Gökleri ve Yeri Hak İle Yaratan ve “Ol” Deyince Olduran
Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ nebiyyinâ Muhammedini'n-nebiyyi'il-ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim
Kur’an-ı Kerim En’am Suresi 73. Ayeti
Arapça Okunuşu:
وَهُوَ الَّذ۪ي خَلَقَ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضَ بِالْحَقِّۜ وَيَوْمَ يَقُولُ كُنْ فَيَكُونُۚ قَوْلُهُ الْحَقُّۜ وَلَهُ الْمُلْكُ يَوْمَ يُنْفَخُ فِي الصُّورِۜ عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَةِۜ وَهُوَ الْحَك۪يمُ الْخَب۪يرُ
Türkçe Okunuşu:
Ve huvellezî halakas semâvâti vel arda bil hakk, ve yevme yekûlu kun fe yekûn, kavluhul hakk, ve lehul mulku yevme yunfehu fîs sûr, âlimul gaybi veş şehâdeh, ve huvel hakîmul habîr.
Elmalılı Hamdi Yazır Meali:
Gökleri ve yeri hak ile yaratan O’dur. O, “Ol!” dediği gün her şey oluverir. O’nun sözü haktır. Sur’a üflendiği gün de mülk (hükümranlık) ancak O’nundur. O, gizliyi de açığı da bilendir. O, hikmet sahibidir, her şeyden haberdardır.
Ayetin Tefsiri
Bu ayet-i kerime, Allah Teâlâ’nın hem yaratma (tekvin) hem de yönetme (tedbir) üzerindeki mutlak kudretini ilan eder. Önceki ayette zikredilen “huzurunda toplanma” (haşr) gerçeğinin dayandığı sarsılmaz temelleri açıklar. Göklerin ve yerin “bil-hakk” (hak ile) yaratılması, kainatın bir oyun veya tesadüf olmadığını, hikmetli bir amaca dayandığını gösterir.
Ayetteki “Kun fe-yekûn” (Ol der, o da oluverir) ifadesi, ilahi iradenin zaman ve mekan üstü süratini temsil eder. Sadece ilk yaratılışta değil, kıyametin kopuşunda ve yeniden dirilişte de aynı mutlak irade devrededir. “Sûr’a üflendiği gün” vurgusuyla, tüm geçici mülklerin ve otoritelerin sona erdiği, mutlak egemenliğin sadece Allah’a ait olduğu o büyük gün ihtar edilir. O, görünen (şehadet) alemini bildiği gibi, insan aklının ulaşamadığı gizli (gayb) alemi de bilendir.
Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) En’am Suresi’nin 73. Ayeti Işığında Duası
Resulullah (s.a.v.), kainatın sahibinin azameti karşısında şöyle dua ederdi:
“Allah’ım! Gökleri ve yeri hak ile yaratan Sensin. Senin sözün haktır, vaadin haktır, kavuşmak haktır. ‘Ol’ emrinle her şeyi var eden kudretine sığınırım. Sûr’a üflendiği o dehşetli günde, mülkün tek sahibi olduğun o günde bizi rahmetinden mahrum etme. Sen gizliyi de açığı da bilensin; içimizi senin sevginle, dışımızı senin rızanla tezyin eyle. Sen Hakîm ve Habîr’sin, bize hikmetinden nasip eyle.”
En’am Suresi’nin 73. Ayeti Işığında Hadisler
“Sûr, içerisine üflenen bir boynuzdur (nurdan bir borudur). Onu üfleyecek olan melek (İsrafil), emri beklemek üzere gözünü Arş’tan ayırmadan hazır beklemektedir.” (Tirmizi)
“Allah, mahlukatı karanlık içinde yarattı, sonra üzerlerine kendi nurundan saçtı. Bu nur kime isabet ettiyse o hidayeti buldu.”
En’am Suresi’nin 73. Ayeti Işığında Sünnet-i Seniyye
Efendimiz’in (s.a.v.) sünnetinde bu ayet, “Rabbani Bir Bakış Açısı” olarak yaşanmıştır. O, kainata baktığında sadece maddeyi değil, “bil-hakk” sırrını, yani ilahi sanatı ve hikmeti görürdü. Gece teheccüd namazına kalktığında gökyüzüne bakarak Ali İmran suresinin son ayetlerini okuması, bu yaratılışın hakikatini tefekkür etme sünnetidir. Sünnet-i Seniyye; her an “Ol” emrine muhtaç olduğumuzu bilerek tevazu göstermeyi ve gizli-açık her şeyin Allah tarafından bilindiği bilinciyle (murakabe) dürüstçe yaşamayı öğretir.
Alimlerin Kıyas ve Hikmet Değerlendirmesi
Alimler (özellikle Fahreddin er-Râzî ve İmam Mâtürîdî), yaratılış ve mülkiyet üzerine şu kıyasları yapmışlardır:
Söz ve Eylem Kıyası: İnsan bir şeyi yapmak için araçlara ve zamana muhtaçtır. Alimler der ki: Allah için yapmak sadece “söz” (Ol!) ile kaimdir. Bu, ilahi kudret ile beşerî acziyetin mutlak kıyasıdır.
Geçici ve Kalıcı Mülk Kıyası: Dünyada krallar ve zenginler mülk sahibi olduğunu sanır. Alimler, “Mülk o gün O’nundur” ifadesini kıyaslarken; Sûr’a üflendiğinde tüm sahte sahiplerin silineceğini, geriye sadece mutlak Malik’in kalacağını vurgularlar.
Gayb ve Şehadet Kıyası: İnsan sadece gördüğüne hükmeder. Alimler, Allah’ın hem görüneni hem gizliyi bilmesini kıyaslayarak; O’nun hükmünün hiçbir eksik bilgiye dayanmayan mutlak adalet olduğunu belirtirler.
Ayetten Çıkarılacak Dersler ve Hikmetler
Kainatın Ciddiyeti: Dünya bir oyun yeri değil; hak, adalet ve hikmet üzere kurulmuş bir imtihan meydanıdır.
Sözün Gücü: Allah’ın sözü (Kur’an) haktır; O’nun verdiği haberlerin gerçekleşmesi “Ol” emri kadar kesindir.
Mutlak Egemenlik: Sıkıştığımızda veya haksızlığa uğradığımızda, Sûr’a üflendiği gün mülkün tek sahibinin Allah olacağını hatırlamak en büyük tesellidir.
Hikmet ve Haber: Başımıza gelen her şeyde bir hikmet (Hakîm) ve Allah’ın o durumdan bir haberi (Habîr) vardır.
İniş Tarihi ve Nüzul Ortamı
Mekke döneminde, evrenin bir tesadüf olduğunu veya putların yaratılışta bir payı olduğunu iddia eden müşriklere karşı; yaratılışın tek ve hak sahibi olan Allah’ı tanıtmak için indirilmiştir.
Önceki ve Sonraki Ayetlerle Bağlantısı
ayette namaz ve takva ile Allah’ın huzurunda toplanma emredilmişti. 73. ayet, o huzuruna toplanılacak Allah’ın kim olduğunu (Yaratıcı, Malik, Alim) tanıttı. 74. ayette ise bu büyük hakikate zıt olarak putlara tapan babası Azer’e karşı Hz. İbrahim’in (a.s.) tevhîd mücadelesi başlayacaktır.
Sonuç
En’am 73, bizi “Ol” emrinin sarsılmaz gücüyle selamlar. Göklerden yerin derinliklerine, gizli sırlarımızdan aşikâr işlerimize kadar her şeyin Allah’ın kontrolünde ve hikmeti dahilinde olduğunu hatırlatarak bizi tam bir teslimiyete çağırır.
Özet: Gökleri ve yeri hak ile yaratan, “Ol” deyince olduran, mülkün tek sahibi olan Allah; gizliyi de açığı da bilen yegâne Hakîm ve Habîr’dir.
Sıkça Sorulan Sorular
“Hak ile yaratmak” (bil-hakk) ne demektir? Kainatın bir tesadüf değil, doğruluk, hikmet, adalet ve sağlam bir nizam üzerine yaratılması demektir.
“Ol” (Kun) emri bir ses midir? Bu, Allah’ın iradesinin bir şeyi yaratmak istediğinde hiçbir engel tanımadan anında gerçekleşmesini anlatan temsili bir ifadedir.
Sûr nedir ve ona neden üflenir? Sûr, mahiyetini Allah’ın bildiği, kıyametin kopuşunu ve yeniden dirilişi başlatacak olan ilahi işarettir.
Neden “Mülk o gün O’nundur” deniliyor; mülk şimdi O’nun değil mi? Mülk her zaman O’nundur; ancak dünyada Allah insanlara geçici tasarruf yetkisi vermiştir. O gün ise bu geçici yetkiler de kalkacak, gerçek tek hakim ortaya çıkacaktır.
Gayb ve Şehadet neyi ifade eder? Gayb; melekler, ahiret ve gelecek gibi gizli olanlar; Şehadet ise duyularımızla algıladığımız maddedir. Allah için ikisi birdir.
“Hakîm” ve “Habîr” isimlerinin farkı nedir? Hakîm, her şeyi yerli yerince yapan; Habîr ise her şeyin iç yüzünden ve gizli tarafındanhakkıyla haberdar olan demektir.
Bu ayet ümitsizliğe nasıl çare olur? “Her şeyi hak ile yaratan ve ‘Ol’ emriyle her zorluğu aşan bir Rabbim var” bilinciyle ümitsizlik yok olur.
“O’nun sözü haktır” ifadesi Kur’an’ı mı kapsar? Evet, hem Kur’an’ı hem de Allah’ın kainat için koyduğu değişmez kanunları ve vaatlerini kapsar.
Bu ayetle bilim arasında bir bağ var mıdır? Kainatın “hak” (düzen ve ölçü) ile yaratılması, bilimin araştırdığı hassas dengelerin ilahi kaynağına işaret eder.
Neden yaratılıştan hemen sonra Sûr’dan bahsedilmiştir? Başlangıcı (halk) yapanın sonu (haşr) getirmeye de muktedir olduğunu vurgulamak için.
“Ol” deyince hemen mi olur? Ayetteki “fe-yekûn” ifadesi oluşun kesinliğini bildirir; bazen anında (mucize), bazen de Allah’ın koyduğu zamansal süreçler içinde gerçekleşir.
Mülkün O’na ait olması bize ne öğretir? Dünya malına ve makamına aşırı bağlanmamayı, asıl otoriteye itaat etmeyi.
Bu ayetle 59. ayet arasındaki bağ nedir? 59. ayet gaybın anahtarlarını anlatmıştı, 73. ayet bu bilgiyi mülkiyet ve yaratılışla birleştirerek bütünledi.