Allah’ın Hediyesi: Hz. Şit (a.s.) ve Nübüvvet Nuru – (25. Bölüm)
Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ nebiyyinâ Muhammedini'n-nebiyyi'il-ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim
1.) Ayetin Arapça Metni
ذُرِّيَّةً بَعْضُهَا مِن بَعْضٍ ۗ وَاللّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ
(Al-i İmran Suresi, 34. Ayet)
2.) Ayetin Türkçe Meali
Bunlar (Peygamberler), birbirinden gelme bir nesildir (zürriyettir). Allah (her şeyi) hakkıyla işiten, hakkıyla bilendir.
3.) Ayetin Detaylı Tefsiri ve Sohbeti
Hz. Adem (a.s.) ve Hz. Havva (r.a.), Habil’in acısını yüreklerine gömmüş, sabırla Allah’a yönelmişlerdi. Kabil ise hidayet yolundan sapmış, uzak diyarlara giderek kendi bozuk düzenini kurmuştu. Peki, Allah’ın nuru, peygamberlik emaneti kimde kalacaktı?
İşte tam bu hüzünlü bekleyişin ardından, Hz. Havva validemiz bir erkek evlat daha dünyaya getirdi. Ancak bu doğum diğerlerinden farklıydı. Rivayetlere göre (İbn Kesir, Taberi); diğer çocukların hepsi ikiz doğarken, bu çocuk tek doğmuştu. Sanki özel, seçilmiş ve biricikti.
Adı: Şit (Hibetullah) Hz. Adem, bu güzel evlada Süryanice/İbranice kökenli “Şit” ismini verdi. Arapça’daki karşılığı **”Hibetullah”**tır. Anlamı: “Allah’ın Hibesi / Allah’ın Hediyesi” demektir. Hz. Adem ve Havva şöyle şükrettiler: “Allah, öldürülen Habil’in yerine bize bu salih evladı hibe etti.” Şit (a.s.), karakter olarak abisi Habil’e, yüz güzelliği ve ahlak olarak babası Hz. Adem’e benziyordu.
Nübüvvet Nurunun Devri İslam inancında “Nur-u Muhammedi” (Hz. Muhammed’in (s.a.v.) nuru) kavramı vardır. Bu nur, Hz. Adem’in alnında parlıyordu. Hz. Şit doğduğunda, bu nur babasından dnna intikal etti. Hz. Adem, vefatı yaklaşınca tüm evlatlarını topladı ama ilmini, sahifelerini ve vasiyetini sadece Hz. Şit’e emanet etti. Çünkü o, Allah’ın seçtiği ikinci peygamberdi. Hz. Adem’e inen 10 sahifeye ek olarak, Hz. Şit’e de 50 sahife indirildiği rivayet edilir. O, babasının şeriatını devam ettirdi, Kabe’yi korudu ve insanlara hikmeti öğretti.
İnsanlığın İkinci Babası Tarihçiler der ki: “Bugün yeryüzünde yaşayan tüm insanların soyu Hz. Şit’e dayanır.” Çünkü Kabil’in soyu, ilerleyen asırlarda (Nuh Tufanı’nda) tamamen helak olmuştur. Habil’in çocuğu yoktu. Geriye kalan salih nesil, Hz. Şit’in zürriyetinden türemiştir. Yani bizler, hem Adem’in hem de Şit’in çocuklarıyız.
Şit (a.s.)’ın Mirası: Takva ve İlim Hz. Şit, babasından aldığı ilimle; matematik, dokuma sanatları ve şehirleşme konusunda insanlığa büyük hizmetler yaptı. Ama en büyük hizmeti, babası Adem’in tevhid bayrağını yere düşürmeden taşımasıydı. O, “Hidayet Rehberleri” zincirinin ikinci halkasıdır.
Özet:
Bu ayet, peygamberlerin birbirinden gelen seçkin bir soy (zürriyet) olduğunu vurgular. Hz. Şit (a.s.), Habil’in vefatından sonra Allah’ın Hz. Adem’e bir tesellisi ve hediyesi (Hibetullah) olarak verilmiştir. Peygamberlik nuru, ilim ve insanlığın devamı onun soyundan yürümüştür.
İniş Tarihi ve Nüzul Ortamı:
Al-i İmran Suresi Medine’de inmiştir. Bu ayet, peygamberlerin rastgele seçilmediğini, Hz. Adem’den Hz. Muhammed’e (s.a.v.) kadar uzanan ilahi bir planın ve temiz bir soyun devamı olduğunu anlatır. Müminlere, peygamberlerine ve onların yoluna (Sünnetine) sımsıkı sarılmaları mesajı verilir.
Yazarın Notu (Okuyucuya):
Nübüvvet nuru emin ellerdeydi. Hz. Adem artık yaşlanmış, belinden gelen zürriyeti binleri bulmuştu. 930 yıllık (veya 1000 yıl) uzun ve meşakkatli bir ömrün sonuna geliniyordu. Dünya misafirhanesinden ayrılma vakti yaklaşıyordu. Cennetten gelen o misafir, şimdi asıl yurduna dönmeye hazırlanıyordu. Bir sonraki yazımızda, Hz. Adem’in uzun ömrünü, mucizelerini ve geleceğe dair (Davut a.s. ile ilgili) o ilginç rivayeti konuşacağız.