Kuran’ı Kerim Okuyun
Müddessir Suresi - Sayfa: 4/5
فِي جَنَّاتٍ يَتَسَاءَلُونَ﴿٤٠﴾
40. Onlar cennettedirler, sorup dururlar. Okunuşu: Fî cennât(cennâtin), yetesâelûn(yetesâelûne).
عَنِ الْمُجْرِمِينَ﴿٤١﴾41. Suçluların durumunu. Okunuşu: Anil mucrimîn(mucrimîne).
مَا سَلَكَكُمْ فِي سَقَرَ﴿٤٢﴾42. «Nedir sizi Sekar´a sokan?» diye. Okunuşu: Mâ selekekum fî sekar(sekare).
قَالُوا لَمْ نَكُ مِنَ الْمُصَلِّينَ﴿٤٣﴾43. Suçlular der ki: «Biz namaz kılanlardan değildik.» Okunuşu: Kâlû lem neku minel musallîn(musallîne).
وَلَمْ نَكُ نُطْعِمُ الْمِسْكِينَ﴿٤٤﴾44. «Yoksula da yedirmezdik.» Okunuşu: Ve lem neku nut’ımul miskîn(miskîne).
وَكُنَّا نَخُوضُ مَعَ الْخَائِضِينَ﴿٤٥﴾45. «Boş şeylere dalanlarla dalar giderdik.» Okunuşu: Ve kunnâ nehûdu maal hâidîn(hâidîne).
وَكُنَّا نُكَذِّبُ بِيَوْمِ الدِّينِ﴿٤٦﴾46. «Ceza gününü yalanlardık.» Okunuşu: Ve kunnâ nukezzibu bi yevmid dîn(dîni).
حَتَّىٰ أَتَانَا الْيَقِينُ﴿٤٧﴾47. «Nihayet bize ölüm gelip çattı.» Okunuşu: Hattâ etânel yakîn(yakinu).
فَمَا تَنفَعُهُمْ شَفَاعَةُ الشَّافِعِينَ﴿٤٨﴾48. Artık onlara şefaatçilerin şefaatı fayda vermez. Okunuşu: Fe mâ tenfeuhum şefâatuş şâfiîn(şâfiîne).
فَمَا لَهُمْ عَنِ التَّذْكِرَةِ مُعْرِضِينَ﴿٤٩﴾49. Şimdi o Kur´ân´dan yüz çevirirlerken ne mazeretleri var? Okunuşu: Fe mâ lehum anit tezkireti mu’rıdîn(mu’rıdîne).
كَأَنَّهُمْ حُمُرٌ مُّسْتَنفِرَةٌ﴿٥٠﴾50. Sanki onlar ürkmüş yaban eşekleri. Okunuşu: Ke ennehum humurun mustenfireth(mustenfiretun).
فَرَّتْ مِن قَسْوَرَةٍ﴿٥١﴾51. Arslandan kaçmaktalar. Okunuşu: Ferret min kasvereh(kasveretin).
بَلْ يُرِيدُ كُلُّ امْرِئٍ مِّنْهُمْ أَن يُؤْتَىٰ صُحُفًا مُّنَشَّرَةً﴿٥٢﴾52. Hayır, onlardan her kişi kendisine açılmış sayfalar verilmesini istiyor. Okunuşu: Bel yurîdu kullumriin minhum en yu’tâ suhufen muneşşereh (muneşşereten).
صَدَقَ اللّهُ العَظِيمُ