Kuran-ı Kerim Tüm Sureler

Kamer Suresi

Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ nebiyyinâ Muhammedini'n-nebiyyi'il-ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim

54-Kamer  Suresi 1. Ayet

  • İkterebetis sâatu ven şakkal kamer(kameru).
  • بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ ٱقْتَرَبَتِ ٱلسَّاعَةُ وَٱنشَقَّ ٱلْقَمَرُ
  • Kıyamet yaklaştı ve ay yarıldı.

54-Kamer  Suresi 2. Ayet

  • Ve in yerev âyeten yu’ridû ve yekûlû sihrun mustemirr(mustemirrun).
  • وَإِن يَرَوْا۟ ءَايَةً يُعْرِضُوا۟ وَيَقُولُوا۟ سِحْرٌ مُّسْتَمِرٌّ
  • Onlar bir mucize görseler yüz çevirirler ve “Süregelen bir sihirdir” derler.

54-Kamer  Suresi 3. Ayet

  • Ve kezzebû vettebeû ehvâehum ve kullu emrin mustekırr(mustekırrun).
  • وَكَذَّبُوا۟ وَٱتَّبَعُوٓا۟ أَهْوَآءَهُمْ ۚ وَكُلُّ أَمْرٍ مُّسْتَقِرٌّ
  • Peygamberi yalanladılar, nefislerinin arzularına uydular. Hâlbuki her iş, (Allah nasıl takdir ettiyse öylece) gerçekleşecek (değişmeyecek)tir.

54-Kamer  Suresi 4. Ayet

  • Ve lekad câehum minel enbâi mâ fihî muzdecer(muzdecerun).
  • وَلَقَدْ جَآءَهُم مِّنَ ٱلْأَنۢبَآءِ مَا فِيهِ مُزْدَجَرٌ
  • Andolsun, onlara içinde caydırıcı tehditlerin bulunduğu haberler geldi.

54-Kamer  Suresi 5. Ayet

  • Hikmetun bâligatun fe mâ tugnin nuzur(nuzuru).
  • حِكْمَةٌۢ بَٰلِغَةٌ ۖ فَمَا تُغْنِ ٱلنُّذُرُ
  • Bu haberler, zirveye ulaşmış birer hikmettir! Fakat uyarılar fayda vermiyor!

54-Kamer  Suresi 6. Ayet

  • Fe tevelle anhum, yevme yed’ud dâi ilâ şey’in nukur(nukurin).
  • فَتَوَلَّ عَنْهُمْ ۘ يَوْمَ يَدْعُ ٱلدَّاعِ إِلَىٰ شَىْءٍ نُّكُرٍ
  • (6-7) O hâlde sen de onlardan yüz çevir. Onlar, o davetçinin (İsrafil’in benzeri görülmemiş) bilinmedik (korkunç) bir şeye çağırdığı gün, gözleri düşmüş bir hâlde dağılmış çekirgeler gibi kabirlerden çıkarlar.

54-Kamer  Suresi 7. Ayet

  • Huşşe’an ebsâruhum yahrucûne minel ecdâsi keennehum cerâdun munteşir(munteşirun).
  • خُشَّعًا أَبْصَٰرُهُمْ يَخْرُجُونَ مِنَ ٱلْأَجْدَاثِ كَأَنَّهُمْ جَرَادٌ مُّنتَشِرٌ
  • (6-7) O hâlde sen de onlardan yüz çevir. Onlar, o davetçinin (İsrafil’in benzeri görülmemiş) bilinmedik (korkunç) bir şeye çağırdığı gün, gözleri düşmüş bir hâlde dağılmış çekirgeler gibi kabirlerden çıkarlar.

54-Kamer  Suresi 8. Ayet

  • Muhtıîne iled dâi, yekûlul kâfirûne hâzâ yevmun asir(asirun).
  • مُّهْطِعِينَ إِلَى ٱلدَّاعِ ۖ يَقُولُ ٱلْكَٰفِرُونَ هَٰذَا يَوْمٌ عَسِرٌ
  • Davetçiye doğru koşarlarken kâfirler, “Bu zor bir gün” derler.

