Şehirlerin Suçlu Liderleri ve Kendi Aleyhlerine Kurdukları Tuzaklar
Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ nebiyyinâ Muhammedini'n-nebiyyi'il-ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim
Kur’an-ı Kerim En’am Suresi 123. Ayeti
Arapça Okunuşu:
وَكَذٰلِكَ جَعَلْنَا ف۪ي كُلِّ قَرْيَةٍ اَكَابِرَ مُجْرِم۪يهَا لِيَمْكُرُوا ف۪يهَاۜ وَمَا يَمْكُرُونَ اِلَّا بِاَنْفُسِهِمْ وَمَا يَشْعُرُونَ
Türkçe Okunuşu:
Ve kezâlike cealnâ fî kulli karyetin ekâbire mucrimîhâ li yemkurû fîhâ, ve mâ yemkurûne illâ bi enfusihim ve mâ yeş’urûn.
Elmalılı Hamdi Yazır Meali:
Böylece biz, her kasabada (veya her toplumda) oranın ileri gelenlerini günahkârlar (suçlular) kıldık ki orada hileler çevirsinler. Hâlbuki onlar hileleri ancak kendilerine yaparlar da farkına varmazlar.
Ayetin Detaylı Tefsiri
Bu ayet-i kerime, toplumsal bozulmanın ve hak-batıl mücadelesinin sosyolojik bir kanununu (sünnetullah) ortaya koyar. Önceki ayette nur ile dirilen mümin ile karanlıklarda bocalayan kâfirin kıyası yapılmıştı. 123. ayet ise bu karanlığın organizatörlerine, yani toplumların “ekâbir” (ileri gelen/seçkin) sınıfına dikkat çeker.
“Ekâbir” ve Suç İlişkisi: Ayette geçen “ekâbir”, hem makam ve servet bakımından büyük olanları hem de kendisini büyük gören müstekbirleri ifade eder. Tarih boyunca peygamberlerin karşısına ilk çıkanlar ve statükoyu korumak için en şiddetli direnişi gösterenler hep bu “seçkin” suçlular olmuştur. Çünkü ilahi mesaj, adaleti ve eşitliği savunduğu için, bu grubun haksız kazançlarına, otoritesine ve kibir kalelerine bir tehdit oluşturur. Allah, onların bu azgınlıklarına (kendi seçimleri doğrultusunda) imkan tanımış ve bunu toplumsal bir imtihan kılmıştır.
Hilelerin Mahiyeti (Mekr): Bu ileri gelen suçlular, halkı peygamberden soğutmak, hakikati çarpıtmak ve kendi sömürü düzenlerini devam ettirmek için “mekr” (hile/tuzak) kurarlar. Algı operasyonları yaparlar, iftiralar atarlar ve inananlara karşı sinsi planlar yürütürler. Onlar bu hileleri yaparken kendilerini çok zeki, çok kurnaz ve yenilmez sanırlar.
Tuzakların Asıl Hedefi: Ayetin vurduğu en büyük tokat şudur: “Vemâ yemkurûne illâ bi enfusihim” (Hâlbuki onlar hileleri ancak kendilerine yaparlar). İlahi adalet gereği, kötülük üzerine kurulan her plan, eninde sonunda kurucusunun ayağına dolanır. Onlar başkalarını saptırmaya çalışırken aslında kendi ebedi hayatlarını karartırlar; dünyada ise kurdukları zulüm sistemi kendi felaketleri olur. Ancak o kadar büyük bir gaflet ve kibir içindedirler ki, kendi sonlarını hazırladıklarının “farkına bile varmazlar.”
Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) En’am Suresi’nin 123. Ayeti Işığında Duası
“Allah’ım! Her türlü gizli ve açık tuzağın, hilenin ve mekr sahiplerinin şerrinden sana sığınırım. Beni ve ümmetimi, güçlerine ve makamlarına güvenerek senin yolundan saptırmaya çalışan o ‘ileri gelen suçluların’ fitnesinden muhafaza eyle. Bana, onların yaldızlı hilelerinin arkasındaki boşluğu görecek feraseti ver. Tuzak kuranların en hayırlısı sensin; bizi senin himayenden ayırma. Kalbimi kibirden ve başkalarına hile yapma düşüncesinden temizle.”
En’am Suresi’nin 123. Ayeti Işığında Hadisler
“Allah bir kavme (topluma) azap murat ettiğinde, oranın mütrefinlerini (refah içinde azmış olanları) çoğaltır; onlar orada fısk çıkarırlar ve o topluma azap hak olur.” — Ayetteki ekâbir-suç ilişkisinin bir açıklamasıdır.
“Zulüm, kıyamet gününde (sahibi için) zulumattır (karanlıklardır).” (Buhari)
“Kim Müslümanlara hile yaparsa bizden değildir.” (Müslim) — Hilenin asıl zararının kişiye döneceği uyarısını içerir.
