Kur'an-ı KerimMâide Suresi Ayetleri

İsrailoğulları, Hz. Davud ve Hz. İsa’nın Diliyle Neden Lanetlendi?

Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ nebiyyinâ Muhammedini'n-nebiyyi'il-ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim

Kur’an-ı Kerim, Mâide Suresi, 78. Ayet-i Kerimede Anlatılmak İstenenler

 

Bir önceki ayette, Ehl-i Kitap’ın dinlerindeki sapmaların temel sebepleri olan “aşırılık” (gulüv) ve “ataların heveslerine uyma” teşhis edildikten sonra, bu ayet bu manevi hastalıkların tarihsel ve ilahi sonucunu, ağır bir hükümle ilan eder. Ayet, İsrailoğulları içinden inkâra sapanların ilahi bir lanete, yani Allah’ın rahmetinden uzaklaştırılmaya maruz kaldıklarını bildirir. Bu hükmün en trajik ve en sarsıcı yönü ise, lanetin düşmanlarının değil, bizzat kendi en büyük ve en saygıdeğer peygamberlerinden olan Hz. Dâvûd ve Hz. Îsâ’nın diliyle gerçekleşmiş olmasıdır. Bu, onların sapmalarının kendi peygamberlerini bile kendilerinden razı etmediğini, aksine onlara beddua ettirdiğini gösterir. Ayet, bu ağır hükmün keyfi olmadığını, tam aksine iki temel suça dayandığını belirterek sona erer:

1) İsyan etmeleri (isyan): Allah’ın emirlerine kasten karşı gelmeleri.

2) Haddi aşmaları (i'tidâ): Sürekli olarak Allah’ın koyduğu sınırları çiğnemeleri ve zulmetmeyi bir karakter haline getirmeleri.

 

Ayet-i Kerime

 

Arapça Okunuşu: لُعِنَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا مِنْ بَن۪ٓي اِسْرَٓاء۪يلَ عَلٰى لِسَانِ دَاوُ۫دَ وَع۪يسَى ابْنِ مَرْيَمَؕ ذٰلِكَ بِمَا عَصَوْا وَكَانُوا يَعْتَدُونَ

Elmalılı Hamdi Yazır Meali: İsrail oğullarından o küfredenler hem Davudun hem de Meryemin oğlu İsanın diliyle lâ’netlendiler, bu onların isyan etmeleri ve daima haddi aşmakta olmaları sebebiyledi.

Türkçe Okunuşu: Luınellezîne keferû min benî isrâîle alâ lisâni dâvûde ve îsebni meryem(meryeme), zâlike bi mâ asav ve kânû ya’tedûn(ya’tedûne).

 

Dua

 

Ayetin ruhu, Allah’ın lanetinden, rahmetinden kovulmaktan O’na sığınmayı, isyan ve haddi aşma gibi helak edici günahlardan korunmayı talep etmeyi içerir.

  • Lanetten Korunma Duası: “Allah’ım! Bizi, isyanları ve haddi aşmaları sebebiyle lanetine uğrayan kavimlerin akıbetine düşmekten muhafaza eyle. Gazabından rızana, azabından affına, Senden yine Sana sığınırız. Bizi, peygamberlerinin diliyle lanetlenen değil, peygamberlerinin duasına ve şefaatine mazhar olan kullarından eyle.”
  • İtaat ve Teslimiyet Duası: “Ya Rabbi! Bizi, Sana isyan etmekten (isyan) ve Senin koyduğun sınırları çiğnemekten (i'tidâ) koru. Kalplerimize, emirlerine karşı tam bir itaat ve teslimiyet nasip eyle. Ayaklarımızı, haddi aşanların değil, hududunu koruyan müttakilerin yolu üzerinde sabit kıl.”

 

Hadisler ve Sahabe Uygulamaları

 

Bu ayet ve devamındaki ayet, Peygamberimiz (s.a.v) tarafından, Müslüman ümmetinin aynı hatalara düşmemesi için çok önemli bir uyarı bağlamında kullanılmıştır.

  • İyiliği Emredip Kötülükten Sakındırmanın Terki: Peygamber Efendimiz (s.a.v), bu ayeti (ve devamındaki 79. ayeti) okuduktan sonra şöyle buyurmuştur: “Hayır, Allah’a yemin ederim ki, ya iyiliği emreder, kötülükten sakındırır, zalimin elini tutup onu hakka döndürürsünüz ya da (bunu yapmazsanız) Allah kalplerinizi birbirine benzetir, sonra da onlara (İsrailoğullarına) lanet ettiği gibi size de lanet eder.” (Ebû Dâvûd, Melâhim, 17; Tirmizî, Tefsîr, 6). Bu hadis, ayette bahsedilen “isyan ve haddi aşmanın”, bir sonraki ayette açıklanacağı üzere, toplumdaki kötülüklere sessiz kalmak olduğunu ve bunun bir toplumu lanete sürükleyen en büyük suç olduğunu gösterir.
  • Peygamberlerin Laneti: Müfessirler, Hz. Dâvûd’un dilinden lanetin, onun Zebur’da yaptığı beddualara ve Cumartesi yasağını çiğneyenlere yönelik ilahi hükme; Hz. Îsâ’nın dilinden lanetin ise, İncil’de, hakikati bildikleri halde inkâr eden Ferisilere ve din adamlarına yönelik “Vay halinize ey ikiyüzlüler!” gibi sert ifadelerine işaret ettiğini belirtirler.

