Kuran’ı Kerim Okuyun
Hicr Suresi - Sayfa: 6/8
وَقَضَيْنَا إِلَيْهِ ذَٰلِكَ الْأَمْرَ أَنَّ دَابِرَ هَـٰؤُلَاءِ مَقْطُوعٌ مُّصْبِحِينَ﴿٦٦﴾
66. Biz, Lût´a şu kesin emri vahyettik: «Bu kâfirler sabaha çıkarken muhakkak kökleri kesilmiş olacaktır.» Okunuşu: Ve kadaynâ ileyhi zâlikel emre enne dâbire hâulâi maktûun musbihîn(musbihîne).
وَجَاءَ أَهْلُ الْمَدِينَةِ يَسْتَبْشِرُونَ﴿٦٧﴾67. Şehir halkı, insan şeklindeki güzel yüzlü melekleri görünce, onlara iğrenç işlerini yapabileceklerini düşünüp sevinerek geldiler. Okunuşu: Ve câe ehlul medîneti yestebşirûn(yestebşirûne).
قَالَ إِنَّ هَـٰؤُلَاءِ ضَيْفِي فَلَا تَفْضَحُونِ﴿٦٨﴾68. Lût, kavmine şöyle dedi: «Bunlar benim misafirlerimdir, beni rüsvay etmeyin.» Okunuşu: Kâle inne hâulâi dayfî fe lâ tefdahûn(tefdahûni).
وَاتَّقُوا اللَّهَ وَلَا تُخْزُونِ﴿٦٩﴾69. «Allah´tan korkun! Beni mahcub etmeyin.» Okunuşu: Vettekullâhe ve lâ tuhzûn(tuhzûni).
قَالُوا أَوَلَمْ نَنْهَكَ عَنِ الْعَالَمِينَ﴿٧٠﴾70. Lût kavmi şöyle dedi: «Biz sana kimsenin koruyuculuğunu yapmamanı söylememiş miydik?» Okunuşu: Kâlû e ve lem nenheke anil âlemîn(âlemîne).
قَالَ هَـٰؤُلَاءِ بَنَاتِي إِن كُنتُمْ فَاعِلِينَ﴿٧١﴾71. Lût şöyle dedi: «İşte kızlarım! Düşündüğünüzü yapacaksanız (onlarla evlenin). Okunuşu: Kâle hâulâi benâtî in kuntum fâilîn(fâilîne).
لَعَمْرُكَ إِنَّهُمْ لَفِي سَكْرَتِهِمْ يَعْمَهُونَ﴿٧٢﴾72. Resulüm! Ömrüne yemin olsun ki gerçekten onlar, sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlardı. Okunuşu: Le amruke innehum le fî sekretihim ya’mehûn(ya’mehûne).
فَأَخَذَتْهُمُ الصَّيْحَةُ مُشْرِقِينَ﴿٧٣﴾73. Güneş doğarken o korkunç çığlık onları yakaladı. Okunuşu: Fe ehazethumus sayhatu muşrikîn(muşrikîne).
فَجَعَلْنَا عَالِيَهَا سَافِلَهَا وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهِمْ حِجَارَةً مِّن سِجِّيلٍ﴿٧٤﴾74. Biz, onların şehirlerinin üstünü altına geçirdik ve üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık. Okunuşu: Fe cealnâ âliyehâ sâfilehâ ve emternâ aleyhim hıcâreten min siccîl(siccîlin).
إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَآيَاتٍ لِّلْمُتَوَسِّمِينَ﴿٧٥﴾75. Gerçekten bunda, düşünen keskin anlayışlılar için ibretler vardır. Okunuşu: İnne fî zâlike le âyâtin lil mutevessimîn (mutevessimîne).
وَإِنَّهَا لَبِسَبِيلٍ مُّقِيمٍ﴿٧٦﴾76. Hem o Lût kavminin bulunduğu şehir harabesi bir yol üzerinde bulunmaktadır. Okunuşu: Ve innehâ le bi sebîlin mukîm(mukîmîn).
إِنَّ فِي ذَٰلِكَ لَآيَةً لِّلْمُؤْمِنِينَ﴿٧٧﴾77. Şüphesiz ki, bunda iman edenler için bir ibret vardır. Okunuşu: İnne fî zâlike le âyeten lil mu’minîn(mu’minîne).
وَإِن كَانَ أَصْحَابُ الْأَيْكَةِ لَظَالِمِينَ﴿٧٨﴾78. Eyke halkı da gerçekten zalimlerdi. Okunuşu: Ve in kâne ashâbul eyketi le zâlimîn (zâlimîne).
صَدَقَ اللّهُ العَظِيمُ