Genel Konular

En Hakiki Mürşid İlimdir, İnsan Oğlu Hüsrandadır

Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ nebiyyinâ Muhammedini'n-nebiyyi'il-ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim

En Hakiki Mürşid İlimdir, İnsan Oğlu Hüsrandadır

Allah’ın Ayetleri Peygamber Varislerine Hakikat

 

“Asra yemin olsun ki, insan gerçekten ziyan içindedir.” (Asr Suresi, 1-2)

Bu ilahi ferman, zamanın tanıklığında insanoğlunun en temel halini ortaya koyar: Bir kayıp ve aldanış içinde olma hali. Ancak bu, bir son değil, bir uyarıdır. Bir kapı aralama, bir kurtuluş reçetesidir. Zira devamındaki ayetler, bu hüsrandan kurtulmanın yolunu gösterir. Bu yolun en temel taşı, en şaşmaz pusulası ise “ilim”dir. İşte bu hakikati, Kainatın Efendisi Hz. Muhammed (s.a.v.), ilmin kapısı Hz. Ali (r.a.) ve adaletin simgesi Hz. Ömer (r.a.) kendi lisanlarıyla şöyle anlatırlardı:


 

Peygamber Efendimiz Hz. Muhammed (s.a.v) Anlatıyor:

 

“Size en doğru yolu gösteren, sizi karanlıklardan aydınlığa çıkaran en hakiki mürşidin ne olduğunu haber vereyim mi? O, Allah’ın kitabında ve benim sünnetimde size miras bıraktığım ilimdir. Zira Allah Teâlâ, Kur’an’ında, ‘Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?’ (Zümer, 9) diye buyurarak ilmin üstünlüğünü ilan etmiştir.

Ben size, ‘Beşikten mezara kadar ilim öğreniniz’ diye buyurdum. Çünkü ilim, cennetin yollarını aydınlatan bir kandildir. Kim ilim öğrenmek için bir yola girerse, Allah ona cennete giden yolu kolaylaştırır. Melekler, ilim talibinden hoşnut olarak kanatlarını üzerlerine gererler. Gökteki ve yerdeki her varlık, hatta sudaki balıklar bile âlim için Allah’tan bağışlanma diler.

Şunu iyi biliniz ki, âlimin sadece ibadetle meşgul olan âbide üstünlüğü, dolunaylı bir gecede ayın diğer yıldızlara olan üstünlüğü gibidir. Âlimler, peygamberlerin varisleridir. Peygamberler size altın ve gümüşü miras bırakmazlar; onlar size sadece ilmi miras bırakırlar. Kim o ilim mirasını alırsa, en büyük nasibi almış olur.

İşte bu yüzden, sizi hüsrandan kurtaracak olan, nefsinizin ve damarlarda dolaşan şeytanın vesveselerine karşı size kalkan olacak olan en hakiki rehber, ilimdir. İlimsiz amel, temelsiz bina gibidir. İlimsiz iman, rüzgârın önündeki yaprak misalidir. Öyleyse, ilme sarılın. Ya öğreten olun, ya öğrenen, ya dinleyen, ya da ilmi seven olun. Sakın beşincisi olmayın, helâk olursunuz.”


 

Hz. Ali (r.a.), İlim Kapısı’ndan Sesleniyor:

 

“Bana bir harf öğretenin kırk yıl kölesi olurum’ deyişim, ilmin kıymetini anlamanız içindir. İnsanlar mala mülke rağbet eder, onu biriktirmekle övünürler. Oysa ben size derim ki: İlim, maldan hayırlıdır.

Neden mi? Dinleyin:

  • İlim seni korur, oysa malı sen korursun.
  • Mal, harcamakla azalır; ilim ise paylaştıkça, öğrettikçe artar.
  • İlim, hükmeder; mal ise mahkûmdur, onun esiri olursun.
  • Mal sahipleri, malları yok olunca unutulur giderler. Ama âlimler, dünya durdukça yaşarlar. Bedenleri toprağın altında çürüse de, isimleri ve ilimleri gönüllerde baki kalır.

İnsanların en cahili, bildiğiyle amel etmeyen, ilmini kendine yol gösterici kılmayan kimsedir. İlim bir nokta idi, cahiller onu çoğalttı, dallanıp budaklandırdı ve hakikatin özünden uzaklaştı. Oysa hakiki ilim, insanı Allah’a götüren, O’nun azametini ve kudretini idrak ettiren ilimdir.

Unutmayın, Allah ‘İnsan hüsrandadır’ buyuruyor. Bu hüsran çukurundan sizi çıkaracak olan ip, ilimdir. O ipe sımsıkı sarılın. Zira ilimden daha üstün bir şeref, cehaletten daha büyük bir zillet yoktur. Sizi aldatıcı mürşitlerden, sahte rehberlerden koruyacak olan yegâne sığınak, hakiki ilimdir.”


 

Adaletin Timsali Hz. Ömer (r.a.) Buyuruyor:

 

“Bir meselede hüküm vermeden önce, o konuda Allah’ın kitabının ne dediğine, Resulullah’ın nasıl bir yol izlediğine bakarım. Eğer bir çözüm bulamazsam, ashabın âlimleriyle istişare ederim. Çünkü bilirim ki, isabetli karar, ilimle ve danışmayla verilir.

Size tavsiyem şudur: Bir makama ve mevkiye getirilmeden evvel, dininizde derinlemesine ilim sahibi olunuz (fakih olunuz). Zira meşguliyetler sizi ilimden alıkoyabilir. İlimsiz yöneticinin adaleti topal, kararı eksik olur.

Benim şu ümmet için en çok korktuğum şey, diliyle âlim, kalbiyle cahil olanlardır. Sözleri hikmetli, amelleri ise heva ve hevesine uygun olanlardır. İşte bu, insanı en büyük hüsrana sürükleyen aldanıştır.

Allah, insanı ziyanda yarattığını buyurur. Bu ziyan, ömür sermayesini boşa harcamaktır. Ömrü en kârlı ticarete dönüştürmenin yolu ise dört şeyden geçer ki, Asr Suresi bunu bize öğretir: İman etmek, salih ameller işlemek, birbirine hakkı tavsiye etmek ve birbirine sabrı tavsiye etmek. Bu dört temel üzerine bina edilmeyen bir hayat, hüsranla sonuçlanmaya mahkûmdur. İşte bu dört esası size öğretecek, hakkı ve sabrı anlamanızı sağlayacak olan da yine ilimdir.

İlim, size neyin hak, neyin batıl olduğunu gösterir. İlim, size sabrın bir acziyet değil, bir direniş ve zafer olduğunu öğretir. Dolayısıyla, cehaletin karanlığından kurtulup, iman ve salih amelin aydınlığına çıkmak isteyen herkesin sığınacağı en güvenli liman, tutunacağı en sağlam dal, şüphesiz ki ilimdir.”

Muhammed (s.a.v.), hem Kur’an-ı Kerim ayetleri aracılığıyla hem de kendi hadisleriyle Müslümanları zan konusunda uyarmış, özellikle kötü zandan (suizan) sakınmaya teşvik etmiştir. Bununla birlikte, Allah’a ve müminlere karşı iyi niyetli ve olumlu bir bakış açısını ifade eden hüsnüzan ise teşvik edilmiştir.

Hz. Muhammed’in Öğretilerinde Zan: İlgili Ayet ve Hadisler

 

 

Hz. Muhammed’in (s.a.v.) tebliğ ettiği Kur’an-ı Kerim’de zan ile ilgili pek çok ayet bulunmaktadır. Bu ayetler, zannın hakikat karşısında bir değer taşımadığını ve insanlar arasında olumsuzluğa sebep olabileceğini vurgular.

Hucurât Suresi, 12. Ayet: Bu ayet, sosyal ilişkilerde zannın tehlikesine dikkat çeken en temel ayetlerden biridir:
يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا اجْتَنِبُوا كَثِيرًا مِّنَ الظَّنِّ إِنَّ بَعْضَ الظَّنِّ إِثْمٌ

“Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır.”
Bu ayet, müminlere birbirleri hakkında kesin bir delil olmaksızın kötü düşünceler beslemekten kaçınmalarını emretmektedir.

Yunus Suresi, 36. Ayet: Bu ayette ise zannın, hakikat ve ilim karşısındaki değersizliği ifade edilir:
وَمَا يَتَّبِعُ أَكْثَرُهُمْ إِلاَّ ظَنًّا إَنَّ الظَّنَّ لاَ يُغْنِي مِنَ الْحَقِّ شَيْئًا

“Onların çoğu zandan başka bir şeye uymaz. Şüphesiz zan, haktan (ilimden) hiçbir şeyin yerini tutmaz.”
Necm Suresi, 28. Ayet: Bu ayet de zannın bilgi kaynağı olarak güvenilmezliğini vurgular:
وَمَا لَهُم بِهِ مِنْ عِلْمٍ إِن يَتَّبِعُونَ إِلَّا الظَّنَّ وَإِنَّ الظَّنَّ لَا يُغْنِي مِنَ الْحَقِّ شَيْئًا

“Halbuki onların bu hususta hiçbir bilgileri yoktur. Onlar sadece zanna uyuyorlar. Zan ise hiç şüphesiz hakikat bakımından bir şey ifade etmez.”
Bu ve benzeri ayetler, özellikle inanç ve insanlar arası ilişkiler gibi önemli konularda zanna dayanarak hareket etmenin yanlışlığını ortaya koymaktadır.

 

Hz. Muhammed (s.a.v.) de birçok hadisinde zannın tehlikelerine ve hüsnüzannın önemine dikkat çekmiştir.

Suizandan (Kötü Zandan) Sakındıran Hadisler:

  • Ebu Hureyre’den (r.a.) rivayet edildiğine göre, Resûlullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    “Zandan sakının. Çünkü zan, sözlerin en yalanıdır. Birbirinizin özel hallerini araştırmayın, birbirinizin konuştuklarına kulak kabartmayın, birbirinizle rekabete girmeyin, birbirinize haset etmeyin, birbirinize kin beslemeyin, birbirinize sırt çevirmeyin. Ey Allah’ın kulları, kardeş olun!” (Buhârî, Edeb, 57-58; Müslim, Birr, 28)

Bu hadis, zannın yalanın temelini oluşturduğunu ve toplum içinde tecessüs (merakla kusur arama), haset, kin ve düşmanlık gibi birçok olumsuzluğa kapı araladığını net bir şekilde ifade etmektedir.

Hüsnüzannı (İyi Zannı) Teşvik Eden Hadisler:

İslam, kötü zandan sakındırırken, Allah’a ve müminlere karşı hüsnüzan beslemeyi teşvik eder.

  • Bir kudsi hadiste Allah Teâlâ şöyle buyurur:
    “Ben kulumun bana olan zannının yanındayım (kulum benim hakkımda ne zannediyorsa, ona öyle muamele ederim).” (Buhârî, Tevhid, 15; Müslim, Zikir, 19)

Bu hadis, Allah’ın rahmet ve mağfiretine dair her zaman ümitvar ve olumlu bir beklenti içinde olmanın önemini vurgular.

  • Hz. Cabir’den (r.a.) rivayet edildiğine göre, Resûlullah (s.a.v.) vefatından üç gün önce şöyle buyurmuştur:
    “Her biriniz, mutlaka Allah’a karşı hüsnüzan besleyerek ölsün.” (Müslim, Cennet, 82)

Bu hadis, hayatın son anında bile Allah’ın engin merhametinden ümit kesilmemesi gerektiğini öğretir.

  • Hüsnüzannın ibadet olduğunu belirten bir hadis ise şöyledir:
    “Allah’a karşı hüsnüzan beslemek, en güzel ibadetlerdendir.” (Ebu Davud, Edeb, 81)

Sonuç olarak, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) aktardığı ayet ve hadisler, Müslümanlara kesin bilgi ve delile dayanmayan varsayımlardan, özellikle de insanlar hakkında kötü düşünceler beslemekten şiddetle kaçınmalarını emreder. Buna karşılık, hem Allah’a hem de diğer müminlere karşı daima iyi niyetli ve olumlu bir bakış açısına sahip olmayı (hüsnüzan) teşvik eder.

ALPER

"İslam Bilimleri ve Tefsir araştırmacısı olan Alper, Kur'anî kavramlar ve Hadis ilmi üzerine derinlemesine çalışmalar yürütmektedir. Akademik perspektifi manevi derinlikle harmanlayarak okuyucularına rehberlik etmeyi amaçlar."

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu