يُحْيِي هَٰذِهِ اللَّهُ بَعْدَ مَوْتِهَا ۖ فَأَمَاتَهُ اللَّهُ مِائَةَ عَامٍ ثُمَّ بَعَثَهُ ۖ قَالَ كَمْ لَبِثْتَ ۖ قَالَ لَبِثْتُ يَوْمًا أَوْ بَعْضَ يَوْمٍ ۖ قَالَ بَل لَّبِثْتَ مِائَةَ عَامٍ فَانظُرْ إِلَىٰ طَعَامِكَ وَشَرَابِكَ لَمْ يَتَسَنَّهْ ۖ وَانظُرْ إِلَىٰ حِمَارِكَ وَلِنَجْعَلَكَ آيَةً لِّلنَّاسِ ۖ وَانظُرْ إِلَى الْعِظَامِ كَيْفَ نُنشِزُهَا ثُمَّ نَكْسُوهَا لَحْمًا ۚ فَلَمَّا تَبَيَّنَ لَهُ قَالَ أَعْلَمُ أَنَّ اللَّهَ عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ
Türkçe Okunuşu:
Ev kellezî merra alâ karyetin ve hiye hâviyetun alâ urûşihâ, kâle ennâ yuhyî hâzihillâhu ba’de mevtihâ, fe emâtehullâhu miete âmin summe beaseh(u), kâle kem lebiist(e), kâle lebiistu yevmen ev ba’da yevm(in), kâle bel lebiiste miete âmin fenzur ilâ taâmike ve şerâbike lem yetesenneh, venzur ilâ hımârik(e) ve li nec’aleke âyeten lin nâsi venzur ilel izâmi keyfe nunşizuhâ summe neksûhâ lahmâ(n), fe lemmâ tebeyyene lehu kâle a’lemu ennallâhe alâ kulli şey’in kadîr.
Elmalılı Hamdi Yazır Meali:
Yahut o kimse gibisini (görmedin mi) ki, çökmüş, çatısı yerle bir olmuş bir kasabaya uğramıştı da: “Allah bunu ölümünden sonra nasıl diriltecek?” demişti. Bunun üzerine Allah onu yüz yıl öldürdü, sonra diriltti. “Ne kadar kaldın?” dedi. O da: “Bir gün yahut günün bir kısmı kadar kaldın” dedi. Allah buyurdu ki: “Hayır, yüz yıl kaldın. Öyleyken yiyeceğine ve içeceğine bak, henüz bozulmamış. Bir de eşeğine bak! (Bunlar) seni insanlara bir ibret kılmamız içindir. Hele o kemiklere bak, onları nasıl birbirine bindiriyoruz, sonra onlara nasıl et giydiriyoruz!” Bu durum ona apaçık belli olunca: “Şimdi biliyorum ki Allah, her şeye kadirdir” dedi.
Ayetin Detaylı Tefsiri
Bu ayet, Melik olan Allah’ın mülkünde dilediği gibi tasarruf ettiğinin, zamanı ve maddeyi nasıl aşabildiğinin muazzam bir örneğidir. Tefsirlerde bu zatın genellikle Üzeyir (a.s.) olduğu belirtilir. Yıkılmış bir şehri (Kudüs’ü) gördüğünde duyduğu hayret, inkâr değil, Allah’ın kudretinin nasıl tecelli edeceğine dair bir merak ve tefekkürdür.
Allah Teâlâ, ona hem ölümü hem de dirilişi bizzat tecrübe ettirmiştir. Burada dikkat çekici olan, yanındaki yiyecek ve içeceğin (maddi rızkın) yüz yıl geçmesine rağmen bozulmaması, ancak eşeğinin (canlı bir mülkün) kemik haline gelmesidir. Bu, Allah’ın her şeyi aynı kurallara hapsetmediğini, dilediğine farklı kanunlar uyguladığını gösterir. İnsan hayatında da böyledir; bazen her şeyin bittiğini sandığımız anda Melik olan Rabbimiz “Ol” der ve her şey yeniden canlanır.
Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) Bakara Suresi 259. Ayeti Işığında Duası
“Ey hayatı veren ve alan Allah’ım! Kalbimi dinin üzere sabit kıl. Senden kesin bir iman ve sarsılmaz bir teslimiyet diliyorum. Kudretinin tecellilerini gördükçe sana olan hayranlığımı artır.”
Bakara Suresi 259. Ayeti Işığında Hadisler
“Allah Teâlâ buyuruyor ki: ‘Ey âdemoğlu! Sen bana dua ettiğin ve benden umduğun sürece, günahların ne kadar çok olursa olsun, onları affederim ve onlara aldırmam.'” (Tirmizi) – Bu ayetteki diriliş gibi, tövbe de manevi bir diriliştir.