Kuran’ı Kerim Okuyun


Basılı tutun

Fecr Suresi - Sayfa: 2/3

إِنَّ رَبَّكَ لَبِالْمِرْصَادِ﴿١٤﴾
14. Kuşkusuz Rabbin her an gözetlemededir. Okunuşu: İnne rabbeke le bil mirsâd(mirsâdi).
فَأَمَّا الْإِنسَانُ إِذَا مَا ابْتَلَاهُ رَبُّهُ فَأَكْرَمَهُ وَنَعَّمَهُ فَيَقُولُ رَبِّي أَكْرَمَنِ﴿١٥﴾
15. Ama insan, her ne zaman Rabbi onu sınayıp da ikramda bulunur, nimet verirse, «Rabbim bana ikram etti.» der. Okunuşu: Fe emmel insânu izâ mebtelâhu rabbuhu fe ekremehu ve na’amehu fe yekûlu rabbî ekremen(ekremeni).
وَأَمَّا إِذَا مَا ابْتَلَاهُ فَقَدَرَ عَلَيْهِ رِزْقَهُ فَيَقُولُ رَبِّي أَهَانَنِ﴿١٦﴾
16. Ama her ne zaman da sınayıp rızkını daraltırsa, o vakit de, «Rabbim beni zillete düşürdü.» der. Okunuşu: Ve emmâ izâ mebtelâhu fe kadere aleyhi rızkahu fe yekûlu rabbî ehânen(ehâneni).
كَلَّا ۖ بَل لَّا تُكْرِمُونَ الْيَتِيمَ﴿١٧﴾
17. Hayır hayır, doğrusu siz yetime ikram etmiyorsunuz. Okunuşu: Kellâ bel lâ tukrimûnel yetîm(yetîme).
وَلَا تَحَاضُّونَ عَلَىٰ طَعَامِ الْمِسْكِينِ﴿١٨﴾
18. Birbirinizi yoksulu yedirmeye teşvik etmiyorsunuz. Okunuşu: Ve lâ tehâddûne alâ taâmil miskîn(miskîni).
وَتَأْكُلُونَ التُّرَاثَ أَكْلًا لَّمًّا﴿١٩﴾
19. Oysa mirası öyle bir yiyorsunuz ki, haram helal gözetmeden. Okunuşu: Ve te’kulûnet turâse eklen lemmâ(lemmen).
وَتُحِبُّونَ الْمَالَ حُبًّا جَمًّا﴿٢٠﴾
20. Malı öyle bir seviyorsunuz ki, yığmacasına. Okunuşu: Ve tuhıbbûnel mâle hubben cemmâ(cemmen).
كَلَّا إِذَا دُكَّتِ الْأَرْضُ دَكًّا دَكًّا﴿٢١﴾
21. Hayır hayır, yer birbiri ardınca sarsılıp dümdüz olduğu zaman, Okunuşu: Kellâ izâ dukketil ardu dekken dekkâ(dekken).
وَجَاءَ رَبُّكَ وَالْمَلَكُ صَفًّا صَفًّا﴿٢٢﴾
22. Rabbinin emri gelip melekler sıra sıra dizildiği zaman, Okunuşu: Ve câe rabbuke vel meleku saffen saffâ(saffen).
وَجِيءَ يَوْمَئِذٍ بِجَهَنَّمَ ۚ يَوْمَئِذٍ يَتَذَكَّرُ الْإِنسَانُ وَأَنَّىٰ لَهُ الذِّكْرَىٰ﴿٢٣﴾
23. Ki cehennem de o gün getirilmiştir. İşte o gün insan anlar. Fakat bu anlamanın ona ne yararı var? Okunuşu: Ve cîe yevmeizin bi cehenneme yevmeizin yetezekkerul insânu ve ennâ lehuz zikrâ.
يَقُولُ يَا لَيْتَنِي قَدَّمْتُ لِحَيَاتِي﴿٢٤﴾
24. «Keşke hayatım için bir şeyler yapıp gönderseydim.» der. Okunuşu: Yekûlu yâ leytenî kaddemtu li hayâtî.
فَيَوْمَئِذٍ لَّا يُعَذِّبُ عَذَابَهُ أَحَدٌ﴿٢٥﴾
25. Artık o gün Allah´ın edeceği azabı kimse edemez. Okunuşu: Fe yevmeizin lâ yuazzibu azâbehû ehad(ehadun).
وَلَا يُوثِقُ وَثَاقَهُ أَحَدٌ﴿٢٦﴾
26. Onun vuracağı bağı kimse vuramaz. Okunuşu: Ve lâ yûsiku ve sâkahû ehad(ehadun).

صَدَقَ اللّهُ العَظِيمُ


Başa dön tuşu