Kuran’ı Kerim Okuyun


Basılı tutun

Duhan Suresi - Sayfa: 2/5

ثُمَّ تَوَلَّوْا عَنْهُ وَقَالُوا مُعَلَّمٌ مَّجْنُونٌ﴿١٤﴾
14. Sonra onlar, o peygamberden yüz çevirdiler ve: «Bu öğretilmiş bir delidir.» dediler. Okunuşu: Summe tevellev anhu ve kâlû muallemun mecnûn(mecnûnun).
إِنَّا كَاشِفُو الْعَذَابِ قَلِيلًا ۚ إِنَّكُمْ عَائِدُونَ﴿١٥﴾
15. Biz o azabı sizden birazcık kaldırırız. Ama siz mutlaka eski halinize dönersiniz. Okunuşu: İnnâ kâşifûl azâbi kalîlen innekum âidûn(âidûne).
يَوْمَ نَبْطِشُ الْبَطْشَةَ الْكُبْرَىٰ إِنَّا مُنتَقِمُونَ﴿١٦﴾
16. Biz o büyük şiddetle çarptığımız gün mutlaka intikamımızı alırız. Okunuşu: Yevme nebtışul batşetel kubrâ innâ muntekimûn(muntekimûne).
وَلَقَدْ فَتَنَّا قَبْلَهُمْ قَوْمَ فِرْعَوْنَ وَجَاءَهُمْ رَسُولٌ كَرِيمٌ﴿١٧﴾
17. Andolsun ki, biz onlardan önce Firavun kavmini de denemiştik. Onlara çok kıymetli bir peygamber gelmişti. Okunuşu: Ve lekad fetennâ kablehum kavme fir’avne ve câehum resûlun kerîm(kerîmun).
أَنْ أَدُّوا إِلَيَّ عِبَادَ اللَّهِ ۖ إِنِّي لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ﴿١٨﴾
18. O peygamber onlara şöyle demişti: «Esaretiniz altındaki Allah´ın kullarını bana teslim edin. Çünkü ben size gönderilmiş güvenilir bir peygamberim. Okunuşu: En eddû ileyye ibâdallâh(ibâdallâhi), innî lekum resûlun emîn(emînun).
وَأَن لَّا تَعْلُوا عَلَى اللَّهِ ۖ إِنِّي آتِيكُم بِسُلْطَانٍ مُّبِينٍ﴿١٩﴾
19. Allah´a karşı üstünlük taslamayın. Şüphesiz ki ben size apaçık bir delil getiriyorum. Okunuşu: Ve en lâ ta’lû alâllâh(alâllâhi), innîâtîkum bi sultânin mubîn(mubînin).
وَإِنِّي عُذْتُ بِرَبِّي وَرَبِّكُمْ أَن تَرْجُمُونِ﴿٢٠﴾
20. Gerçekten ben, beni taşlamanızdan dolayı benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah´a sığındım. Okunuşu: Ve innî uztu bi rabbî ve rabbikumen tercumûni.
وَإِن لَّمْ تُؤْمِنُوا لِي فَاعْتَزِلُونِ﴿٢١﴾
21. Eğer siz bana iman etmezseniz hemen yanımdan uzaklaşın.» Okunuşu: Ve in lem tû’minû lî fa’tezilûni.
فَدَعَا رَبَّهُ أَنَّ هَـٰؤُلَاءِ قَوْمٌ مُّجْرِمُونَ﴿٢٢﴾
22. Musa: «Şüphesiz ki bunlar suçlu bir kavimdir.» diyerek yardım etmesi için Rabbine yalvardı. Okunuşu: Fe deâ rabbehû enne hâulâi kavmun mucrimûn(mucrimûne).
فَأَسْرِ بِعِبَادِي لَيْلًا إِنَّكُم مُّتَّبَعُونَ﴿٢٣﴾
23. Allah buyurdu ki: «Kullarımı geceleyin yürüt. Çünkü siz takib edileceksiniz. Okunuşu: Fe esri bi ibâdî leylen innekum muttebeûn(muttebeûne).
وَاتْرُكِ الْبَحْرَ رَهْوًا ۖ إِنَّهُمْ جُندٌ مُّغْرَقُونَ﴿٢٤﴾
24. Karşıya geçince denizi olduğu gibi açık bırak. Çünkü onlar suda boğulacak bir ordudur.» Okunuşu: Vetrukil bahre rehvâ(rehven), innehum cundun mugrekûn(mugrekûne).
كَمْ تَرَكُوا مِن جَنَّاتٍ وَعُيُونٍ﴿٢٥﴾
25. Onlar neler bırakmışlardı, ne bahçeler, ne pınarlar! Okunuşu: Kem terekû min cennâtin ve uyûn(uyûnin).
وَزُرُوعٍ وَمَقَامٍ كَرِيمٍ﴿٢٦﴾
26. Ne ekinler, ne güzel kaynaklar, Okunuşu: Ve zurûin ve makâmin kerîm(kerîmin).

صَدَقَ اللّهُ العَظِيمُ


Başa dön tuşu