54-Kamer  Suresi 9. Ayet

  • Kezzebet kablehum kavmu nûhın fe kezzebu abdenâ ve kâlû mecnûnun vezducir(vezducire).
  • ۞ كَذَّبَتْ قَبْلَهُمْ قَوْمُ نُوحٍ فَكَذَّبُوا۟ عَبْدَنَا وَقَالُوا۟ مَجْنُونٌ وَٱزْدُجِرَ
  • Onlardan önce Nuh’un kavmi de yalanlamıştı. Onlar kulumuzu yalanlayıp “Bu bir delidir” dediler ve kulumuz (tebliğ görevinden) alıkonuldu.

54-Kamer  Suresi 10. Ayet

  • Fe deâ rabbehû ennî maglûbun fentasır.
  • فَدَعَا رَبَّهُۥٓ أَنِّى مَغْلُوبٌ فَٱنتَصِرْ
  • O da Rabbine, “Ey Rabbim! Ben yenilgiye uğradım, yardım et” diye dua etti.

54-Kamer  Suresi 11. Ayet

  • Fe fetahnâ ebvâbes semâi bi mâin munhemir(munhemirin).
  • فَفَتَحْنَآ أَبْوَٰبَ ٱلسَّمَآءِ بِمَآءٍ مُّنْهَمِرٍ
  • Biz de göğün kapılarını dökülürcesine yağan bir yağmurla açtık.

54-Kamer  Suresi 12. Ayet

  • Ve feccernel arda uyûnen feltekalmâu alâ emrin kad kudir(kudire).
  • وَفَجَّرْنَا ٱلْأَرْضَ عُيُونًا فَٱلْتَقَى ٱلْمَآءُ عَلَىٰٓ أَمْرٍ قَدْ قُدِرَ
  • Yeryüzünü pınar pınar fışkırttık. Derken sular takdir edilmiş bir iş için birleşti.

54-Kamer  Suresi 13. Ayet

  • Ve hamelnâhu alâ zâti elvâhın ve dusur(dusurin).
  • وَحَمَلْنَٰهُ عَلَىٰ ذَاتِ أَلْوَٰحٍ وَدُسُرٍ
  • Biz Nûh’u çivilerle perçinli levhalardan oluşan gemiye bindirdik.

54-Kamer  Suresi 14. Ayet

  • Tecrî bi a’yuninâ, cezâen li men kâne kufir(kufire).
  • تَجْرِى بِأَعْيُنِنَا جَزَآءً لِّمَن كَانَ كُفِرَ
  • Gemi, inkâr edilen kimseye (Nuh’a) bir mükâfat olarak gözetimimiz altında yüzüyordu.

54-Kamer  Suresi 15. Ayet

  • Ve lekad tereknâhâ âyeten fe hel min muddekir(muddekirin).
  • وَلَقَد تَّرَكْنَٰهَآ ءَايَةً فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ
  • Andolsun, biz onu (tufan olayını) bir ibret olarak bıraktık. Var mı düşünüp öğüt alan?

54-Kamer  Suresi 16. Ayet

  • Fe keyfe kâne azâbî ve nuzur(nuzuri).
  • فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِى وَنُذُرِ
  • Benim azabım ve uyarılarım nasılmış (gördüler)!

54-Kamer  Suresi 17. Ayet

  • Ve lekad yessernel kur’âne lîz zikri fe hel min muddekir(muddekirin).
  • وَلَقَدْ يَسَّرْنَا ٱلْقُرْءَانَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ
  • Andolsun biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?

