Kuran’ı Kerim Okuyun


Basılı tutun

Duhan Suresi - Sayfa: 3/5

وَنَعْمَةٍ كَانُوا فِيهَا فَاكِهِينَ﴿٢٧﴾
27. Ve içinde eğlenip durdukları nice nimetler ve refah! Okunuşu: Ve na’metin kânû fîhâ fâkihîn(fâkihîne).
كَذَٰلِكَ ۖ وَأَوْرَثْنَاهَا قَوْمًا آخَرِينَ﴿٢٨﴾
28. İşte böylece biz onları başka bir kavme miras bıraktık. Okunuşu: Kezâlik(kezâlike), ve evresnâhâ kavmen âharîn(âharîne).
فَمَا بَكَتْ عَلَيْهِمُ السَّمَاءُ وَالْأَرْضُ وَمَا كَانُوا مُنظَرِينَ﴿٢٩﴾
29. Gök ve yer onların üzerine ağlamadı. Onlara mühlet de verilmedi. Okunuşu: Fe mâ beket aleyhimus semâu vel ardu ve mâ kânû munzarîn(munzarîne).
وَلَقَدْ نَجَّيْنَا بَنِي إِسْرَائِيلَ مِنَ الْعَذَابِ الْمُهِينِ﴿٣٠﴾
30. Andolsun ki biz İsrailoğullarını o aşağılayıcı azabdan kurtardık. Okunuşu: Ve lekad necceynâ benî isrâîle minel azâbil muhîn(muhîni).
مِن فِرْعَوْنَ ۚ إِنَّهُ كَانَ عَالِيًا مِّنَ الْمُسْرِفِينَ﴿٣١﴾
31. Firavun´dan da kurtardık çünkü o üstünlük taslayıp haddi aşan bir zorbaydı. Okunuşu: Min fir’avn(fir’avne), innehu kâne âliyen minel musrifîn(musrifîne).
وَلَقَدِ اخْتَرْنَاهُمْ عَلَىٰ عِلْمٍ عَلَى الْعَالَمِينَ﴿٣٢﴾
32. Andolsun ki biz onları bilerek o zamanki alemlere üstün kıldık. Okunuşu: Ve lekadihternâhum alâ ilmin alel âlemîn(âlemîne).
وَآتَيْنَاهُم مِّنَ الْآيَاتِ مَا فِيهِ بَلَاءٌ مُّبِينٌ﴿٣٣﴾
33. Biz onlara içinde apaçık bir imtihan bulunan mucizeler verdik. Okunuşu: Ve âteynâhum minel âyâti mâ fîhi belâun mubîn(mubînun).
إِنَّ هَـٰؤُلَاءِ لَيَقُولُونَ﴿٣٤﴾
34. Gerçekten şu kâfirler diyorlar ki: Okunuşu: İnne hâulâi le yekûlûn(yekûlûne).
إِنْ هِيَ إِلَّا مَوْتَتُنَا الْأُولَىٰ وَمَا نَحْنُ بِمُنشَرِينَ﴿٣٥﴾
35. «Bizim ilk ölümümüzden başka bir şey yoktur. Biz tekrar diriltilecek değiliz. Okunuşu: İn hiye illâ mevtetunel ûlâve mâ nahnu bi munşerîn(munşerîne).
فَأْتُوا بِآبَائِنَا إِن كُنتُمْ صَادِقِينَ﴿٣٦﴾
36. Eğer siz doğru söyleyen kimselerseniz babalarınızı bize getirin.» Okunuşu: Fe’tû bi âbâinâ in kuntum sâdikîn(sâdikîne).
أَهُمْ خَيْرٌ أَمْ قَوْمُ تُبَّعٍ وَالَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ ۚ أَهْلَكْنَاهُمْ ۖ إِنَّهُمْ كَانُوا مُجْرِمِينَ﴿٣٧﴾
37. Onlar mı daha hayırlıdır, yoksa Tübba kavmi ile onlardan öncekiler mi? Biz onların hepsini de helak ettik. Çünkü onlar suçluydular. Okunuşu: E hum hayrun em kavmu tubbein vellezîne min kablihim, ehleknâhum innehum kânû mucrimîn(mucrimîne).
وَمَا خَلَقْنَا السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا لَاعِبِينَ﴿٣٨﴾
38. Biz gökleri, yeri ve ikisi arasındakileri bir oyun ve eğlence olsun diye yaratmadık. Okunuşu: Ve mâ halaknes semâvâti vel arda ve mâ beynehumâ lâibîn(lâibîne).
مَا خَلَقْنَاهُمَا إِلَّا بِالْحَقِّ وَلَـٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ﴿٣٩﴾
39. Biz onları hak ve hikmetle yarattık. Fakat onların çoğu bunu bilmezler. Okunuşu: Mâ halaknâhumâ illâ bil hakkı ve lâkinne ekserehum lâ ya’lemûn(ya’lemûne).

صَدَقَ اللّهُ العَظِيمُ


Başa dön tuşu