Kuran’ı Kerim Okuyun
Kamer Suresi - Sayfa: 2/5
تَجْرِي بِأَعْيُنِنَا جَزَاءً لِّمَن كَانَ كُفِرَ﴿١٤﴾
14. Nankörlük edilen (kulumuz)a bir mükafat olmak üzere (gemi), gözlerimizin önünde akıp gidiyordu. Okunuşu: Tecrî bi a’yuninâ, cezâen li men kâne kufir(kufire).
وَلَقَد تَّرَكْنَاهَا آيَةً فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ﴿١٥﴾15. Bunu bir ibret olarak bıraktık, ibret alan yok mudur? Okunuşu: Ve lekad tereknâhâ âyeten fe hel min muddekir(muddekirin).
فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِي وَنُذُرِ﴿١٦﴾16. Benim azabım ve uyarılarım nasılmış (görsünler)! Okunuşu: Fe keyfe kâne azâbî ve nuzur(nuzuri).
وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْآنَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ﴿١٧﴾17. Andolsun biz Kur´ân´ı öğüt almak için kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mudur? Okunuşu: Ve lekad yessernel kur’âne lîz zikri fe hel min muddekir(muddekirin).
كَذَّبَتْ عَادٌ فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِي وَنُذُرِ﴿١٨﴾18. Âd (kavmi) da yalanladı, azabım ve uyarılarım nasıl oldu? Okunuşu: Kezzebet âdun fe keyfe kâne azâbî ve nuzur(nuzuri).
إِنَّا أَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ رِيحًا صَرْصَرًا فِي يَوْمِ نَحْسٍ مُّسْتَمِرٍّ﴿١٩﴾19. Biz onların üstüne, uğursuzluğu devam eden bir günde dondurucu bir rüzgar gönderdik. Okunuşu: İnnâ erselnâ aleyhim rîhan sarsaren fî yevmi nahsin mustemirr(mustemirrin).
تَنزِعُ النَّاسَ كَأَنَّهُمْ أَعْجَازُ نَخْلٍ مُّنقَعِرٍ﴿٢٠﴾20. (O rüzgar) insanları, sökülmüş hurma kütükleri gibi yere seriyordu. Okunuşu: Tenziun nâse ke ennehum a’câzu nahlin munkair(munkairin).
فَكَيْفَ كَانَ عَذَابِي وَنُذُرِ﴿٢١﴾21. Nasılmış benim azabım ve uyarım? Okunuşu: Fe keyfe kâne azâbî ve nuzur(nuzuri).
وَلَقَدْ يَسَّرْنَا الْقُرْآنَ لِلذِّكْرِ فَهَلْ مِن مُّدَّكِرٍ﴿٢٢﴾22. Andolsun biz Kur´ân´ı öğüt almak için kolaylaştırdık. Öğüt alan yok mudur? Okunuşu: Ve lekad yessernel kur’âne lîz zikri fe hel min muddekir(muddekirin).
كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِالنُّذُرِ﴿٢٣﴾23. Semûd da o uyarıları yalanladılar. Okunuşu: Kezzebet semûdu bin nuzur(nuzuri).
فَقَالُوا أَبَشَرًا مِّنَّا وَاحِدًا نَّتَّبِعُهُ إِنَّا إِذًا لَّفِي ضَلَالٍ وَسُعُرٍ﴿٢٤﴾24. «Bizden bir insana mı uyacağız? O takdirde biz apaçık bir sapıklık ve çılgınlık içine düşmüş oluruz.» dediler. Okunuşu: Fe kâlû ebeşeren minnâ vâhiden nettebiuhû innâ izen lefî dalâlin ve suur(suurin).
أَأُلْقِيَ الذِّكْرُ عَلَيْهِ مِن بَيْنِنَا بَلْ هُوَ كَذَّابٌ أَشِرٌ﴿٢٥﴾25. «Zikir, aramızdan ona mı bırakıldı? Hayır o, yalancı, küstahın biridir» (dediler). Okunuşu: E ulkıyez zikru aleyhi min beyninâ bel huve kezzâbun eşir(eşirun).
سَيَعْلَمُونَ غَدًا مَّنِ الْكَذَّابُ الْأَشِرُ﴿٢٦﴾26. Yarın onlar, yalancı, küstahın kim olduğunu bilecekler. Okunuşu: Se ya’lemûne gaden menil kezzâbul eşir(eşiru).
صَدَقَ اللّهُ العَظِيمُ