54-Kamer  Suresi 18. Ayet

  • Kezzebet âdun fe keyfe kâne azâbî ve nuzur(nuzuri).
  • كَذَّبَتْ عَادٌ فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِى وَنُذُرِ
  • Âd kavmi de (Hûd’u) yalanladı. Azabım ve uyarılarım nasılmış!

54-Kamer  Suresi 19. Ayet

  • İnnâ erselnâ aleyhim rîhan sarsaren fî yevmi nahsin mustemirr(mustemirrin).
  • إِنَّآ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ رِيحًا صَرْصَرًا فِى يَوْمِ نَحْسٍ مُّسْتَمِرٍّ
  • Biz onların üstüne, uğursuzluğu sürekli bir günde gürültülü ve dondurucu bir rüzgâr gönderdik.

54-Kamer  Suresi 20. Ayet

  • Tenziun nâse ke ennehum a’câzu nahlin munkair(munkairin).
  • تَنزِعُ ٱلنَّاسَ كَأَنَّهُمْ أَعْجَازُ نَخْلٍ مُّنقَعِرٍ
  • İnsanları köklerinden sökülmüş hurma kütükleri gibi kaldırıp atıyordu.

54-Kamer  Suresi 21. Ayet

  • Fe keyfe kâne azâbî ve nuzur(nuzuri).
  • فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِى وَنُذُرِ
  • Azabım ve uyarılarım nasılmış, (gördüler)!

54-Kamer  Suresi 22. Ayet

  • Ve lekad yessernel kur’âne lîz zikri fe hel min muddekir(muddekirin).
  • وَلَقَدْ يَسَّرْنَا ٱلْقُرْءَانَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ
  • Andolsun biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?

54-Kamer  Suresi 23. Ayet

  • Kezzebet semûdu bin nuzur(nuzuri).
  • كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِٱلنُّذُرِ
  • (23-24) Semûd kavmi de uyarıcıları yalanlamış ve şöyle demişlerdi: “İçimizden bir insana mı uyacağız? (Asıl) o takdirde biz apaçık bir sapıklık ve delilik içine düşmüş oluruz.”

54-Kamer  Suresi 24. Ayet

  • Fe kâlû ebeşeren minnâ vâhiden nettebiuhû innâ izen lefî dalâlin ve suur(suurin).
  • فَقَالُوٓا۟ أَبَشَرًا مِّنَّا وَٰحِدًا نَّتَّبِعُهُۥٓ إِنَّآ إِذًا لَّفِى ضَلَٰلٍ وَسُعُرٍ
  • (23-24) Semûd kavmi de uyarıcıları yalanlamış ve şöyle demişlerdi: “İçimizden bir insana mı uyacağız? (Asıl) o takdirde biz apaçık bir sapıklık ve delilik içine düşmüş oluruz.”

54-Kamer  Suresi 25. Ayet

  • E ulkıyez zikru aleyhi min beyninâ bel huve kezzâbun eşir(eşirun).
  • أَءُلْقِىَ ٱلذِّكْرُ عَلَيْهِ مِنۢ بَيْنِنَا بَلْ هُوَ كَذَّابٌ أَشِرٌ
  • “Bizim aramızdan vahiy ona mı verildi? Hayır o, yalancının, şımarığın biridir.”

54-Kamer  Suresi 26. Ayet

  • Se ya’lemûne gaden menil kezzâbul eşir(eşiru).
  • سَيَعْلَمُونَ غَدًا مَّنِ ٱلْكَذَّابُ ٱلْأَشِرُ
  • Onlar yarın bilecekler: Kimmiş yalancı, kimmiş şımarık!

54-Kamer  Suresi 27. Ayet

  • İnnâ mursilûn nâkati fitneten lehum fertekıbhum vestabir.
  • إِنَّا مُرْسِلُوا۟ ٱلنَّاقَةِ فِتْنَةً لَّهُمْ فَٱرْتَقِبْهُمْ وَٱصْطَبِرْ
  • (Salih’e şöyle demiştik:) “Şüphesiz biz, onlara bir imtihan olmak üzere, o dişi deveyi göndereceğiz. Şimdi onları gözetle ve sabret.”

