Hacda Ticaret ve Allah’ı Zikretmek
Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ nebiyyinâ Muhammedini'n-nebiyyi'il-ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim
Arapça Okunuşu:
لَيْسَ عَلَيْكُمْ جُنَاحٌ اَنْ تَبْتَغُوا فَضْلًا مِنْ رَبِّكُمْۜ فَاِذَٓا اَفَضْتُمْ مِنْ عَرَفَاتٍ فَاذْكُرُوا اللّٰهَ عِنْدَ الْمَشْعَرِ الْحَرَامِۖ وَاذْكُرُوهُ كَمَا هَدٰيكُمْ وَاِنْ كُنْتُمْ مِنْ قَبْلِه۪ لَمِنَ الضَّٓالّ۪ينَ
Kur’an-ı Kerim Bakara Suresi 198. Ayeti
Türkçe Okunuşu:
“Leyse ‘aleykum cünâḥun en tebteġû faḍlen min rabbikum, fe-iżâ efaḍtum min ‘arafâtin feżkurû-llâhe ‘inde-lmeş’ari-lḥarâm(i), veżkurûhu kemâ hedâkum ve in kuntum min kablihî lemine-ḍḍâllîn(e).”
Elmalılı Hamdi Yazır Meali:
“Rabbinizden bir lütuf ve kerem (ticaret yoluyla kazanç) aramanızda sizin için hiçbir günah yoktur. Arafat’tan sel gibi akın ettiğinizde, Meş’ar-i Haram yanında Allah’ı zikredin. O’nu, size gösterdiği şekilde zikredin. Doğrusu siz, bundan önce gerçekten yolunu şaşırmışlardan idiniz.”
Meş’ar-i Harâm: tabiri, İslâm inancında hac görevinin bir kısmının yerine getirildiği yer olarak Arafat ile Mina arasındaki bölgeyi ifade etmektedir.
Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) Bakara Suresi’nin 198. Ayeti Işığında Duası:
Bu ayet-i kerime, Hac ibadeti sırasında Müslümanların Rablerinden bir lütuf (ticaret yoluyla kazanç) aramalarında bir günah olmadığını belirttikten sonra, Haccın önemli rükünlerinden olan Arafat’tan inişte Meş’ar-i Haram’da (Müzdelife’de) Allah’ı zikretmelerini emreder. Ayrıca, Allah’ı, kendilerini daha önce içinde bulundukları sapıklıktan kurtarıp hidayete erdirdiği gibi zikretmelerini (yani bu hidayete şükrederek ve O’nun öğrettiği şekilde anmalarını) buyurur. Peygamber Efendimiz (s.a.v) de dualarında Allah’tan helal rızık, hidayet ve hidayette sebat dilemiş, özellikle Hac menâsiki sırasında Allah’ı çokça zikretmiştir.
Helal Rızık ve Allah’ın Lütfunu Arama Duası: Ayette “Rabbinizden bir lütuf aramanızda sizin için hiçbir günah yoktur” denilmesi, meşru yoldan kazanç elde etmenin ibadetle çelişmediğini gösterir. Peygamberimiz (s.a.v) de helal kazancın önemini vurgulamış ve bu yönde dua etmiştir. Örneğin: “Allah’ım! Bana yetecek kadar rızık ver ve onu benim için bereketli kıl.” (Bu manada çeşitli dualar mevcuttur). Ticaret de meşru bir rızık arama yoludur.
Arafat ve Meş’ar-i Haram’da Zikir ve Dua: Arafat vakfesi haccın en önemli rüknüdür ve o gün yapılan duaların makbul olduğu müjdelenmiştir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) Arafat’ta uzun uzun dua etmiş, Allah’ı zikretmiştir. Meş’ar-i Haram’da (Müzdelife) da sabah namazından sonra Mina’ya hareket etmeden önce vakfe yapmış ve Allah’ı zikredip dua etmiştir. Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) Arafat’ta yaptığı dualardan biri şöyledir: “Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.” (Allah’tan başka ilah yoktur, O birdir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’nadır ve O her şeye kadirdir). (Tirmizî, De’avât, 120). O, bu zikri ve çeşitli duaları Arafat’ta bolca tekrar etmiştir. Müzdelife’de de benzer zikir ve dualarda bulunmuştur.
Hidayet Nimetine Şükür ve Doğru Zikir İçin Dua: “O’nu, size gösterdiği şekilde zikredin. Doğrusu siz, bundan önce gerçekten yolunu şaşırmışlardan idiniz” ifadeleri, hidayet nimetinin büyüklüğünü ve bu nimete şükretmenin gereğini hatırlatır. Peygamberimiz (s.a.v) de Allah’ın hidayetine şükreder ve O’nu en güzel şekilde zikretmek için dua ederdi.
Bakara Suresi’nin 198. Ayeti Işığında Hadisler:
Hacda Ticaret Yapmanın Cevazı: Bu ayetin ilk bölümünün nüzul sebebi olarak, bazı Müslümanların cahiliye döneminde hac mevsimlerinde kurulan panayırlarda (Ukaz, Mecenne, Zü’l-Mecâz gibi) ticaret yapma alışkanlıklarının İslam geldikten sonra da devam etmesi konusunda tereddüt yaşamaları gösterilir. Onlar, hac gibi kutsal bir ibadet sırasında ticaret yapmanın haccı zedeleyebileceğinden endişe etmişlerdi. Bunun üzerine bu ayet nazil olarak, Rablerinden bir lütuf (yani ticaret yoluyla kazanç) aramalarında bir günah olmadığını belirtmiştir. (Buhârî, Hac, 81, 82; Büyû’, 19; Tefsîru Sûre (2), 31; Müslim, Hac, 201). Ancak bu cevaz, haccın asıl amacını (ibadet ve Allah’ı anma) unutturacak şekilde dünyaya dalmamak kaydıyladır.
Arafat’tan İniş ve Meş’ar-i Haram’da Zikir: Arafat vakfesi, haccın temel rüknüdür. Peygamber Efendimiz (s.a.v) “Hac Arafat’tır” (Tirmizî, Hac, 57; Tefsîru Sûre (2), 20; Ebû Dâvûd, Menâsik, 68) buyurmuştur. Arafat’tan sonra Müzdelife’ye gelinir ve orada Meş’ar-i Haram civarında vakfe yapılır, Allah zikredilir. Câbir bin Abdullah (r.a.) Resûlullah’ın (s.a.v) haccını anlatırken, onun Arafat’tan Müzdelife’ye gelişini, orada sabah namazını kıldıktan sonra Meş’ar-i Haram’a gelip kıbleye dönerek hava iyice aydınlanıncaya kadar Allah’a hamd ettiğini, tekbir getirdiğini, tehlil getirdiğini ve dua ettiğini detaylı bir şekilde anlatır. (Müslim, Hac, 147). Bu, ayetteki emrin Peygamberimiz (s.a.v) tarafından nasıl uygulandığını gösterir.
Hidayetten Önceki Dalalet Halinin Hatırlatılması: “Doğrusu siz, bundan önce gerçekten yolunu şaşırmışlardan idiniz” ifadesi, İslam’dan önceki cahiliye döneminin karanlığına ve sapıklığına bir işarettir. Peygamber Efendimiz (s.a.v) de İslam’ın insanları bu karanlıktan nasıl kurtardığını ve onlara nasıl bir hidayet getirdiğini sık sık hatırlatmıştır. Bu, hidayet nimetinin kadrini bilmek ve ona şükretmek için önemlidir.
Bakara Suresi’nin 198. Ayeti Işığında Sünnet-i Seniyye:
- Hac Menâsikinin Öğretilmesi ve Uygulanması: Peygamber Efendimiz (s.a.v), Hac ibadetinin bütün menâsikini (uygulamalarını) bizzat yaparak ve öğreterek ümmetine aktarmıştır. Arafat ve Müzdelife vakfeleri, buralarda yapılacak zikirler ve dualar, O’nun sünnetiyle sabittir.
- Dünya ve Ahiret Dengesi: Hac sırasında meşru yollarla ticaret yapmaya izin verilmesi, İslam’ın dünya ve ahiret dengesini gözettiğini, helal kazancın ibadetle çelişmediğini gösterir. Peygamberimiz (s.a.v) de hem ahiret için çalışmayı hem de dünyanın meşru nimetlerinden faydalanmayı öğretmiştir.
- Şükür ve Zikir Hayatı: Efendimiz (s.a.v) hayatının her anında Allah’ı zikreden ve O’na şükreden bir kuldu. Özellikle Hac gibi büyük bir ibadet sırasında bu zikir ve şükür hali daha da yoğunlaşırdı. Bu, müminler için en güzel örnektir.
Özet:
Bu ayet, Hac ibadeti sırasında Müslümanların Rablerinden bir lütuf (ticaret yoluyla kazanç) aramalarında bir günah ve sakınca olmadığını belirtir. Ardından, Haccın önemli bir rüknü olan Arafat vakfesinden sonra Meş’ar-i Haram’da (Müzdelife’de) Allah’ı zikretmelerini emreder. Ve bu zikri, Allah’ın kendilerini daha önce içinde bulundukları sapıklıktan kurtarıp hidayete erdirdiği gibi (yani bu büyük nimeti hatırlayarak ve O’nun öğrettiği şekilde) yapmalarını buyurur.
İniş Tarihi ve Nüzul Ortamı:
Medine döneminde, Hac ibadetinin hükümleri ve uygulamalarıyla ilgili olarak nazil olmuştur. Bir önceki ayette (Bakara 2:197) Hac aylarından, Hac sırasındaki yasaklardan ve takva azığından bahsedilmişti. Bu ayet, Hac ibadetiyle ilgili bir başka önemli konuyu, yani Hac sırasında ticaret yapmanın caiz olup olmadığı meselesini ve Haccın önemli mekanlarından olan Arafat ve Meş’ar-i Haram’daki zikir görevini açıklar. Cahiliye döneminde bazı Araplar Hac sırasında ticaret yapmayı Haccın ruhuna aykırı görürken, bazıları ise Haccı bir panayır ve ticaret vesilesi haline getiriyordu. İslam, bu konuda dengeli bir yol göstermiştir.
Ayetin Detaylı Tefsiri:
“Leyse ‘aleykum cünâḥun en tebteġû faḍlen min rabbikum” (Rabbinizden bir lütuf ve kerem (ticaret yoluyla kazanç) aramanızda sizin için hiçbir günah yoktur):
- “Leyse ‘aleykum cünâḥun”: “Size bir günah/sakınca/vebal yoktur.”
- “En tebteġû faḍlen min rabbikum”: “Rabbinizden bir ‘fadl’ (lütuf, ihsan, kazanç) aramanızda.” Buradaki “fadl,” özellikle Hac mevsiminde yapılan ticaret yoluyla elde edilen kazanç anlamına gelir. Ayet, Hac ibadetini yaparken aynı zamanda meşru yollarla ticaret yapmanın ve rızık aramanın Hacca zarar vermeyeceğini, bunun bir günah olmadığını belirtir. Bu, İslam’ın dünya ve ahiret dengesini gözeten bir din olduğunu gösterir.
“Fe-iżâ efaḍtum min ‘arafâtin feżkurû-llâhe ‘inde-lmeş’ari-lḥarâm(i)” (Arafat’tan (orada vakfeden sonra seller gibi) akın ettiğinizde, Meş’ar-i Haram yanında (Müzdelife’de) Allah’ı zikredin):
- “Fe-iżâ efaḍtum min ‘arafât”: “Arafat’tan (vakfeyi tamamlayıp) topluca indiğinizde/akın ettiğinizde.” “İfâda,” Arafat vakfesinden sonra Müzdelife’ye doğru yapılan iniş ve hareketi ifade eder. Arafat vakfesi, Haccın en önemli rüknüdür.
- “Feżkurû-llâh”: “Allah’ı zikredin/anın.”
- “‘İnde-lmeş’ari-lḥarâm”: “Meş’ar-i Haram’da/yanında.” Meş’ar-i Haram, Müzdelife’de bulunan ve Hac sırasında özellikle zikir ve dua için durulan kutsal bir mekandır. Hacılar, Arefe gününü Müzdelife’ye bağlayan geceyi burada geçirir, sabah namazını burada kılar ve ardından Mina’ya hareket etmeden önce burada vakfe yapıp Allah’ı zikrederler.
“Veżkurûhu kemâ hedâkum” (Ve O’nu, size gösterdiği (hidayet ettiği) şekilde zikredin): Bu zikir, sadece herhangi bir anma değil, Allah’ın öğrettiği, emrettiği ve razı olduğu şekilde yapılmalıdır. Bu, tevhid üzere, ihlasla, Peygamber’in (s.a.v) öğrettiği dualar ve zikirlerle Allah’ı anmaktır. Aynı zamanda, Allah’ın kendilerine lütfettiği hidayet nimetini hatırlayarak şükürle zikretmektir.
“Ve in kuntum min kablihî lemine-ḍḍâllîn(e)” (Doğrusu siz, bundan (bu hidayetten) önce gerçekten yolunu şaşırmışlardan (dalalette olanlardan) idiniz): Bu ifade, Müslümanlara İslam’dan önceki cahiliye dönemindeki sapıklıklarını ve bilgisizliklerini hatırlatarak, Allah’ın kendilerine lütfettiği hidayet nimetinin ne kadar büyük olduğunu idrak etmelerini ve buna şükretmelerini sağlar. Bu hidayet olmasaydı, onlar da ataları gibi veya o anki müşrikler gibi dalalet içinde olacaklardı.
Ayetten Çıkarılacak Dersler ve Hikmetler:
- Dünya ve Ahiret Dengesi: İslam, dünyadan tamamen el etek çekmeyi emretmez. Hac gibi en önemli bir ibadet sırasında bile meşru yollarla ticaret yapmaya ve rızık aramaya izin verir. Önemli olan, dünya işlerinin ahireti unutturmamasıdır.
- Haccın Önemli Menâsiki: Arafat vakfesi ve Meş’ar-i Haram’da (Müzdelife) Allah’ı zikretmek, Haccın temel rükünlerinden ve uygulamalarındandır.
- Zikrin Önemi ve Mahiyeti: Allah’ı zikretmek, sadece dil ile değil, kalp ile ve O’nun öğrettiği şekilde olmalıdır. Zikir, hidayet nimetine bir şükür ifadesidir.
- Hidayet Nimetinin Kadrini Bilmek: İslam’dan önceki cehalet ve sapıklık halini hatırlamak, Müslümanın iman ve hidayet nimetinin değerini daha iyi anlamasına ve ona daha sıkı sarılmasına vesile olur.
- Şükür Bilinci: Allah’ın verdiği hidayet ve diğer bütün nimetler için O’na şükretmek, kulluğun bir gereğidir.
Önceki ve Sonraki Ayetlerle Bağlantısı:
Bu 198. ayet, bir önceki ayet olan Bakara 2:197’de Hac aylarından, Hac sırasındaki yasaklardan (rafes, füsûk, cidâl) ve takva azığından bahsedildikten sonra, Hac ibadetiyle ilgili bir başka pratik konuyu (Hacda ticaret) ve önemli bir menâsiki (Müzdelife’de zikir) açıklar. Bu ayetten sonra gelen Bakara 2:199’da ise, insanların Arafat’tan akın ettiği yerden akın etmeleri, Allah’tan mağfiret dilemeleri ve Allah’ın çok bağışlayıcı ve merhametli olduğu hatırlatılarak Hac ile ilgili talimatlara devam edilecektir.
Sonuç:
Bakara Suresi 198. ayeti, Hac ibadetini yerine getiren Müslümanlara, bu kutsal yolculuk sırasında Rablerinden meşru yollarla rızık aramalarında bir günah olmadığını bildirirken, aynı zamanda Haccın en önemli mekanlarından olan Arafat’tan inişte Meş’ar-i Haram’da (Müzdelife) Allah’ı çokça zikretmelerini emreder. Bu zikrin, Allah’ın kendilerini önceki sapıklıklarından kurtarıp hidayete erdirmesine bir şükran ifadesi olarak yapılması gerektiğini hatırlatır. Ayet, dünya işleriyle ibadet dengesini, zikrin önemini ve hidayet nimetinin kadrini bilmeyi öğreten hikmetlerle doludur.