 

İcma

 

İslam alimleri, Allah’a ve emirlerine kasten isyan etmenin ve O’nun koyduğu sınırları (hudûdullah) sürekli olarak çiğnemenin, kişiyi Allah’ın rahmetinden uzaklaştıran ve gazabını üzerine çeken en büyük günahlardan olduğu konusunda icma etmişlerdir. Bir peygamberin, ümmeti içindeki kâfirlere lanet etmesinin (Allah’ın emriyle) caiz ve vaki olduğu da kabul edilen bir husustur.

 

Sünnet-i Seniyye

 

Peygamber Efendimiz (s.a.v), ümmetini lanete uğramaktan korumak için en büyük mücadeleyi vermiştir.

  • Hududullah’ı Koruma: O, Allah’ın koyduğu sınırların en küçük bir şekilde bile ihlal edilmesine izin vermezdi. “Vallahi, kızım Fâtıma bile hırsızlık yapsa, onun da elini keserdim” sözü, bu konudaki tavizsiz duruşunu gösterir.
  • Ümmetine Merhameti: Peygamberimiz, ümmetine lanet etmekten daima kaçınmış, tam aksine onlara sürekli dua etmiştir. Uhud’da dişi kırılıp yüzü kanlar içinde kaldığında bile “Allah’ım, kavmimi bağışla, çünkü onlar bilmiyorlar” diye dua etmesi, onun lanet değil, rahmet peygamberi olduğunun en büyük delilidir. O, ümmetini lanete götürecek yolları kapatmak için gönderilmiştir.

 

Ayetten Çıkarılacak Dersler ve Hikmetler

 

  • Suç ve Ceza Dengesi: İlahi ceza (lanet) asla keyfi değildir. Mutlaka bir suça (isyan ve haddi aşma) dayanır. Bu, Allah’ın mutlak adaletini gösterir.
  • En Ağır Mahkûmiyet: Bir topluluk için en büyük felaket, düşmanlarının değil, kendi kurtarıcıları ve rehberleri olması gereken peygamberleri tarafından mahkûm edilmektir.
  • Lanetin Sebepleri: Ayet, Allah’ın rahmetinden kovulmanın iki temel sebebini ortaya koyar: 1) İsyan: Emirlere uymamak. 2) Haddi Aşma: Yasakları çiğnemek. Din, bu iki temel üzerine kuruludur.
  • Sürekliliğin Tehlikesi: “Haddi aşıyorlardı” (kânû ya'tedûn) ifadesi, bu suçun bir anlık bir hata değil, kökleşmiş, sürekli ve bilinçli bir alışkanlık haline geldiğini gösterir. Laneti getiren de bu ısrardır.
  • Ümmet-i Muhammed’e Uyarı: Bu ayet, sadece geçmiş bir olayı anlatmaz. Aynı zamanda Müslümanlara, “Eğer siz de isyan eder ve haddi aşarsanız, aynı ilahi kanun sizin için de işler” mesajını veren bir uyarı levhasıdır.

 

Önceki ve Sonraki Ayetlerle Bağlantısı

 

  • Önceki Ayet (Mâide 77): 77. ayet, sapkınlığın sebeplerini (dinde aşırılık ve kör taklit) teşhis etmişti. Bu 78. ayet ise, o sebeplerin doğurduğu sonucu (lanetlenme) ve bu sonucun gerekçesini (isyan ve haddi aşma) ortaya koyar.
  • Sonraki Ayet (Mâide 79): 78. ayet, lanetin sebebini genel olarak “isyan ve haddi aşma” olarak belirtti. 79. ayet ise bu genel ifadelerin ne anlama geldiğini çok somut bir örnekle açıklar: “Onlar, işledikleri herhangi bir kötülükten birbirlerini sakındırmazlardı.” Yani, en büyük isyan ve haddi aşma, toplumdaki ahlaki çöküşe ve günahlara karşı kolektif bir duyarsızlık ve sessizlikti.

 

Özet

 

Mâide Suresi’nin 78. ayeti, İsrailoğulları’ndan inkâr yolunu seçenlerin, kendi peygamberleri olan Hz. Dâvûd ve Hz. Îsâ’nın diliyle lanetlendiğini, yani Allah’ın rahmetinden uzaklaştırıldığını bildiren tarihsel bir hükümdür. Ayet, bu ağır cezanın sebebinin, onların Allah’a karşı sürekli isyan etmeleri ve O’nun koyduğu sınırları devamlı olarak çiğnemeyi bir alışkanlık haline getirmeleri olduğunu açıklar.