54-Kamer  Suresi 28. Ayet

  • Ve nebbi’hum ennel mâe kısmetun beynehum, kullu şirbin muhtedar(muhtedarun).
  • وَنَبِّئْهُمْ أَنَّ ٱلْمَآءَ قِسْمَةٌۢ بَيْنَهُمْ ۖ كُلُّ شِرْبٍ مُّحْتَضَرٌ
  • “Onlara, suyun (deve ile) kendileri arasında (nöbetleşe) paylaştırıldığını, bildir. Her su nöbetinde sahibi hazır bulunsun.”

54-Kamer  Suresi 29. Ayet

  • Fe nâdev sâhıbehum fe teâtâ fe akar(akare).
  • فَنَادَوْا۟ صَاحِبَهُمْ فَتَعَاطَىٰ فَعَقَرَ
  • Derken, (kavmin en azgını olan) arkadaşlarını çağırdılar. O da işe koyuldu ve deveyi kesti.

54-Kamer  Suresi 30. Ayet

  • Fe keyfe kâne azâbî ve nuzur(nuzuri).
  • فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِى وَنُذُرِ
  • Fakat azabım ve uyarılarım nasılmış!

54-Kamer  Suresi 31. Ayet

  • İnnâ erselnâ aleyhim sayhaten vâhıdeten fe kânû ke heşîmil muhtezir(muhteziri).
  • إِنَّآ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ صَيْحَةً وَٰحِدَةً فَكَانُوا۟ كَهَشِيمِ ٱلْمُحْتَظِرِ
  • Şüphesiz biz, onların üzerine tek bir korkunç ses gönderdik de, onlar, ağıldaki hayvanların çiğneyip ufaladıkları kuru çöpler gibi oldular.

54-Kamer  Suresi 32. Ayet

  • Ve lekad yessernel kur’âne liz zikri fe hel min muddekir(muddekirin).
  • وَلَقَدْ يَسَّرْنَا ٱلْقُرْءَانَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ
  • Andolsun biz, Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?

54-Kamer  Suresi 33. Ayet

  • Kezzebet kavmu lûtın bin nuzur(nuzuri).
  • كَذَّبَتْ قَوْمُ لُوطٍۭ بِٱلنُّذُرِ
  • Lût kavmi de uyarıcıları yalanladı.

54-Kamer  Suresi 34. Ayet

  • İnnâ erselnâ aleyhim hâsiben illâ âle lût(lûtin), necceynâhum bi sehar(seharin).
  • إِنَّآ أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ حَاصِبًا إِلَّآ ءَالَ لُوطٍ ۖ نَّجَّيْنَٰهُم بِسَحَرٍ
  • (34-35) Şüphesiz biz de üzerlerine taşlar savuran bir rüzgâr gönderdik. Yalnız Lût’un ailesi başka. Katımızdan bir nimet olarak bir seher vakti onları kurtardık. Şükredenleri işte böyle mükâfatlandırırız.

54-Kamer  Suresi 35. Ayet

  • Ni’meten min indina, kezâlike neczî men şeker(şekere).
  • نِّعْمَةً مِّنْ عِندِنَا ۚ كَذَٰلِكَ نَجْزِى مَن شَكَرَ
  • (34-35) Şüphesiz biz de üzerlerine taşlar savuran bir rüzgâr gönderdik. Yalnız Lût’un ailesi başka. Katımızdan bir nimet olarak bir seher vakti onları kurtardık. Şükredenleri işte böyle mükâfatlandırırız.

54-Kamer  Suresi 36. Ayet

  • Ve lekad enzerehum batşetenâ fe temârev bin nuzur(nuzuri).
  • وَلَقَدْ أَنذَرَهُم بَطْشَتَنَا فَتَمَارَوْا۟ بِٱلنُّذُرِ
  • Andolsun, Lût onları bizim şiddetli azabımızla uyardı. Fakat onlar bu uyarıları kuşkuyla karşıladılar.

