El-Azîm (الْعَظِيمُ) İsminin Anlamları ve Faziletleri
Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ nebiyyinâ Muhammedini'n-nebiyyi'il-ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim
El-Halîm isminden sonra gelen ve Allah’ın büyüklüğünü ve yüceliğini ifade eden El-Azîm (الْعَظِيمُ) ismini ve derin anlamlarını inceleyelim
El-Azîm (الْعَظِيمُ)
Anlamı:
El-Azîm, “pek azametli, pek büyük, pek yüce olan; zâtının ve sıfatlarının mahiyeti anlaşılamayacak kadar ulu olan; büyüklük ve ululuk sahibi” demektir. Bu isim, Allah’ın her türlü tasavvurun, aklın ve hayalin ötesinde bir büyüklüğe, yüceliğe ve azamete sahip olduğunu ifade eder. O’nun büyüklüğü, yaratılmışların sahip olduğu fiziksel veya niceliksel büyüklük gibi değildir; zâtına, sıfatlarına ve fiillerine mahsus, eşsiz ve mutlak bir büyüklüktür.
Derin Anlamları:
- Mutlak Büyüklük ve Ululuk: El-Azîm olan Allah, her bakımdan en büyüktür. Ne zâtında ne sıfatlarında ne de fiillerinde O’na denk veya O’ndan daha büyük bir varlık yoktur ve düşünülemez. Kâinattaki her şey, O’nun azameti ve büyüklüğü karşısında hiç mesabesindedir. “Göklerde ve yerde ne varsa hepsi O’nundur. O, yücedir, büyüktür (El-Aliyy, El-Azîm).” (Şûrâ Suresi, 4)
- Zâtının ve Sıfatlarının Kavranılamazlığı: Allah’ın azameti, O’nun zâtının ve sıfatlarının mahiyetinin yaratılmışlar tarafından tam olarak kavranamayacağını da ifade eder. İnsan aklı O’nun büyüklüğünü kuşatmaktan acizdir. O’nu ancak yine O’nun bildirdiği isim ve sıfatlarıyla, eserlerindeki tecellileriyle tanıyabiliriz.
- Her Türlü Noksanlıktan Münezzeh: Büyüklük, aynı zamanda her türlü eksiklikten, acizlikten ve küçüklükten uzak olmayı gerektirir. El-Azîm olan Allah, bütün noksan sıfatlardan münezzeh, bütün kemal sıfatlarla muttasıftır.
- Kudret ve Hâkimiyetin Büyüklüğü: Allah’ın azameti, O’nun sonsuz kudretinde, her şeyi kuşatan hâkimiyetinde ve karşı konulamaz iradesinde de tecelli eder. O, dilediğini yapmaktan aciz bırakılamayan Kâdir-i Mutlak’tır.
- Saygı ve Tazimi Hak Eden Tek Varlık: El-Azîm olan Allah, en büyük saygıya, tazime, tesbihe ve ibadete layık olan tek varlıktır. Namazda rükû ve secde hallerinde söylenen “Sübhâne Rabbiye’l-Azîm” ve “Sübhâne Rabbiye’l-A’lâ” tesbihleri, O’nun bu azametini ve yüceliğini ikrar etmektir. O’nun büyüklüğü karşısında eğilmek, kulluğun bir gereğidir.
- Her Şeyin O’na Muhtaç Olması: O’nun azameti, aynı zamanda O’nun hiçbir şeye muhtaç olmadığını, aksine her şeyin var olmak ve varlığını sürdürmek için O’na muhtaç olduğunu gösterir.
Kısacası, El-Azîm ismi, Allah’ın zâtında, sıfatlarında ve fiillerinde mutlak ve eşsiz bir büyüklüğe, yüceliğe ve azamete sahip olduğunu, mahiyetinin tam olarak kavranamayacağını ifade eder. Bu ismi tefekkür etmek, Allah’ın büyüklüğü karşısında insanın kendi küçüklüğünü ve acizliğini idrak etmesine yardımcı olur. O’na karşı derin bir saygı, huşû ve teslimiyet duygusu uyandırır. Yalnızca O’na ibadet etmenin, O’nu tesbih etmenin ve O’nun önünde eğilmenin anlamını ve önemini kavratır.