Ahirette Hesaba Çekilecek Olan Ümmetler ve Peygamberler
Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ nebiyyinâ Muhammedini'n-nebiyyi'il-ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim
Ansızın gelen azap ve sonrasındaki çaresiz itiraftan sonra; şimdi ilahi mahkemenin en dehşetli safhasına, “Büyük Soruşturma” anına geçiyoruz. Bu ayet, kimsenin ayrıcalıklı olmadığını, elçilerin de elçilik yapılanların da o mutlak terazide tartılacağını ilan eden sarsıcı bir “mesuliyet” beyanıdır:
Kur’an-ı Kerim A’râf Suresi 6. Ayeti
Arapça Okunuşu: فَلَنَسْـَٔلَنَّ الَّذ۪ينَ اُرْسِلَ اِلَيْهِمْ وَلَنَسْـَٔلَنَّ الْمُرْسَل۪ينَ
Türkçe Okunuşu: Fe le nes’elennellezîne ursile ileyhim ve le nes’elennel murselîn.
Elmalılı Hamdi Yazır Meali: Elbette kendilerine peygamber gönderilenleri de sorguya çekeceğiz, gönderilen peygamberleri de sorguya çekeceğiz.
Ayetin Detaylı Tefsiri
Bu ayet-i kerime, ahiret hesabının ne kadar kapsamlı ve ciddi olduğunu gösterir. Allah Teâlâ, mahşer meydanında kurulacak olan o büyük mahkemede iki tarafın da yüzleştirileceğini haber verir.
Ümmetlerin Sorgusu (Ellezîne ursile ileyhim): Kendilerine vahiyle yol gösterilen, peygamberlerin dizinin dibinde yetişen veya o mesaj kendisine bir şekilde ulaşan her fert hesaba çekilecektir. Alper, onlara şu sorulacak: “Size elçilerim geldiğinde ne yaptınız? Size uzatılan o kurtuluş ipine mi sarıldınız, yoksa kibirle arkanızı mı döndünüz?” Bu, sadece “inandım” demenin yetmediği, imanın eyleme dökülüp dökülmediğinin sorgulandığı andır.
Peygamberlerin Sorgusu (El-Murselîn): İşte ayetin en sarsıcı noktası burasıdır. Allah katında en yüce makamda olan peygamberler dahi sorgulanacaktır. Elbette onların sorgusu bir suç isnadı değil, bir “şahitlik” ve “görev tespiti” mahiyetindedir. Onlara: “Tebliğ görevini hakkıyla yerine getirdiniz mi? Ümmetiniz size ne cevap verdi?” diye sorulacaktır. Bu durum, meselenin ne kadar ciddiye alınması gerektiğini bize haykırır; peygamberlerin bile titrediği o meydanda, bizim halimiz ne olur?
Mutlak Adalet ve Yüzleşme: Peygamber ile ümmetin karşı karşıya getirilmesi, kimsenin “Bana haber gelmedi” veya “Ben anlatmıştım ama dinlemediler” diyerek gerçeği saptırmasına imkan bırakmaz. Her şey şahitlerin huzurunda, apaçık ortaya dökülecektir.
Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) A’râf Suresi’nin 6. Ayeti Işığında Duası
“Allah’ım! Sen her şeyi bilen, gizli ve aşikâr her ameli görensin. Hesabın o dehşetli gününde, peygamberlerin bile senin azametinden titrediği o mahşer meydanında bizleri mahcup eyleme. Rabbim! Sen beni ümmetine rehber kıldın, onlara senin mesajını ulaştırmayı bana vazife eyledin. Beni, görevini eksiksiz yapmış, emanete hıyanet etmemiş bir elçi olarak huzuruna kabul buyur. Ümmetimi de senin davetine icabet eden, peygamberinin izinden giden ve sorgusu kolay olanlardan eyle. ‘Peygamberlere ne cevap verdiniz?’ sorusu sorulduğunda, dilimizi hakikat üzere sabit kıl. Bizleri senin rahmetinle yargıla, hesabımızı lütfunla gör.”
A’râf Suresi’nin 6. Ayeti Işığında Hadisler
“Kıyamet günü her kul şu beş şeyden sorguya çekilmedikçe yerinden kımıldayamaz: Ömrünü nerede tükettiği, gençliğini nerede eskittiği, malını nereden kazanıp nereye harcadığı ve bildikleriyle ne amel ettiği.” (Tirmizi)
“Veda Haccı’nda Efendimiz (s.a.v) binlerce sahabeye: ‘Yarın size benden soracaklar, ne diyeceksiniz?’ buyurdu. Onlar: ‘Tebliğ ettin, görevini yaptın diyeceğiz’ deyince; Efendimiz parmağını semaya kaldırıp ‘Şahit ol ya Rab! Şahit ol ya Rab!’ demiştir.” (Müslim) — Bu, ayetteki soruşturmaya dünyadan verilen bir hazırlıktır.
“Peygamberlere sorulur: ‘Tebliğ ettiniz mi?’ Onlar ‘Evet’ derler.” (Buhari)
A’râf Suresi’nin 6. Ayeti Işığında Sünnet-i Seniyye
Efendimiz’in (s.a.v.) hayatında bu ayet, “Sorumluluk Bilinci ve Şahitlik Hazırlığı” olarak yaşanmıştır. O (s.a.v), her anını “hesap verecek bir elçi” vakarıyla yaşamıştır. Sünnet-i Seniyye; bir iş yaparken sadece bugünü değil, o büyük mahkemedeki yüzleşmeyi düşünmektir. Efendimiz, ümmetinden birine bir haksızlık geçmiş olabileceği endişesiyle, vefatından önce mescide çıkıp “Kimin bende hakkı varsa gelsin alsın!” diyerek helallik istemiştir. O’nun sünneti, peygamberlerin bile hesaba çekileceği bir sistemde, sıradan bir kulun ne kadar titiz yaşaması gerektiğini bizzat kendi hayatıyla göstermektir.
Ayetten Çıkarılacak Dersler ve Hikmetler
Dokunulmazlık Yoktur: Ahirette rütbe ve makam hesabı durdurmaz; aksine makam büyüdükçe mesuliyet artar.
Tebliğin Ağırlığı: Din anlatmak bir şeref olduğu kadar, hesabı en ağır olan görevlerden biridir.
Cevap Hazırlığı: Hayat, aslında o gün sorulacak sorulara şimdiden verilen bir cevaptır.
Kolektif Hesap: Hem bireyler tek tek, hem de toplumlar kendilerine gelen rehberlere verdikleri tepkiler üzerinden sorgulanacaktır.
Özet
Hesap günü hem peygamber gönderilen toplumları kesinlikle sorgulayacağız, hem de onlara gönderilen peygamberleri tek tek sorguya çekeceğiz.
İniş Tarihi ve Nüzul Ortamı
Mekke’de, müşriklerin peygamberle dalga geçtiği ve “Sen de kim oluyorsun?” dedikleri bir dönemde; hem elçinin hem de ona karşı duranların mutlak bir mahkemede yüzleşeceklerini haber vererek müminlere izzet, kafirlere ise korku vermek için inmiştir.
Önceki ve Sonraki Ayetlerle Bağlantısı
ayette zalimlerin dünyadaki son feryadı anlatılmıştı. 6. ayette meselenin sadece feryatla bitmediği, resmi bir sorgulamanın başlayacağı bildirildi. 7. ayette ise Allah’ın bu sorgulamayı “bilgiye” dayanarak yapacağı, çünkü her an her yerde hazır olduğu vurgulanacaktır.
Sonuç
A’râf 6, ciddiyet ayetidir. Peygamberlerin bile hesaba çekildiği bir yerde, hiçbirimiz başıboş değiliz.
Sıkça Sorulan Sorular
Peygamberler günah işlemezken neden sorgulanırlar? Suçlu oldukları için değil; tebliğ görevini yaptıklarına dair şahitlikleri ve ümmetlerinin onlara verdiği tepkilerin tespiti için.
“Size ne cevap verildi?” sorusuna peygamberler ne der? Kur’an’ın başka bir ayetine göre: “Bizim hiçbir bilgimiz yok, gizlilikleri hakkıyla bilen ancak sensin” (Maide, 109) diyerek Allah’a sığınırlar.
Haber gönderilmeyenlerin durumu nedir? İslam alimlerine göre kendilerine mesaj ulaşmayanlar (fetret ehli), akıllarıyla Allah’ı bulmakla veya özel bir sınavla mükellef tutulurlar.
Sorgulama ne kadar sürecek? Allah için zaman kavramı yoktur; O “hesabı çabuk görendir” (Seriü’l Hisab).
Şahitler kimler olacak? Peygamberler, melekler, yer yüzü ve hatta insanın kendi organları.
Bu ayet müminin ümidini kırar mı? Hayır; aksine peygamberlerin de orada olduğunu bilmek mümin için bir şefaat ve beraberlik umududur.
Peygamberlere neden “el-Murselîn” denilmiştir? Gönderilmişlik vasıflarına vurgu yaparak, onların kendi başlarına değil Allah’ın emriyle hareket ettiklerini belirtmek için.
Sorguda mazeret kabul edilir mi? Gerçek mazeretler Allah katında bilinir, ancak yalan ve saptırma mazeretler o gün sökmez.
Bu ayet bizi nasıl bir ahlaka yöneltir? “Hesaba çekilmeden önce kendinizi hesaba çekin” ahlakına.
Allah her şeyi biliyorsa neden soruyor? Adaletin tecelli ettiğini herkese göstermek ve suçluların mazeretini tamamen kesmek için.
En ağır soru hangisi olacak? Allah’ın birliği ve O’na verilen sözün (ahdin) yerine getirilip getirilmediği.