Kuran’ı Kerim Okuyun


Basılı tutun

Meryem Suresi - Sayfa: 7/8

كَلَّا ۚ سَنَكْتُبُ مَا يَقُولُ وَنَمُدُّ لَهُ مِنَ الْعَذَابِ مَدًّا﴿٧٩﴾
79. Hayır, asla öyle değil; biz onun söylediklerini yazacağız ve azabını çoğalttıkça çoğaltacağız. Okunuşu: Kellâ, se nektubu mâ yekûlu ve nemuddu lehu minel azâbi meddâ(medden).
وَنَرِثُهُ مَا يَقُولُ وَيَأْتِينَا فَرْدًا﴿٨٠﴾
80. O söylediği (mal ve evlat gibi) şeyleri de hep elinden alacağız ve o, tek başına bize gelecektir. Okunuşu: Ve nerisuhu mâ yekûlu ve ye’tînâ ferdâ(ferden).Ve onun söylediği şeylere, Biz varis olacağız. Ve o, Bize fert olarak (tek başına, mal ve evlâdı olmaksızın) gelecek.
وَاتَّخَذُوا مِن دُونِ اللَّهِ آلِهَةً لِّيَكُونُوا لَهُمْ عِزًّا﴿٨١﴾
81. Onlar, kendilerine kuvvet ve şeref kazandırsın diye, Allah´dan başka ilâh edindiler. Okunuşu: Vettehazû min dûnillâhi âliheten li yekûnû lehum ızzâ(ızzen).
كَلَّا ۚ سَيَكْفُرُونَ بِعِبَادَتِهِمْ وَيَكُونُونَ عَلَيْهِمْ ضِدًّا﴿٨٢﴾
82. Hayır, (zannettikleri gibi değil) tapındıkları ilâhlar onların ibadetlerini inkâr edecekler ve aleyhlerine dönüp düşman olacaklardır. Okunuşu: Kellâ, se yekfurûne bi ibâdetihim ve yekûnûne aleyhim dıddâ(dıdden).
أَلَمْ تَرَ أَنَّا أَرْسَلْنَا الشَّيَاطِينَ عَلَى الْكَافِرِينَ تَؤُزُّهُمْ أَزًّا﴿٨٣﴾
83. Görmedin mi? Biz şeytanları o kâfirler üzerine musallat ettik. Onları (günaha) kışkırtıp duruyorlar. Okunuşu: E lem tere ennâ erselneş şeyâtîne alel kâfirîne teuzzuhum ezzâ(ezzen).
فَلَا تَعْجَلْ عَلَيْهِمْ ۖ إِنَّمَا نَعُدُّ لَهُمْ عَدًّا﴿٨٤﴾
84. Öyleyse onların hemen azaba uğratılmalarını isteme. Biz onların (ecel) günlerini sayıyoruz. Okunuşu: Fe lâ ta’cel aleyhim, innemâ neuddu lehum addâ(adden).
يَوْمَ نَحْشُرُ الْمُتَّقِينَ إِلَى الرَّحْمَـٰنِ وَفْدًا﴿٨٥﴾
85. O gün, takva sahiplerini, heyet olarak Rahmân´ın huzuruna toplayacağız. Okunuşu: Yevme nahşurul muttekîne iler rahmâni vefdâ(vefden).
وَنَسُوقُ الْمُجْرِمِينَ إِلَىٰ جَهَنَّمَ وِرْدًا﴿٨٦﴾
86. Suçluları da susuz olarak cehenneme süreceğiz. Okunuşu: Ve nesûkul mucrimîne ilâ cehenneme virdâ(virden).
لَّا يَمْلِكُونَ الشَّفَاعَةَ إِلَّا مَنِ اتَّخَذَ عِندَ الرَّحْمَـٰنِ عَهْدًا﴿٨٧﴾
87. (O gün) Rahmân (olan Allah)´ın katında bir ahd almış olan kimseden başkaları şefaat etme hakkına sahip olamayacaklardır. Okunuşu: Lâ yemlikûneş şefâate illâ menittehaze inder rahmâni ahdâ(ahden).
وَقَالُوا اتَّخَذَ الرَّحْمَـٰنُ وَلَدًا﴿٨٨﴾
88. (Yahudilerle hıristiyanlar) «Rahmân, çocuk edindi» dediler. Okunuşu: Ve kâluttehazer rahmânu veledâ(veleden).
لَّقَدْ جِئْتُمْ شَيْئًا إِدًّا﴿٨٩﴾
89. Yemin olsun ki, siz çok çirkin bir şey söylediniz. Okunuşu: Lekad ci’tum şey’en iddâ(idden).
تَكَادُ السَّمَاوَاتُ يَتَفَطَّرْنَ مِنْهُ وَتَنشَقُّ الْأَرْضُ وَتَخِرُّ الْجِبَالُ هَدًّا﴿٩٠﴾
90. Az kalsın, söyledikleri sözden gökler çatlayacak, yer yarılacak ve dağlar parçalanıp dağılacaktı, Okunuşu: Tekâdus semâvâtu yetefattarne minhu ve tenşakkul ardu ve tehırrul cibâlu heddâ(hedden).
أَن دَعَوْا لِلرَّحْمَـٰنِ وَلَدًا﴿٩١﴾
91. O Rahmân´a çocuk isnad ettiler diye... Okunuşu: En deav lir rahmâni veledâ(veleden).

صَدَقَ اللّهُ العَظِيمُ


Başa dön tuşu