Kuran’ı Kerim Okuyun


Basılı tutun

Şuara Suresi - Sayfa: 2/18

وَلَهُمْ عَلَيَّ ذَنبٌ فَأَخَافُ أَن يَقْتُلُونِ﴿١٤﴾
14. «Hem onların bana isnad ettikleri bir suç var. Ondan dolayı korkarım ki, hemen beni öldürürler.» Okunuşu: Ve lehum aleyye zenbun fe ehâfu en yaktulûn(yaktulûni).
قَالَ كَلَّا ۖ فَاذْهَبَا بِآيَاتِنَا ۖ إِنَّا مَعَكُم مُّسْتَمِعُونَ﴿١٥﴾
15. (Allah): «Hayır hayır» buyurdu, «haydi ikiniz âyetlerimizle (mucizelerimizle) gidin. Şüphesiz ki, biz sizinle beraberiz. (Onları) işitiyoruz.» Okunuşu: Kâle kellâ, fezhebâ bi âyâtinâ innâ meakum mustemiûn(mustemiûne).
فَأْتِيَا فِرْعَوْنَ فَقُولَا إِنَّا رَسُولُ رَبِّ الْعَالَمِينَ﴿١٦﴾
16. «Haydin Firavun´a gidin de deyin ki: İnan biz, âlemlerin Rabbinin elçisiyiz. Okunuşu: Fe’tiyâ fir’avne fe kûlâ innâ resûlu rabbil âlemîn(âlemîne).
أَنْ أَرْسِلْ مَعَنَا بَنِي إِسْرَائِيلَ﴿١٧﴾
17. İsrail oğullarını bizimle beraber gönder.» Okunuşu: En ersil meanâ benî isrâîl(isrâîle).
قَالَ أَلَمْ نُرَبِّكَ فِينَا وَلِيدًا وَلَبِثْتَ فِينَا مِنْ عُمُرِكَ سِنِينَ﴿١٨﴾
18. «Â, dedi, biz seni çocukken himayemize alıp büyütmedik mi? Hayatının bir çok yıllarını aramızda geçirmedin mi?» Okunuşu: Kâle e lem nurabbike fînâ velîden ve lebiste fînâ min umurike sinîn(sinîne).
وَفَعَلْتَ فَعْلَتَكَ الَّتِي فَعَلْتَ وَأَنتَ مِنَ الْكَافِرِينَ﴿١٩﴾
19. «Sonunda o yaptığın (kötü) işi de yaptın. Sen nankörün birisin!» Okunuşu: Ve fealte fa’letekelletî fealte ve ente minel kâfirîn(kâfirîne).
قَالَ فَعَلْتُهَا إِذًا وَأَنَا مِنَ الضَّالِّينَ﴿٢٠﴾
20. Musa, «Ben, dedi, o işi o anda yaptım ki şaşkınlardandım.» Okunuşu: Kâle fealtuhâ izen ve ene mined dâllîn(dâllîne).
فَفَرَرْتُ مِنكُمْ لَمَّا خِفْتُكُمْ فَوَهَبَ لِي رَبِّي حُكْمًا وَجَعَلَنِي مِنَ الْمُرْسَلِينَ﴿٢١﴾
21. «Sizden korkunca da hemen aranızdan kaçtım. Sonra Rabbim bana hikmet bahşetti ve beni peygamberlerden kıldı.» Okunuşu: Fe ferartu minkum lemmâ hıftukum fe vehebe lî rabbî hukmen ve cealenî minel murselîn(murselîne).
وَتِلْكَ نِعْمَةٌ تَمُنُّهَا عَلَيَّ أَنْ عَبَّدتَّ بَنِي إِسْرَائِيلَ﴿٢٢﴾
22. «O başıma kaktığın nimet de (aslında) İsrail oğullarını kendine köle edinmiş olmandır.» Okunuşu: Ve tilke ni’metun temunnuhâ aleyye en abbedte benî isrâîl(isrâîle).
قَالَ فِرْعَوْنُ وَمَا رَبُّ الْعَالَمِينَ﴿٢٣﴾
23. Firavun şöyle dedi: «Âlemlerin Rabbi dediğin nedir ki?» Okunuşu: Kâle fir’avnu ve mâ rabbul âlemîn(âlemîne).
قَالَ رَبُّ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا ۖ إِن كُنتُم مُّوقِنِينَ﴿٢٤﴾
24. Musa cevap olarak: «Eğer işin gerçeğini düşünüp anlayan kişiler olsanız (itiraf edersiniz ki) O, göklerin, yerin ve ikisi arasında bulunan her şeyin Rabbi´dir.» Okunuşu: Kâle rabbus semâvâti vel ardı ve mâ beynehumâ, in kuntum mûkınîn(mûkınîne).
قَالَ لِمَنْ حَوْلَهُ أَلَا تَسْتَمِعُونَ﴿٢٥﴾
25. (Firavun) etrafında bulunanlara: «İşitmiyor musunuz?» dedi. Okunuşu: Kâle li men havlehû e lâ testemiûn(testemiûne).
قَالَ رَبُّكُمْ وَرَبُّ آبَائِكُمُ الْأَوَّلِينَ﴿٢٦﴾
26. Musa dedi ki: «O sizin de Rabbiniz, daha önceki atalarınızın da Rabbidir.» Okunuşu: Kâle rabbukum ve rabbu âbâikumul evvelîn(evvelîne).

صَدَقَ اللّهُ العَظِيمُ


Başa dön tuşu