Hz. İsa, Tevrat’ı Doğrulayıcı ve İncil’i Hidayet Olarak Nasıl Getirdi?
Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ nebiyyinâ Muhammedini'n-nebiyyi'il-ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim
Kur’an-ı Kerim Mâide Suresi, 46. Ayet-i Kerimede Anlatılmak İstenenler
Bu ayet, daha önce indirilmiş olan Tevrat’ı doğrulayan ve ona ek olarak insanlara hidayet ve nur getiren İncil’den bahseder. Allah’ın, peygamberleri aracılığıyla insanlığa rehberlik gönderdiğini ve Hz. İsa’yı da bu yolda bir peygamber olarak görevlendirdiğini vurgular. Ayet, İncil’in de tıpkı Tevrat gibi, ilahi bir kaynak olduğunu ve bu kitapların Allah’tan geldiğini tasdik edenlerin, ilahi yasalara uyması gerektiğini hatırlatır. Aynı zamanda, Hristiyanların, kendi kitaplarında bulunan hükümlerle hükmetmeleri gerektiği emredilir. Bu, her ümmetin kendi peygamberine gönderilen kitaba uymakla yükümlü olduğunu gösterir. Ayetin son kısmı, bu ilahi hükümlerle hükmetmeyenlerin “fâsıklar” olduğunu belirtir. Bu, önceki iki ayette (Mâide 44 ve 45) geçen “kâfirler” ve “zalimler” tanımlarının ardından, ilahi hükümleri terk etmenin farklı derecelerdeki günahlarını ve sonuçlarını açıklar.
Ayet-i Kerime
Arapça Okunuşu: وَقَفَّيْنَا عَلَىٰ آثَارِهِم بِعِيسَى ابْنِ مَرْيَمَ مُصَدِّقًا لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهِ مِنَ التَّوْرَاةِ ۖ وَآتَيْنَاهُ الْإِنجِيلَ فِيهِ هُدًى وَنُورٌ وَمُصَدِّقًا لِّمَا بَيْنَ يَدَيْهِ مِنَ التَّوْرَاةِ وَهُدًى وَمَوْعِظَةً لِّلْمُتَّقِينَ
Elmalılı Hamdi Yazır Meali: Arkalarından da Meryem oğlu Îsâ´yı gönderdik, kendinden önce gelen Tevrat´ı doğruluyordu. Ve ona, içinde hidayet ve nûr bulunan, önündeki Tevrat´ı tasdik eden, korunanlar için bir hidayet ve öğüt olmak üzere İncil´i verdik.
Türkçe Okunuşu: Ve kaffeynâ alâ âsârihim bi îsebni meryeme musaddikan limâ beyne yedeyhi minet tevrâti, ve âteynâhul incîle fîhi huden ve nûrun ve musaddikan limâ beyne yedeyhi minet tevrâti ve huden ve mev’ızaten lil muttakîn(muttakîne).
Mâide Suresi’nin 46. Ayeti Işığında Dualar
Bu ayet, ilahi kitaplara iman etmeyi ve peygamberler aracılığıyla gelen tüm rehberliği kabullenmeyi pekiştirir. Bu doğrultuda şu dualar edilebilir:
- “Ya Rabbi! Bizi, Sana indirdiğin tüm kitaplara ve gönderdiğin tüm peygamberlere iman edenlerden eyle. Bize, Kur’an’ın getirdiği hidayet ve nurla hayatımızı aydınlatma gücü ver. Ayetlerini inkar edenlerden, onlara sırt çevirenlerden ve fâsıklardan bizi uzak tut.”
- “Allah’ım! Kalbimize, tüm peygamberlerin ve kitapların Senin birliğini ve yüceliğini tebliğ ettiğini bilme idrakini yerleştir. Bize, Kur’an’la hükmeden ve bu yolda sebat eden müminlerden olmayı nasip et.”
Hadisler ve Sahabe Uygulamaları Bölümü
Peygamber Efendimiz (s.a.v) ve sahabeler, İncil’in de ilahi bir kitap olduğunu kabul etmişlerdir. Hz. İsa’nın ve İncil’in, Tevrat’ın asıl hükümlerini tasdik ettiğini ve bu kitapların Allah’ın mesajını içerdiğini savunmuşlardır. Sahabeler, Ehl-i Kitab’a karşı adil davranmış ve onların kendi kutsal kitaplarının hükümlerini uygulamaya teşvik etmişlerdir. Bu ayet, İslam’ın tüm ilahi kitaplara ve peygamberlere saygılı olma prensibinin temelini oluşturur.
İcma Bölümü
İslam alimleri, Mâide 46’nın, Tevrat ve İncil’in Allah’tan geldiği gerçeğini tasdik ettiğini kabul etmişlerdir. Ancak, bu ayetin Hristiyanlara hitaben, kendi kitaplarındaki hükümlerle hükmetmelerini emretmesi, İncil’in orijinal halinden bahsedilmesinden kaynaklanır. Günümüzde İncil’in tahrif edildiği konusunda İslam alimleri arasında bir icma vardır. Bu nedenle, Müslümanlar için artık yegane hüküm kaynağı, tüm ilahi kitapları nesheden ve kıyamete kadar geçerli olan Kur’an-ı Kerim’dir.
Sünnet-i Seniyye Bölümü
Sünnet, Kur’an’ın bir tefsiri ve pratiğidir. Peygamberimizin hayatı, Mâide 46’da bahsedilen ilahi hidayet ve nurun somutlaşmış halidir. Peygamberimiz, adaleti, merhameti ve ilahi yasalara olan bağlılığıyla tüm müminler için bir örnektir. O, Ehl-i Kitab’a karşı hoşgörülü olmuş ancak onların ilahi hükümleri terk etme ve tahrif etme eylemlerini de kınamıştır. Bu ayet, Peygamberimizin sünnetinin de temelini oluşturan, ilahi adalete ve hakikate tam bir teslimiyet çağrısıdır.
Ayetten Çıkarılacak Dersler ve Hikmetler
- Peygamberlerin Birliği: Ayet, Hz. Musa’dan sonra Hz. İsa’nın gönderildiğini belirterek, tüm peygamberlerin aynı ilahi mesajı (tevhid ve adalet) tebliğ ettiğini gösterir.
- İncil’in İlahi Kaynağı: Kur’an, İncil’in de Allah tarafından gönderildiğini, içinde hidayet ve nur bulunduğunu ve Tevrat’ı doğruladığını açıkça beyan eder.
- İlahi Hükümlere Uymanın Önemi: Ayet, her ümmetin kendi peygamberine indirilen kitapla hükmetmesi gerektiğini vurgular. Bu, Allah’ın şeriatına uymanın, imanın bir gereği olduğunu gösterir.
- “Fâsık” Tanımının Anlamı: İlahi hükümlerle hükmetmeyenlere “fâsıklar” denilmesi, bu tür bir davranışın Allah’ın yolundan sapmak (fısk) olduğunu ve imanı zedeleyen bir fiil olduğunu gösterir. Bu, küfürden daha hafif, ancak yine de büyük bir günahı ifade eder.
Önceki ve Sonraki Ayetlerle Bağlantısı Bölümü
Mâide 44. ayet, Allah’ın indirdiğiyle hükmetmeyenlerin “kâfir” olduğunu, 45. ayet ise bu hükmü terk edenlerin “zalim” olduğunu belirtir. 46. ayet, benzer bir durumu “fâsıklık” olarak nitelendirerek, ilahi hükümlerden sapmanın farklı derecelerini gösterir. Bu, ilahi yasaların terk edilmesinin, duruma ve niyetlere göre farklı manevi sonuçları olabileceğini anlatır. Ardından gelen 47. ayet, İncil ehlinin, Allah’ın İncil’de indirdiğiyle hükmetmeleri gerektiğini emreder ve bu hükümlerle hükmetmeyenlerin fâsık olduğunu bir kez daha vurgular. Böylece, hem Yahudilere hem de Hristiyanlara, kendi kitaplarındaki ilahi yasalara bağlı kalma emri verilir.
Mâide Suresi ve İlgili Konular Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
- Ayette geçen “muhakkak ki, onlar Allah’ın indirdiğiyle hükmetmezse, işte onlar fâsıkların ta kendileridir” ifadesi, 44. ayetteki “kâfirler” ve 45. ayetteki “zalimler”den neyi farklı kılar? Bu ifadeler, ilahi hükümleri terk etmenin farklı derecelerini gösterir. Küfür, inkar ve reddetmeyi; zulüm, haksızlık ve aşırılığı; fısk ise Allah’ın yolundan sapmayı ifade eder. Bu ayetler, ilahi yasaları terk etmenin çeşitli sonuçlarını anlatır.
- “İçinde hidayet ve nûr bulunan İncil” ifadesi ne anlama gelir? Bu ifade, İncil’in de tıpkı diğer ilahi kitaplar gibi, insanlara doğru yolu gösteren bir rehber (hidayet) ve kalpleri aydınlatan bir ışık (nur) olduğunu gösterir.
- Ayet, İncil’in Tevrat’ı nasıl doğruladığını belirtir? Kur’an’da geçtiği üzere, İncil, Tevrat’ta geçen peygamberlikleri ve hükümlerin ana ilkelerini tasdik eder. Bu, ilahi mesajların birbirini tamamladığını gösterir.
- Günümüzdeki Hristiyanların İncil’deki hükümlerle hükmetmesi ne anlama gelir? İslam inancına göre, İncil tahrif edildiği için, bugün Hristiyanların elindeki metinler orijinal değildir. Bu ayet, onlara, orijinal İncil’in hükümlerine uymaları gerektiğini emreder ve onların bu hükümleri terk etmesini kınar.
- Ayette “öğüt” olarak belirtilen şey nedir? Ayetteki öğüt, ilahi hükümlere uymanın fazileti, Allah’ın gazabından sakınmanın gerekliliği ve dünya hayatının geçiciliği gibi temel dini ilkelerdir.
- Peygamberler neden birbirinin yolundan gitmiştir? “Ve kaffeynâ alâ âsârihim” ifadesi, peygamberlerin birbirinin izinden gittiğini, yani aynı tevhid inancını tebliğ ettiğini gösterir. Her peygamber, kendisinden önce geleni tasdik etmiş ve mesajı insanlığa ulaştırmıştır.
- Bu ayet, Müslümanların İncil’e nasıl bakması gerektiğini gösterir? Müslümanlar, İncil’in orijinal halinin Allah’tan geldiğine inanır ancak günümüzde Kur’an’ın İncil’in yerine geçtiğini ve hükümlerinin sadece Kur’an’dan alınması gerektiğini bilir.
- Hz. İsa’nın “Meryem oğlu” olarak anılmasının özel bir anlamı var mıdır? Bu ifade, Hz. İsa’nın babasız dünyaya geldiğini ve bu mucizevi durumu vurgular. Aynı zamanda onun peygamberlik ve mesihlik vasfına işaret eder.
- Fısk kelimesinin kökeni ve anlamı nedir? Fısk, Arapça’da “bir şeyin kabuğundan çıkması” anlamına gelir. Dini terim olarak, kişinin Allah’ın emirlerinden ve doğru yoldan sapması, isyan etmesi ve haddi aşması demektir.
- Bu ayetteki “korunanlar” ifadesi kimleri kapsar? “Korunanlar” (muttakîn), Allah’tan korkan, O’nun emirlerine uyan ve yasaklarından kaçınan kimselerdir. Ayet, İncil’in de Tevrat gibi sadece bu kişilere fayda vereceğini belirtir.
- Ayette Tevrat’ın iki kez anılmasının hikmeti nedir? Tevrat’ın iki kez anılması, İncil’in, Tevrat’ı neshetmek için değil, onu doğrulamak ve onun eksik bıraktığı yerleri tamamlamak için geldiğini vurgular.
- Bu ayet, Hz. İsa’nın bir tanrı değil, bir peygamber olduğunu nasıl gösterir? Ayet, Hz. İsa’yı “Meryem oğlu” olarak anar ve onu diğer peygamberlerin yolundan giden bir elçi olarak tanıtır. Bu, onun ilahlık vasfını reddeder ve peygamberlik makamını vurgular.
- Kur’an-ı Kerim neden Tevrat ve İncil’den bahsediyor? Kur’an, kendisinin son ve en üstün ilahi kitap olduğunu belirtirken, önceki ilahi kitapları ve peygamberleri de doğrular. Bu, tüm ilahi mesajların aynı kaynaktan geldiğini ve birbirini tamamladığını gösterir.