En’am Suresi’nin 123. Ayeti Işığında Sünnet-i Seniyye
Efendimiz’in (s.a.v.) hayatında bu ayet, “Güç Odaklarına Karşı Dimdik Durmak ve Tevekkül” olarak yaşanmıştır. Mekke’nin ileri gelenleri (Ebu Cehiller, Velid b. Mugireler) Efendimiz’i durdurmak için sayısız hile ve suikast planı yaptılar. O (s.a.v), onların bu “ekâbir” tavırları karşısında zerre kadar geri adım atmamış, onların hilelerine hileyle değil, Allah’a olan tam güveniyle (tevekkül) karşılık vermiştir. Sünnet-i Seniyye; zalimlerin ve hilebazların planlarından korkmamayı, çünkü o planların eninde sonunda kendi başlarına yıkılacağını bilerek hakkı savunmaya devam etmeyi öğretir. Hicret gecesi kurulan tuzakların nasıl boşa çıktığı, bu ayetin fiili bir tefsiridir.
Ayetten Çıkarılacak Dersler ve Hikmetler
Güç Her Zaman Haklı Değildir: Bir toplumun “en büyükleri” veya “en zenginleri” olmaları, onların doğru yolda oldukları anlamına gelmez. Aksine, imtihanları daha çetindir.
Hilenin Bumerang Etkisi: Başkası için kuyu kazan, önce kendi içine düşer. Kötülük, sahibini vuran bir bumerang gibidir.
Gaflet Perdesi: Zalimler, kendi sonlarını hazırlarken başarılı olduklarını sanırlar. En büyük ceza, insanın kendi çöküşünü zafer zannetmesidir.
Sorumluluk Dağılımı: Toplumun önderleri saptığında, peşlerinden giden kitleleri de felakete sürüklerler; bu yüzden “ileri gelenlerin” vebali daha büyüktür.
Özet
Allah, her toplumda statü ve servet sahibi olanların bir kısmının, kendi iradeleriyle suçlara dalıp hakikate karşı hileler kurmasına izin vermiştir. Ancak bu hilebazlar, kurdukları tuzakların aslında sadece kendi sonlarını hazırladığını fark edemeyecek kadar büyük bir gaflet içindedirler.
Sıkça Sorulan Sorular
Allah neden onları “suçlu kıldı” (cealnâ)? Buradaki “kılma”, Allah’ın onları zorla suçlu yapması değildir. Allah’ın koyduğu toplumsal yasalar (sünnetullah) gereği, güç ve servet sahipleri kibre kapılıp hakkı reddettiklerinde, Allah onların bu yoldaki çabalarını (mekrlerini) yaratır. Yani seçim kuldan, yaratma Allah’tandır.
“Ekâbir” sadece zenginler midir? Hayır. “Ekâbir” hem maddi hem manevi güç odaklarını, siyasi liderleri ve kendisini başkalarından üstün görüp toplumu yönlendiren her türlü hegemonik yapıyı kapsar.
Onların hileleri neden sadece “kendilerine” zarar verir? Çünkü dünyada huzurlarını, ahirette ise ebedi saadetlerini kaybederler. Zulüm üzerine kurulu hiçbir sistem kalıcı olamaz; eninde sonunda içeriden çöker.
“Farkına varmazlar” (Vemâ yeş’urûn) ifadesi neyi anlatır? Gafletin derinliğini. Yaptıkları kötülüklerin kendilerine güç kazandırdığını sanırken, aslında her adımda uçuruma yaklaştıklarını göremeyecek kadar “sarhoş” olduklarını ifade eder.
Bu ayet modern dünya için ne söyler? Küresel güçlerin, medya patronlarının veya algı yöneten odakların Kur’an’a ve İslami değerlere karşı kurdukları hilelerin, uzun vadede kendi medeniyetlerini ve geleceklerini nasıl tüketeceğinin ilahi ihbarıdır.
Hileye (Mekr) hileyle mi karşılık verilmelidir? Hayır. Müminin silahı hile değil, ihlas, doğruluk ve tevekküldür. Allah, tuzak kuranların en hayırlısıdır ve kendi yolunda gidenleri koruyacaktır.
Bir toplumda “ekâbir” suçlu olursa halkın vebali nedir? Halk, o ileri gelenlerin yaldızlı hilelerine kanıp peşlerinden giderse vebali paylaşır. Ancak uyanık olup nurun peşinden gidenler kurtulur.
Neden her toplumda (karye) mutlaka böyle suçlu elitler çıkar? Bu bir imtihan kanunudur. Hakikat her zaman bir dirençle (antitezle) karşılaşır ki, inananların samimiyeti ve sabrı ortaya çıksın.
Mekr (Hile) ile strateji arasındaki fark nedir? Strateji akıllıca plan yapmaktır; Mekr ise hakikati örtmek, aldatmak ve başkasının hakkına girmek için kurulan sinsi tuzaktır.