 

Sıkça Sorulan Sorular

 

  1. “Lanetlenmek” ne demektir? Allah tarafından lanetlenmek, O’nun rahmetinden, lütfundan, hidayetinden ve yardımından mahrum bırakılmak, kovulmak demektir. Bu, bir kula verilebilecek en büyük manevi cezadır.
  2. Neden özellikle Hz. Dâvûd ve Hz. Îsâ zikredilmiştir? Çünkü Hz. Dâvûd, İsrailoğulları’nın krallık ve güç dönemini, Hz. Îsâ ise onlara gönderilen son büyük peygamberi temsil eder. Bu, onların tarihinin farklı ve önemli dönemlerinde, kendi peygamberleri tarafından uyarıldıklarını ve isyan edenlerin mahkûm edildiğini gösterir.
  3. Bu ayet bütün Yahudi ve Hristiyanların lanetlendiğini mi söyler? Hayır. Ayet çok açıktır: “İsrailoğullarından inkâr edenler…” (ellezîne keferû min benî isrâîle). Bu, hükmün bütün bir kavme değil, içlerindeki inkârcı, isyankâr ve haddi aşan kesime yönelik olduğunu gösterir.
  4. İsyan ve i'tidâ (haddi aşma) arasındaki fark nedir? İsyan, emredilen bir şeyi yapmayı reddetmek, yani pasif bir karşı gelmedir. İ'tidâ (haddi aşma) ise yasaklanan bir şeyi yapmak, başkasının hakkına tecavüz etmek, yani aktif bir saldırı ve zulümdür. İkisi birleştiğinde tam bir ahlaki çöküşü ifade eder.
  5. Bir peygamber nasıl lanet okur? Bir peygamberin laneti (bedduası), kişisel bir öfkenin sonucu değildir. O, Allah’ın emri ve izniyle, yoldan çıkmakta ısrar eden ve ıslahı mümkün olmayan topluluklara karşı, ilahi adaletin bir tecellisi olarak bunu yapar.
  6. Bu lanet, onların tövbe kapısını kapatır mı? Hayır. Lanet, inkâr ve isyan hali devam ettiği sürece geçerlidir. Önceki ayetlerde (74) görüldüğü gibi, bireysel olarak kim samimiyetle tövbe ederse, Allah’ın rahmet kapısı ona her zaman açıktır.
  7. Bu ayetin en önemli uyarısı nedir? Toplumsal günahlar ve ahlaki çöküş karşısında sessiz kalmanın, o toplumu ilahi lanete müstahak kılacak kadar büyük bir suç olduğudur. (Bu, bir sonraki ayetle daha da netleşecektir).
  8. Peygamberler neden kendi ümmetlerine lanet etmek zorunda kaldılar? Çünkü onların isyanı ve haddi aşması, peygamber öldürmek gibi, artık nasihatin ve uyarının fayda etmediği en uç noktalara varmıştı. Bu, ilahi adaletin tecelli etmesinin kaçınılmaz olduğu bir durumdu.
  9. Allah’ın lanet etmesi ile bir insanın lanet etmesi aynı mıdır? Hayır. İnsanın laneti, bir beddua ve temennidir. Allah’ın laneti ise bir hüküm, bir fiil ve o kişiyi rahmetinden mahrum bırakma eylemidir.
  10. Bu ayet, bir önceki “dinde aşırılık” ayetiyle nasıl bağlanır? Dinde aşırılığa gitmek (gulüv), Allah’ın koyduğu sınırları çiğnemek, yani “haddi aşmak”tır (i'tidâ). Dolayısıyla bu ayet, o aşırılığın neden lanete sebep olduğunu açıklar.
  11. Günümüzde bir toplumun lanete uğraması mümkün müdür? Evet. Ayette belirtilen ilahi kanunlar (sünnetullah) evrenseldir. Herhangi bir toplum, isyanı ve haddi aşmayı, özellikle de toplumsal ahlaksızlıklara karşı sessiz kalmayı bir karakter haline getirirse, Allah’ın rahmetinden ve bereketinden mahrum kalır ki bu da lanetin modern bir tezahürüdür.
  12. Bu ayet, Yahudilere veya Hristiyanlara karşı düşmanlığı körükler mi? Hayır. Ayet, tarihsel bir tespitte bulunur ve bunun sebebini açıklar. Müslümanlara düşen, bu durumdan ibret alıp aynı hatalara düşmemektir. Kur’an, Müslümanlara onlarla ilişkilerinde adaleti ve iyiliği emreder.
  13. “Haddi aşıyorlardı” fiilinin geçmişte süregiden bir eylemi (kânû ya'tedûn) bildirmesi neden önemlidir? Bu, onların bu suçunun bir kerelik bir hata olmadığını, yaşam tarzı ve bir karakter özelliği haline gelmiş köklü bir ahlaki bozulma olduğunu gösterir. Cezanın şiddeti de suçtaki bu ısrar ve süreklilik sebebiyledir.

ALPER

"İslam Bilimleri ve Tefsir araştırmacısı olan Alper, Kur'anî kavramlar ve Hadis ilmi üzerine derinlemesine çalışmalar yürütmektedir. Akademik perspektifi manevi derinlikle harmanlayarak okuyucularına rehberlik etmeyi amaçlar."

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu