Kuran’ı Kerim’de Ara

أَعُوذُ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ

بِسْــــــــــــــــــمِ االلهِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

Kur'an-ı Kerim'de "mûsâ" İfadesi ve İlgili Ayetler

228 ayette bulundu.

Taha Suresi (20:91)
﴿٩١﴾ قَالُوا لَن نَّبْرَحَ عَلَيْهِ عَاكِفِينَ حَتَّىٰ يَرْجِعَ إِلَيْنَا مُوسَىٰ
91. Onlar (cevap olarak şöyle) demişlerdi: «Musa bize dönüp gelinceye kadar, biz ona tapmaya elbette devam edeceğiz.»
Okunuşu: Kâlû len nebreha aleyhi âkifîne hattâ yercia ileynâ mûsâ.
Taha Suresi (20:92)
﴿٩٢﴾ قَالَ يَا هَارُونُ مَا مَنَعَكَ إِذْ رَأَيْتَهُمْ ضَلُّوا
92. (Musa gelince kardeşine şöyle) dedi: «Ey Harun! bunların sapıklığa düştüğünü gördüğün vakit, seni engelleyen ne oldu?»
Okunuşu: Kâle yâ hârûnu mâ meneake iz reeytehum dallû.
Taha Suresi (20:95)
﴿٩٥﴾ قَالَ فَمَا خَطْبُكَ يَا سَامِرِيُّ
95. (Hz. Musa bu defa Sâmirî´ye dönerek) «Ey Sâmirî! Senin bu yaptığın nedir?» dedi.
Okunuşu: Kâle fe mâ hatbuke yâ sâmiriyy(sâmiriyyu).
Taha Suresi (20:97)
﴿٩٧﴾ قَالَ فَاذْهَبْ فَإِنَّ لَكَ فِي الْحَيَاةِ أَن تَقُولَ لَا مِسَاسَ ۖ وَإِنَّ لَكَ مَوْعِدًا لَّن تُخْلَفَهُ ۖ وَانظُرْ إِلَىٰ إِلَـٰهِكَ الَّذِي ظَلْتَ عَلَيْهِ عَاكِفًا ۖ لَّنُحَرِّقَنَّهُ ثُمَّ لَنَنسِفَنَّهُ فِي الْيَمِّ نَسْفًا
97. (Musa ona şöyle) dedi: «Haydi çekil git. Artık senin için hayat boyunca, ´benimle temas yok´ diye söylemen var (bir vahşi gibi yapayalnız yaşamağa mahkum olacaksın). Hem senin için asla kaçamayacağın bir ceza daha vardır. Bir de ibadet edip durduğun ilâhına bak; elbette biz onu yakacağız, sonra da kül edip muhakkak onu denize savuracağız.»
Okunuşu: Kâle fezheb fe inne leke fîl hayâti en tekûle lâ misâse ve inne leke mev’ıden len tuhlefeh(tuhlefehu), vanzur ilâ ilâhikellezî zalte aleyhi âkifâ(âkifen), le nuharrikannehu summe le nensifennehu fîl yemmi nesfâ(nesfen).
Enbiya Suresi (21:48)
﴿٤٨﴾ وَلَقَدْ آتَيْنَا مُوسَىٰ وَهَارُونَ الْفُرْقَانَ وَضِيَاءً وَذِكْرًا لِّلْمُتَّقِينَ
48. Yemin olsun ki, Musa ve Harun´a eğriyi doğrudan ayıran kitabı, takva sahibleri için bir ışık ve öğüt olarak verdik.
Okunuşu: Ve lekad âteynâ mûsâ ve hârûnel furkâne ve dıyâen ve zikren lil muttekîn(muttekîne).
Hac Suresi (22:44)
﴿٤٤﴾ وَأَصْحَابُ مَدْيَنَ ۖ وَكُذِّبَ مُوسَىٰ فَأَمْلَيْتُ لِلْكَافِرِينَ ثُمَّ أَخَذْتُهُمْ ۖ فَكَيْفَ كَانَ نَكِيرِ
44. (Şuayb´ın kavmi olan) Medyen halkı da (Şûayb´ı) yalanladı. Musa da (Firavun tarafından) yalanlandı. Ben de o kâfirlere bir süre verdim. Sonra da onları yakalayıverdim. Beni tanımamak nasılmış görsünler.
Okunuşu: Ve ashâbu medyen(medyene), ve kuzzibe mûsâ fe emleytu lil kâfirîne summe ehaztuhum, fe keyfe kâne nekîr(nekîri).
Mü'minun Suresi (23:45)
﴿٤٥﴾ ثُمَّ أَرْسَلْنَا مُوسَىٰ وَأَخَاهُ هَارُونَ بِآيَاتِنَا وَسُلْطَانٍ مُّبِينٍ
45. Sonra birtakım âyetlerimiz ve açık bir ferman ile Musa´yı ve kardeşi Harun´u gönderdik.
Okunuşu: Summe erselnâ mûsâ ve ehâhu hârûne bi âyâtinâ ve sultânin mubîn(mubînin).
Mü'minun Suresi (23:49)
﴿٤٩﴾ وَلَقَدْ آتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ لَعَلَّهُمْ يَهْتَدُونَ
49. Andolsun biz Musa´ya belki onlar yola gelirler diye, o kitabı da verdik.
Okunuşu: Ve lekad âteynâ mûsel kitâbe leallehum yehtedûn(yehtedûne).
Furkan Suresi (25:35)
﴿٣٥﴾ وَلَقَدْ آتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ وَجَعَلْنَا مَعَهُ أَخَاهُ هَارُونَ وَزِيرًا
35. Andolsun ki Musa´ya kitap verdik, kardeşi Harun´u da ona yardımcı yaptık.
Okunuşu: Ve lekad âteynâ mûsel kitâbe ve cealnâ meahû ehâhu hârûne vezîrâ(vezîren).
Şuara Suresi (26:10)
﴿١٠﴾ وَإِذْ نَادَىٰ رَبُّكَ مُوسَىٰ أَنِ ائْتِ الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ
10. Bir vakit de Rabbin, Musa´ya nida edip «Git o zalim kavme» dedi.
Okunuşu: Ve iz nâdâ rabbuke mûsâ eni’til kavmez zâlimîn(zâlimîne).
Şuara Suresi (26:12)
﴿١٢﴾ قَالَ رَبِّ إِنِّي أَخَافُ أَن يُكَذِّبُونِ
12. (Musa) şöyle seslendi: «Ya Rab! Doğrusu ben korkarım ki beni yalancı sayarlar.»
Okunuşu: Kâle rabbi innî ehâfu en yukezzibûn(yukezzibûni).
Şuara Suresi (26:20)
﴿٢٠﴾ قَالَ فَعَلْتُهَا إِذًا وَأَنَا مِنَ الضَّالِّينَ
20. Musa, «Ben, dedi, o işi o anda yaptım ki şaşkınlardandım.»
Okunuşu: Kâle fealtuhâ izen ve ene mined dâllîn(dâllîne).
Şuara Suresi (26:24)
﴿٢٤﴾ قَالَ رَبُّ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا ۖ إِن كُنتُم مُّوقِنِينَ
24. Musa cevap olarak: «Eğer işin gerçeğini düşünüp anlayan kişiler olsanız (itiraf edersiniz ki) O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbi´dir.»
Okunuşu: Kâle rabbus semâvâti vel ardı ve mâ beynehumâ, in kuntum mûkınîn(mûkınîne).
1 … 9 10 11 12 13 … 18

Hamd Kelimesi Geçen Ayetleri Okuyun Allah İsmi Geçen Ayetleri Okuyun Er Rahman İsmi Geçen Ayetleri Okuyun Er Rahim İsmi Geçen Ayetleri Okuyun Muhammed İsmi Geçen Ayetleri OkuyunResul İsmi Geçen Ayetleri Okuyun La Tahzen Geçen Ayetleri Okuyun El-Habîr (الْخَبِيرُ)

Başa dön tuşu