54-Kamer  Suresi 37. Ayet

  • Ve lekad râvedûhu an dayfihî fe tamesnâ a’yunehum fe zûkû azâbî ve nuzur(nuzuri).
  • وَلَقَدْ رَٰوَدُوهُ عَن ضَيْفِهِۦ فَطَمَسْنَآ أَعْيُنَهُمْ فَذُوقُوا۟ عَذَابِى وَنُذُرِ
  • Andolsun, onlar onun (meleklerden olan) misafirlerinden nefislerindeki kötü arzuları tatmin etmek istediler. Biz de onların gözlerini silme kör ettik. “Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!” dedik.

54-Kamer  Suresi 38. Ayet

  • Ve lekad sabbehahum bukreten azâbun mustekırr(mustekırrun).
  • وَلَقَدْ صَبَّحَهُم بُكْرَةً عَذَابٌ مُّسْتَقِرٌّ
  • Andolsun, onlara sabahleyin erkenden kalıcı bir azap geldi.

54-Kamer  Suresi 39. Ayet

  • Fe zûkû azâbî ve nuzur(nuzuri).
  • فَذُوقُوا۟ عَذَابِى وَنُذُرِ
  • “Haydi azabımı ve uyarılarımı tadın!” dedik.

54-Kamer  Suresi 40. Ayet

  • Ve lekad yessernel kur’âne liz zikri fe hel min muddekir(muddekirin).
  • وَلَقَدْ يَسَّرْنَا ٱلْقُرْءَانَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ
  • Andolsun, biz Kur’an’ı düşünüp öğüt almak için kolaylaştırdık. Var mı düşünüp öğüt alan?

54-Kamer  Suresi 41. Ayet

  • Ve lekad câe âle fir’avnen nuzur(nuzuru).
  • وَلَقَدْ جَآءَ ءَالَ فِرْعَوْنَ ٱلنُّذُرُ
  • Andolsun, Firavun’un ailesine de uyarıcılar gelmişti.

54-Kamer  Suresi 42. Ayet

  • Kezzebû bi âyâtinâ kullihâ fe ehaznâhum ahze azîzin muktedir(muktedirin).
  • كَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا كُلِّهَا فَأَخَذْنَٰهُمْ أَخْذَ عَزِيزٍ مُّقْتَدِرٍ
  • Bütün âyetlerimizi yalanladılar. Biz de onları mutlak güç ve iktidar sahibinin yakalaması gibi yakaladık.

54-Kamer  Suresi 43. Ayet

  • E kuffârukum hayrun min ulâikum em lekum berâetun fîz zubur(zuburi).
  • أَكُفَّارُكُمْ خَيْرٌ مِّنْ أُو۟لَٰٓئِكُمْ أَمْ لَكُم بَرَآءَةٌ فِى ٱلزُّبُرِ
  • (Ey Mekkeliler!) Sizin kâfirleriniz onlardan daha mı hayırlı? Yoksa sizin için kitaplarda bir berat mı var?

54-Kamer  Suresi 44. Ayet

  • Em yekûlûne nahnu cemîun muntesir(muntesirun).
  • أَمْ يَقُولُونَ نَحْنُ جَمِيعٌ مُّنتَصِرٌ
  • Yoksa onlar, “Biz yardımlaşan (güçlü) bir topluluğuz” mu diyorlar?

54-Kamer  Suresi 45. Ayet

  • Se yuhzemul cem’u ve yuvellûned dubur(dubura).
  • سَيُهْزَمُ ٱلْجَمْعُ وَيُوَلُّونَ ٱلدُّبُرَ
  • O topluluk yakında (Bedir’de) bozguna uğrayacak ve arkalarını dönüp kaçacaklardır.

54-Kamer  Suresi 46. Ayet

  • Belis sâatu mev’ıduhum ves sâ’atu edhâ ve emerr(emerru).
  • بَلِ ٱلسَّاعَةُ مَوْعِدُهُمْ وَٱلسَّاعَةُ أَدْهَىٰ وَأَمَرُّ
  • Hayır, kıyamet, onların (görecekleri asıl azabın) vaktidir. Kıyamet (azabı) ise daha müthiş ve daha acıdır.

54-Kamer  Suresi 47. Ayet

  • İnnel mucrimîne fî dalâlin ve suur(suurin).
  • إِنَّ ٱلْمُجْرِمِينَ فِى ضَلَٰلٍ وَسُعُرٍ
  • Şüphesiz suçlular (müşrikler) sapıklık ve ateşler içindedirler.

54-Kamer  Suresi 48. Ayet

  • Yevme yushabûne fîn nâri alâ vucûhihim, zûkû messe sekar(sekare).
  • يَوْمَ يُسْحَبُونَ فِى ٱلنَّارِ عَلَىٰ وُجُوهِهِمْ ذُوقُوا۟ مَسَّ سَقَرَ
  • Yüzüstü ateşe sürüklendikleri gün kendilerine, “Cehennemin dokunuşunu tadın!” denecek.

54-Kamer  Suresi 49. Ayet

  • İnnâ kulle şey’in halaknâhu bi kader(kaderin).
  • إِنَّا كُلَّ شَىْءٍ خَلَقْنَٰهُ بِقَدَرٍ
  • Gerçekten biz, her şeyi bir ölçü ve dengede yarattık.

54-Kamer  Suresi 50. Ayet

  • Ve mâ emrunâ illâ vâhıdetun ke lemhın bil basar(basari).
  • وَمَآ أَمْرُنَآ إِلَّا وَٰحِدَةٌ كَلَمْحٍۭ بِٱلْبَصَرِ
  • Emrimiz ancak bir tek emirdir. Göz kırpması gibidir. (Anında gerçekleşir.)

54-Kamer  Suresi 51. Ayet

  • Ve lekad ehleknâ eşyâakum fe hel min muddekir(muddekirin).
  • وَلَقَدْ أَهْلَكْنَآ أَشْيَاعَكُمْ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ
  • Andolsun, biz sizin gibileri hep helâk ettik. Fakat var mı düşünüp öğüt alan?

54-Kamer  Suresi 52. Ayet

  • Ve kullu şey’in fe alûhu fîz zubur(zuburi).
  • وَكُلُّ شَىْءٍ فَعَلُوهُ فِى ٱلزُّبُرِ
  • İşledikleri her şey ise kitaplarda kayıtlıdır.

54-Kamer  Suresi 53. Ayet

  • Ve kullu sagîrin ve kebîrin mustetar(mustetarun).
  • وَكُلُّ صَغِيرٍ وَكَبِيرٍ مُّسْتَطَرٌ
  • Küçük, büyük her şey satır satır yazılmıştır.

54-Kamer  Suresi 54. Ayet

  • İnnel muttekîne fî cennâtin ve neher(neherin).
  • إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى جَنَّٰتٍ وَنَهَرٍ
  • Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar cennetlerde, ırmak başlarındadırlar.

54-Kamer  Suresi 55. Ayet

  • Fî mak’adi sıdkın inde melîkin muktedir(muktedirin).
  • فِى مَقْعَدِ صِدْقٍ عِندَ مَلِيكٍ مُّقْتَدِرٍۭ
  • Muktedir bir hükümdarın katında, doğruluk meclisindedirler.

ALPER

"İslam Bilimleri ve Tefsir araştırmacısı olan Alper, Kur'anî kavramlar ve Hadis ilmi üzerine derinlemesine çalışmalar yürütmektedir. Akademik perspektifi manevi derinlikle harmanlayarak okuyucularına rehberlik etmeyi amaçlar."

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu