Kuran’ı Kerim Okuyun
Tur Suresi - Sayfa: 4/4
أَمْ تَسْأَلُهُمْ أَجْرًا فَهُم مِّن مَّغْرَمٍ مُّثْقَلُونَ﴿٤٠﴾
40. Yoksa sen kendilerinden bir ücret istiyorsun da, bu yüzden onlar ağır bir borç altında mı kalıyorlar? Okunuşu: Em tes’eluhum ecren fe hum min magremin muskalûn(muskalûne).
أَمْ عِندَهُمُ الْغَيْبُ فَهُمْ يَكْتُبُونَ﴿٤١﴾41. Yoksa gayb kendilerinin yanında da onlar mı yazıyorlar? Okunuşu: Em indehumul gaybu fe hum yektubûn (yektubûne).
أَمْ يُرِيدُونَ كَيْدًا ۖ فَالَّذِينَ كَفَرُوا هُمُ الْمَكِيدُونَ﴿٤٢﴾42. Yoksa bir tuzak mı kurmak istiyorlar? Fakat o küfredenlerin kendileri tuzağa düşeceklerdir. Okunuşu: Em yurîdûne keydâ(keyden), fellezîne keferû humul mekîdûn(mekîdûne).
أَمْ لَهُمْ إِلَـٰهٌ غَيْرُ اللَّهِ ۚ سُبْحَانَ اللَّهِ عَمَّا يُشْرِكُونَ﴿٤٣﴾43. Yoksa onların Allah´tan başka bir ilâhı mı var? Allah, onların ortak koştukları şeylerden uzaktır. Okunuşu: Em lehum ilâhun gayrullâh(gayrullâhi), subhânallâhi ammâ yuşrikûn(yuşrikûne).
وَإِن يَرَوْا كِسْفًا مِّنَ السَّمَاءِ سَاقِطًا يَقُولُوا سَحَابٌ مَّرْكُومٌ﴿٤٤﴾44. Gökten bir parçanın düştüğünü görseler, «Üst üste yığılmış bulutlardır.» derler. Okunuşu: Ve in yerev kisfen mines semâi sâkıtan yekûlû sehâbun merkûm(merkûmun).
فَذَرْهُمْ حَتَّىٰ يُلَاقُوا يَوْمَهُمُ الَّذِي فِيهِ يُصْعَقُونَ﴿٤٥﴾45. Artık çarpılacakları günlerine kavuşuncaya kadar onları (kendi hallerine) bırak. Okunuşu: Fe zerhum hattâ yulâkû yevmehumullezî fîhî yus’akûne.
يَوْمَ لَا يُغْنِي عَنْهُمْ كَيْدُهُمْ شَيْئًا وَلَا هُمْ يُنصَرُونَ﴿٤٦﴾46. O gün hiçbir tedbirlerinin kendilerine zerre kadar faydası olmayacak ve hiçbir şekilde yardım da görmeyeceklerdir. Okunuşu: Yevme lâ yugnî anhum keyduhum şey’en ve lâ hum yunsarûn(yunsarûne).
وَإِنَّ لِلَّذِينَ ظَلَمُوا عَذَابًا دُونَ ذَٰلِكَ وَلَـٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ﴿٤٧﴾47. Şüphesiz o zulmedenlere ondan başka da azab vardır. Fakat çokları bilmezler. Okunuşu: Ve inne lillezîne zalemû azâben dûne zâlike ve lâkinne ekserehum lâ ya’lemûn(ya’lemûne).
وَاصْبِرْ لِحُكْمِ رَبِّكَ فَإِنَّكَ بِأَعْيُنِنَا ۖ وَسَبِّحْ بِحَمْدِ رَبِّكَ حِينَ تَقُومُ﴿٤٨﴾48. Rabbinin hükmüne sabret. Çünkü sen gözlerimizin önündesin. Kalktığın zaman Rabbini hamd ile tesbih et. Okunuşu: Vasbir li hukmi rabbike fe inneke bi a’yuninâ, ve sebbih bi hamdi rabbike hîne tekûmu.
وَمِنَ اللَّيْلِ فَسَبِّحْهُ وَإِدْبَارَ النُّجُومِ﴿٤٩﴾49. Gecenin bir kısmında ve yıldızların batışında da O´nu tesbih et. Okunuşu: Ve minel leyli fe sebbihhu ve idbâren nucûmi.
صَدَقَ اللّهُ العَظِيمُ