Kuran’ı Kerim Okuyun


Basılı tutun

Kalem Suresi - Sayfa: 2/4

أَن كَانَ ذَا مَالٍ وَبَنِينَ﴿١٤﴾
14. Mal ve oğulları var diye (böyle davranır). Okunuşu: En kâne zâ mâlin ve benîn(benîne).
إِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِ آيَاتُنَا قَالَ أَسَاطِيرُ الْأَوَّلِينَ﴿١٥﴾
15. Kendisine âyetlerimiz okunduğunda: «Eskilerin masalları» der. Okunuşu: İzâ tutlâ aleyhi âyâtunâ kâle esâtîrul evvelîn(evvelîne).
سَنَسِمُهُ عَلَى الْخُرْطُومِ﴿١٦﴾
16. Yakında biz onu hortumunun (burnunun) üzerinden damgalayacağız. Okunuşu: Se nesimuhu alel hurtûm(hurtûmi).
إِنَّا بَلَوْنَاهُمْ كَمَا بَلَوْنَا أَصْحَابَ الْجَنَّةِ إِذْ أَقْسَمُوا لَيَصْرِمُنَّهَا مُصْبِحِينَ﴿١٧﴾
17. Biz onlara da belâ verdik, bahçe sahiplerine verdiğimiz gibi. Hani onlar sabah olunca bahçeyi mutlaka devşireceklerine yemin etmişlerdi. Okunuşu: İnnâ belevnâhum ke mâ belevnâ ashâbel cenneh(cenneti), iz aksemûle yasri munnehâ musbihîn(musbihîne).
وَلَا يَسْتَثْنُونَ﴿١٨﴾
18. İstisna da etmiyorlardı («inşaallah» demiyorlardı). Okunuşu: Ve lâ yestesnûn(yestesnûne).
فَطَافَ عَلَيْهَا طَائِفٌ مِّن رَّبِّكَ وَهُمْ نَائِمُونَ﴿١٩﴾
19. Fakat onlar uyurken dolaşıcı bir belâ onu sardı da, Okunuşu: Fe tâfe aleyhâ tâifun min rabbike ve hum nâimûn(nâimûne).
فَأَصْبَحَتْ كَالصَّرِيمِ﴿٢٠﴾
20. Bahçe simsiyah kesiliverdi. Okunuşu: Fe asbahat kes sarîm(sarîmi).
فَتَنَادَوْا مُصْبِحِينَ﴿٢١﴾
21. Derken sabahleyin birbirlerine seslendiler: Okunuşu: Fe tenâdev musbihîn(musbihîne).
أَنِ اغْدُوا عَلَىٰ حَرْثِكُمْ إِن كُنتُمْ صَارِمِينَ﴿٢٢﴾
22. «Haydi, devşirecekseniz erkenden ekininize gidin» diye. Okunuşu: Enıgdû alâ harsikum in kuntum sârımîn(sârımîne).
فَانطَلَقُوا وَهُمْ يَتَخَافَتُونَ﴿٢٣﴾
23. Derken fırladılar, aralarında fısıldaşıyorlardı. Okunuşu: Fentalekû ve hum yetehâfetûn(yetehâfetûne).
أَن لَّا يَدْخُلَنَّهَا الْيَوْمَ عَلَيْكُم مِّسْكِينٌ﴿٢٤﴾
24. «Sakın bugün hiçbir yoksul bahçeye girip yanınıza sokulmasın» diyorlardı. Okunuşu: En lâ yedhulennehel yevme aleykum miskîn(miskînun).
وَغَدَوْا عَلَىٰ حَرْدٍ قَادِرِينَ﴿٢٥﴾
25. (Zanlarınca yoksulları) engellemeye güçleri yeterek erkenden gittiler. Okunuşu: Ve gadev alâ hardin kâdirîn(kâdirîne).
فَلَمَّا رَأَوْهَا قَالُوا إِنَّا لَضَالُّونَ﴿٢٦﴾
26. Fakat bahçeyi gördüklerinde: «Biz herhalde yanlış gelmişiz» dediler . Okunuşu: Fe lemmâ reevhâ kâlû innâ le dâllûn(dâllûne).

صَدَقَ اللّهُ العَظِيمُ


Başa dön tuşu