Kuran’ı Kerim Okuyun


Basılı tutun

Hicr Suresi - Sayfa: 7/8

فَانتَقَمْنَا مِنْهُمْ وَإِنَّهُمَا لَبِإِمَامٍ مُّبِينٍ﴿٧٩﴾
79. Biz Eyke halkından da intikâm aldık. İkisi de (Eyke ve Medyen) açık bir yol üzerindedir. Okunuşu: Fentekamnâ minhum, ve innehumâ le bi imâmin mubîn(mubînin).
وَلَقَدْ كَذَّبَ أَصْحَابُ الْحِجْرِ الْمُرْسَلِينَ﴿٨٠﴾
80. Şüphesiz ki, Hıcr halkı da peygamberleri yalanladılar. Okunuşu: Ve le kad kezzebe ashâbul hıcril murselîn(murselîne).
وَآتَيْنَاهُمْ آيَاتِنَا فَكَانُوا عَنْهَا مُعْرِضِينَ﴿٨١﴾
81. Biz, onlara âyetlerimizi vermiştik de onlar, yüz çeviriyorlardı. Okunuşu: Ve âteynâhum âyâtinâ fe kânû anhâ mu’rıdîn(mu’rıdîne).
وَكَانُوا يَنْحِتُونَ مِنَ الْجِبَالِ بُيُوتًا آمِنِينَ﴿٨٢﴾
82. Onlar, dağlardan emniyetli emniyetli evler yontuyorlardı. Okunuşu: Ve kânû yanhıtûne minel cibâli buyûten âminîn(âminîne).
فَأَخَذَتْهُمُ الصَّيْحَةُ مُصْبِحِينَ﴿٨٣﴾
83. Onları da sabahleyin korkunç bir çığlık yakaladı. Okunuşu: Fe ehazethumus sayhatu musbıhîn(musbıhîne).
فَمَا أَغْنَىٰ عَنْهُم مَّا كَانُوا يَكْسِبُونَ﴿٨٤﴾
84. Kazanmakta oldukları şeyler, onlardan hiçbir zararı savmadı. Okunuşu: Fe mâ agnâ anhum mâ kânû yeksibûn(yeksibûne).
وَمَا خَلَقْنَا السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا إِلَّا بِالْحَقِّ ۗ وَإِنَّ السَّاعَةَ لَآتِيَةٌ ۖ فَاصْفَحِ الصَّفْحَ الْجَمِيلَ﴿٨٥﴾
85. Biz gökleri, yeri ve aralarındaki varlıkları ancak hak ve hikmetle yarattık ve elbette ki, kıyamet kopacaktır. (Ey Peygamber!) Şimdi sen onlara yumuşak davran ve güzel muamele et. Okunuşu: Ve mâ halaknes semâvâti vel arda ve mâ beynehumâ illâ bil hakk(hakkı), ve innes sâate le âtiyetun fasfehıs safhal cemîl(cemîle).
إِنَّ رَبَّكَ هُوَ الْخَلَّاقُ الْعَلِيمُ﴿٨٦﴾
86. Şüphesiz Rabbin kemaliyle yaratandır ve iyi bilendir. Okunuşu: İnne rabbeke huvel hallâkul alîm(alîmu).
وَلَقَدْ آتَيْنَاكَ سَبْعًا مِّنَ الْمَثَانِي وَالْقُرْآنَ الْعَظِيمَ﴿٨٧﴾
87. Andolsun ki, biz sana tekrarlanan yedi âyeti (Fatihayı) ve yüce Kur´ân´ı verdik. Okunuşu: Ve le kad âteynâke seb’an minel mesânî vel kur’ânel azîm(azîme).
لَا تَمُدَّنَّ عَيْنَيْكَ إِلَىٰ مَا مَتَّعْنَا بِهِ أَزْوَاجًا مِّنْهُمْ وَلَا تَحْزَنْ عَلَيْهِمْ وَاخْفِضْ جَنَاحَكَ لِلْمُؤْمِنِينَ﴿٨٨﴾
88. Sakın o kâfirlerden birtakımlarına verip de kendilerini zevklendirdiğimiz şeye (mal ve servete) heveslenip göz dikeyim deme. Onlardan dolayı üzülme. Müminlere merhamet kanatlarını indir. Okunuşu: Lâ temuddenne ayneyke ilâ mâ metta’nâ bihî ezvâcen minhum ve lâ tahzen aleyhim vahfıd cenâhake lil mu’minîn(mu’minîne).
وَقُلْ إِنِّي أَنَا النَّذِيرُ الْمُبِينُ﴿٨٩﴾
89. De ki: «Şüphesiz ben apaçık bir uyarıcıyım.» Okunuşu: Ve kul innî enen nezîrul mubîn(mubînu).
كَمَا أَنزَلْنَا عَلَى الْمُقْتَسِمِينَ﴿٩٠﴾
90. (İnanmazsanız başınıza) tıpkı o taksimcilere (yahudi ve hıristiyanlara) indirdiğimiz azap gibi (bir azab inecektir). Okunuşu: Ke mâ enzelnâ alel muktesimîn(muktesimîne).
الَّذِينَ جَعَلُوا الْقُرْآنَ عِضِينَ﴿٩١﴾
91. Onlar, Kur´ân´ın bir kısmına inanıp bir kısmına inanmayarak onu kısım kısım böldüler. Okunuşu: Ellezîne cealûl kur’âne ıdîn(ıdîne).

صَدَقَ اللّهُ العَظِيمُ


Başa dön tuşu