Bakara Suresi AyetleriKur'an-ı Kerim

Üçüncü Boşanma: Geri Dönüşü Olmayan Sınır ve Hülle

Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ nebiyyinâ Muhammedini'n-nebiyyi'il-ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim

Arapça Okunuşu:

وَاِذَا طَلَّقْتُمُ النِّسَٓاءَ فَبَلَغْنَ اَجَلَهُنَّ فَاَمْسِكُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍ اَوْ سَرِّحُوهُنَّ بِمَعْرُوفٍۘ وَلَا تُمْسِكُوهُنَّ ضِرَارًا لِتَعْتَدُواۚ وَمَنْ يَفْعَلْ ذٰلِكَ فَقَدْ ظَلَمَ نَفْسَهُۜ وَلَا تَتَّخِذُٓوا اٰيَاتِ اللّٰهِ هُزُوًاۘ وَاذْكُرُوا نِعْمَتَ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ وَمَٓا اَنْزَلَ عَلَيْكُمْ مِنَ الْكِتَابِ وَالْحِكْمَةِ يَعِظُكُمْ بِه۪ۜ وَاتَّقُوا اللّٰهَ وَاعْلَمُٓوا اَنَّ اللّٰهَ بِكُلِّ شَيْءٍ عَل۪يمٌ۟


Kur’an-ı Kerim Bakara Suresi 231. Ayeti

Türkçe Okunuşu: Ve-iżâ ṭalleḳtumu-nnisâe febelaġne ecelehunne feemsikûhunne bima’rûfin ev serriḥûhunne bima’rûf(in)(c) velâ tumsikûhunne ḍirâran lite’tedû(c) vemen yef’al żâlike feḳad żaleme nefseh(u)(c) velâ tetteḣiżû âyâti(A)llâhi huzuvâ(en)(c) veżkurû ni’meta(A)llâhi ‘aleykum vemâ enzele ‘aleykum mine-lkitâbi velḥikmeti ya’iżukum bih(î)(c) vetteḳû(A)llâhe va’lemû enna(A)llâhe bikulli şey-in ‘alîm(un)

Elmalılı Hamdi Yazır Meali: Kadınları boşadığınız zaman iddetlerini bitirmeye yaklaştıklarında ya onları iyilikle tutun veya iyilikle bırakın, yoksa haklarına tecavüz için zararlarına olarak tutmayın, her kim bunu yaparsa şüphesiz kendine zulmetmiş olur. Allahın âyetlerini eğlence yerine tutmayın, Allahın üzerinizdeki ni’metini ve size va’z etmek için indirdiği kitabı ve hikmeti anın ve Allahdan korkun ve bilin ki Allah her şeyi bilir.

Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) Bakara Suresi’nin 231. Ayeti Işığında Duası: Bu ayet-i kerime, ric’î talakla (dönüşü mümkün boşama ile) boşanmış kadınların iddet süreleri dolmak üzereyken kocalarının takınması gereken tavrı açıklar: Ya iyilikle (ma’ruf) evliliğe devam etmek ya da yine iyilikle, güzellikle onları serbest bırakmak. Kadınlara zarar vermek (dırâr) ve haklarını çiğnemek amacıyla onları tutmak kesinlikle yasaklanmıştır. Bunu yapanın kendine zulmetmiş olacağı, Allah’ın ayetleriyle alay edilmemesi gerektiği, Allah’ın nimetlerinin, Kitap ve Hikmet’in hatırlanması ve Allah’tan korkulması gerektiği vurgulanır. Peygamber Efendimiz (s.a.v) de dualarında adaleti, zulümden kaçınmayı, Allah’ın emirlerine saygıyı ve O’nun nimetlerine şükretmeyi dilemiştir.

Zulümden ve Haksızlıktan Korunma Duaları: “Zararlarına olarak tutmayın, her kim bunu yaparsa şüphesiz kendine zulmetmiş olur” ifadesi, zulmün her türlüsünün yasaklandığını gösterir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle dua ederdi: “Allah’ım! Zulmetmekten ve zulme uğramaktan sana sığınırım.” (Bu manada çeşitli rivayetler vardır). Bu dua, özellikle eşler arasındaki ilişkilerde hakkaniyetten ayrılmamak için bir sığınmadır. Allah’ın Ayetlerine Saygı ve Nimetlere Şükür Duaları: “Allah’ın ayetlerini eğlence yerine tutmayın, Allah’ın üzerinizdeki nimetini…anın” emirleri, ilahi buyruklara saygı ve şükür bilincini gerektirir. “Allah’ım! Bana öğrettiklerinle beni faydalandır, bana fayda verecek şeyleri öğret ve ilmimi artır.” (Tirmizî, Daavât, 128). Bu, Kitap ve Hikmet nimetini anlama ve ondan faydalanma arzusudur. Peygamberimiz (s.a.v) nimetlere şükür için de dua ederdi: “Allah’ım! Lisanımı zikrinle, kalbimi şükrünle ve bedenimi itaatinle meşgul eyle.” (Bu manada çeşitli dualar bulunmaktadır). Takva ve Allah’ın Her Şeyi Bildiği Şuuruyla Yaşama Duaları: Ayetin sonundaki “Allah’tan korkun ve bilin ki Allah her şeyi bilir” uyarısı, takva ve murakabe şuurunu gerektirir. “Allah’ım! Senden korkunu, gizlide ve açıkta samimiyeti…dilerim.” (Nesâî, Sehv, 62). Bu, her durumda Allah’tan korkma ve O’nun her şeyi bildiği şuuruyla hareket etme talebidir.

Bakara Suresi’nin 231. Ayeti Işığında Hadisler:

İddet Süresince Kadına İyi Muamele: İddet bekleyen kadına eziyet etmek, ona zarar vermek veya haklarını çiğnemek haramdır. Kocası ya iyilikle ona dönmeli ya da iyilikle onu bırakmalıdır. Peygamber Efendimiz (s.a.v) Veda Hutbesi’nde kadın haklarına özel bir vurgu yapmış, onlara iyi davranılmasını emretmiştir. Bu, boşanma sürecinde de geçerlidir. “Dırâr” (Zarar Verme) Kasdıyla Tutmanın Yasaklığı: Cahiliye döneminde bazı erkekler, eşlerini boşar, iddeti bitmek üzereyken ona döner, sonra tekrar boşar ve bu durumu tekrarlayarak kadına zarar verir, onun yeniden evlenmesini engellerlerdi. Ayet, bu tür “dırâr” (zarar verme) kasıtlı davranışları kesin olarak yasaklamıştır. Bu tür davranışlar, ayette “kendine zulmetmek” olarak nitelendirilmiştir. Allah’ın Ayetleriyle Alay Etmenin Yasaklığı: Allah’ın hükümleri, özellikle aile hukuku gibi hassas konulardaki emir ve yasakları ciddiye alınmalı, hafife alınmamalı veya alay konusu yapılmamalıdır. Peygamberimiz (s.a.v), Allah’ın emirlerine karşı laubali davrananları ve dini hükümleri eğlence konusu yapanları uyarmıştır. Allah’ın Nimetlerini ve Kitap ile Hikmeti Hatırlamak: İslam nimeti, Kur’an (Kitap) ve Sünnet (Hikmet), Allah’ın kullarına en büyük lütuflarıdır. Bunları hatırlamak, onlara şükretmek ve gereğince amel etmek gerekir. Ayetteki “size va’z etmek için” ifadesi, Kitap ve Hikmet’in bir öğüt ve irşat kaynağı olduğunu gösterir. Takva ve Allah’ın Her Şeyi Bilmesi: Allah’tan korkmak (takva) ve O’nun her şeyi (gizli ve açık, niyetler ve ameller) bildiği şuuruyla yaşamak, müminin temel özelliklerindendir. Bu bilinç, insanı her türlü haksızlıktan ve günahtan alıkoyar.

Bakara Suresi’nin 231. Ayeti Işığında Sünnet-i Seniyye:

Kadınlara Karşı Adalet ve Şefkat: Peygamber Efendimiz (s.a.v)’in eşlerine karşı muamelesi, adalet, şefkat ve nezaket üzerine kuruluydu. Boşanma gibi durumlarda bile kadınların onurunun korunmasına ve haklarının verilmesine büyük önem verirdi. Zarar Verici Adetlerin Ortadan Kaldırılması: İslam, cahiliye döneminden kalma, kadınlara zarar veren birçok âdeti ortadan kaldırmıştır. “Dırâr” kasdıyla kadını iddet içinde tutup bırakmamak da bu âdetlerdendi ve Sünnet bu tür uygulamaları reddetmiştir. Dinin Hükümlerine Ciddiyetle Yaklaşmak: Peygamberimiz (s.a.v) dinin emir ve yasaklarına karşı son derece titiz davranmış ve ashabını da bu konuda eğitmiştir. Allah’ın ayetlerini hafife almak veya onlarla alay etmek, O’nun (s.a.v) asla tasvip etmeyeceği bir davranıştır. Şükür ve Tevekkül: Resûlullah (s.a.v) Allah’ın nimetlerine karşı daima şükür halinde olmuş, ashabına da şükretmeyi öğretmiştir. Aynı zamanda, her durumda Allah’a tevekkül etmeyi ve O’nun ilmine teslim olmayı tavsiye etmiştir.

Özet: Bu ayet-i kerime, ric’î talakla (dönüşü mümkün boşama ile) boşanmış kadınların iddet süreleri sona ermek üzereyken kocalarına iki seçenek sunar: Ya onlara iyilikle ve meşru ölçüler içinde (ma’ruf) sahip çıkıp evliliğe devam etmek ya da yine iyilikle ve güzellikle (ma’ruf) onları serbest bırakmak. Ancak, kadınlara zarar vermek (dırâr) veya haklarını çiğnemek (tecavüz etmek) amacıyla onları (nikâh altında) tutmak kesinlikle yasaklanmıştır. Kim böyle yaparsa, kendisine zulmetmiş olur. Ayet ayrıca, Allah’ın ayetlerini (hükümlerini) alay konusu yapmamayı, Allah’ın üzerimizdeki nimetlerini, özellikle de kendisiyle öğüt verdiği Kitap (Kur’an) ve Hikmet’i (Sünnet) hatırlamayı emreder. Son olarak, Allah’tan korkup sakınmayı (takva) ve O’nun her şeyi hakkıyla bildiği (Alîm) şuurunda olmayı tenbihler.

İniş Tarihi ve Nüzul Ortamı: Medine döneminde nazil olmuştur. Boşanma hukukuyla ilgili düzenlemelerin bir parçasıdır. Cahiliye döneminde bazı erkekler, eşlerini boşayıp iddeti bitmek üzereyken, ona zarar vermek, eziyet etmek veya yeniden evlenmesini engellemek amacıyla tekrar nikâhlarına alıyor, sonra tekrar boşuyorlardı. Bu durum, kadınlar için büyük bir mağduriyet oluşturuyordu. Bu ayet, bu tür “dırâr” (zarar verme) amaçlı davranışları yasaklayarak, kocanın ya samimi bir niyetle ve iyilikle eşine dönmesini ya da onu güzellikle serbest bırakmasını emretmiştir. Ayrıca, Allah’ın hükümlerinin ciddiye alınması ve O’nun nimetlerinin hatırlanması gerektiği vurgulanarak, Müslüman toplumda adil ve merhametli bir aile yapısının tesisi hedeflenmiştir.

Ayetin Detaylı Tefsiri:

“Ve-iżâ ṭalleḳtumu-nnisâe febelaġne ecelehunne” (Kadınları boşadığınız zaman iddetlerini bitirmeye yaklaştıklarında): Bu, ric’î talak (birinci veya ikinci boşama) durumunu ifade eder. Kadının iddet süresi (önceki ayette belirtilen üç kurû’) dolmak üzereyken, kocanın bir karar vermesi gerekir. “Ecelehunne” (onların eceli/süresi), iddetin sonunu ifade eder.

“feemsikûhunne bima’rûfin ev serriḥûhunne bima’rûf(in)” (Ya onları iyilikle tutun veya iyilikle bırakın): Kocanın iki seçeneği vardır:

  1. “Feemsikûhunne bima’rûfin”: Onları iyilikle, örfe uygun, meşru bir şekilde tutun. Yani, samimi bir barışma niyetiyle, ona iyi davranarak, haklarını yerine getirerek evliliğe devam edin (ric’at edin).
  2. “Ev serriḥûhunne bima’rûf(in)”: Veya onları iyilikle, güzellikle salıverin. Yani, iddetin bitmesine izin verin ve ayrılığı güzellikle, incitmeden, haklarını tam olarak vererek gerçekleştirin.

“velâ tumsikûhunne ḍirâran lite’tedû” (Yoksa haklarına tecavüz için zararlarına olarak tutmayın): “Ḍırâran” (ضِرَارًا): Zarar vermek için, eziyet etmek için. “Lite’tedû” (لِتَعْتَدُوا): Haddi aşmanız, tecavüz etmeniz, zulmetmeniz için. Bu, cahiliye dönemindeki kötü bir âdeti yasaklar. Erkek, kadına zarar vermek, onu oyalamak, yeniden evlenmesini engellemek veya ona eziyet etmek amacıyla iddeti bitmek üzereyken ona dönmemelidir. Bu tür bir “imsak” (tutma), haramdır.

“vemen yef’al żâlike feḳad żaleme nefseh(u)” (Her kim bunu yaparsa şüphesiz kendine zulmetmiş olur): Kim yukarıda yasaklanan şekilde, zarar verme kastıyla eşini tutarsa, aslında en büyük kötülüğü kendi nefsine yapmış olur. Çünkü Allah’ın emrine karşı gelmiş, bir insana zulmetmiş ve kendini Allah’ın azabına maruz bırakmıştır.

“velâ tetteḣiżû âyâti(A)llâhi huzuvâ(en)” (Allah’ın âyetlerini eğlence yerine tutmayın): “Âyâtillâh”: Allah’ın ayetleri, yani Kur’an’daki hükümleri, emir ve yasakları. “Huzuvâ” (هُزُوًا): Eğlence, alay konusu, ciddiyetsiz bir şey. Allah’ın boşanma, evlilik, iddet gibi konulardaki hükümleri son derece ciddidir ve hayatidir. Bunları hafife almak, alay konusu yapmak veya keyfi uygulamalarla tahrif etmek büyük bir günahtır.

“veżkurû ni’meta(A)llâhi ‘aleykum vemâ enzele ‘aleykum mine-lkitâbi velḥikmeti ya’iżukum bih(î)” (Allah’ın üzerinizdeki nimetini ve size va’z etmek için indirdiği kitabı ve hikmeti anın): “Ni’metallâh”: Allah’ın nimeti; başta İslam, iman, hidayet olmak üzere sayısız lütufları. “Mine-lkitâbi velḥikmeh”: Kitaptan (Kur’an) ve Hikmetten (Sünnet, doğru anlayış). “Ya’iżukum bih”: Onunla (Kitap ve Hikmet ile) size öğüt veriyor. Müminler, Allah’ın kendilerine lütfettiği bu büyük nimetleri daima hatırlamalı, onlara şükretmeli ve bu nimetlerin gereği olan öğütlere uymalıdırlar.

“vetteḳû(A)llâhe va’lemû enna(A)llâhe bikulli şey-in ‘alîm(un)” (Ve Allah’tan korkun ve bilin ki Allah her şeyi bilir): Son olarak, takva emri ve Allah’ın her şeyi (gizli-açık, niyetler-ameller) bildiği şuuru hatırlatılır. Bu, müminleri Allah’ın emirlerine uymaya ve yasaklarından kaçınmaya sevk eden en güçlü motivasyondur.

Ayetten Çıkarılacak Dersler ve Hikmetler:

Aile Hukukunda Adalet ve İhsan: İslam, boşanma gibi zorlu süreçlerde bile tarafların birbirlerine karşı adaletli, iyiliksever ve ihsanla davranmalarını emreder. Kadına Zarar Vermenin (Dırâr) Kesin Yasaklığı: Evlilik veya boşanma süreçlerinde kadına herhangi bir şekilde zarar vermek, onu mağdur etmek veya haklarını çiğnemek haramdır. Allah’ın Hükümlerinin Ciddiyeti: İlahi hükümler oyuncak değildir; onlara tam bir ciddiyet ve saygıyla yaklaşılmalıdır. Nimetlere Şükür ve Sorumluluk: Allah’ın verdiği nimetler, özellikle İslam, Kur’an ve Sünnet nimetleri, büyük bir şükrü ve bu nimetlere uygun yaşamayı gerektirir. Takva ve Murakabe Bilinci: Her durumda Allah’tan korkmak ve O’nun her şeyi bildiği şuuruyla hareket etmek, müminin temel ahlakıdır. Bu bilinç, kişiyi zulümden ve haksızlıktan korur.

Önceki ve Sonraki Ayetlerle Bağlantısı: Bu 231. ayet, bir önceki ayet olan Bakara 2:230’da üçüncü boşamanın sonuçları ve “hulle” şartının açıklanmasının ardından gelir. O ayet, boşanmanın ciddiyetini ve nihai bir aşamasını belirtirken, 231. ayet, dönüşü mümkün olan (ric’î) boşamaların iddet süresi sonundaki davranış biçimlerine odaklanır ve özellikle kocanın eşine zarar verme (dırâr) niyetini yasaklar. Bu ayetten sonra gelen Bakara 2:232’de ise, boşanmış kadınların iddetleri bittikten sonra, eğer eski kocalarıyla karşılıklı rıza ve ma’ruf ölçüler içinde yeniden evlenmek isterlerse, onların bu evliliklerine (yakınları tarafından) engel olunmaması gerektiği belirtilir. Bu da yine aile bağlarının mümkün olduğunca korunması ve bireylerin haklarının gözetilmesi prensibini pekiştirir.

Sonuç: Bakara Suresi 231. ayeti, boşanma sürecinde, özellikle ric’î talakla boşanmış kadınların iddetleri dolmak üzereyken kocaların takınması gereken ahlaki ve hukuki tavrı belirler. Ya iyilikle ve samimi bir niyetle evliliğe devam etme ya da yine iyilikle ve güzellikle ayrılma emredilirken, kadına zarar verme veya haklarını çiğneme amacıyla onu tutmak kesin bir dille yasaklanır. Ayet, Allah’ın hükümlerini ciddiye almanın, O’nun nimetlerini hatırlamanın ve her an O’nun gözetimi altında olunduğu bilinciyle takva sahibi olmanın gerekliliğini güçlü bir şekilde vurgular.

ALPER

"İslam Bilimleri ve Tefsir araştırmacısı olan Alper, Kur'anî kavramlar ve Hadis ilmi üzerine derinlemesine çalışmalar yürütmektedir. Akademik perspektifi manevi derinlikle harmanlayarak okuyucularına rehberlik etmeyi amaçlar."

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu