Kuran’ı Kerim Okuyun


Basılı tutun

Taha Suresi - Sayfa: 2/11

إِنَّنِي أَنَا اللَّهُ لَا إِلَـٰهَ إِلَّا أَنَا فَاعْبُدْنِي وَأَقِمِ الصَّلَاةَ لِذِكْرِي﴿١٤﴾
14. Şüphesiz ben Allah´ım, benden başka hiçbir ilâh yoktur. Onun için bana kulluk et ve beni anmak için namaz kıl. Okunuşu: İnnenî enallâhu lâ ilâhe illâ ene fa’budnî ve ekımis salâte li zikrî.
إِنَّ السَّاعَةَ آتِيَةٌ أَكَادُ أُخْفِيهَا لِتُجْزَىٰ كُلُّ نَفْسٍ بِمَا تَسْعَىٰ﴿١٥﴾
15. Çünkü kıyamet muhakkak gelecektir. Onun vaktini gizli tutuyorum ki, herkes yaptığının karşılığını görsün. Okunuşu: İnnes sâate âtiyetun ekâdu uhfîhâ li tuczâ kullu nefsin bimâ tes’â.
فَلَا يَصُدَّنَّكَ عَنْهَا مَن لَّا يُؤْمِنُ بِهَا وَاتَّبَعَ هَوَاهُ فَتَرْدَىٰ﴿١٦﴾
16. Sakın kıyamete inanmayıp, kendi heva ve hevesine uyan kimse seni, ona iman etmekten alıkoymasın; sonra helak olursun. Okunuşu: Fe lâ yesuddenneke anhâ men lâ yu’minu bihâ vettebea hevâhu fe terdâ.
وَمَا تِلْكَ بِيَمِينِكَ يَا مُوسَىٰ﴿١٧﴾
17. Ey Musa! Sağ elindeki nedir?» Okunuşu: Ve mâ tilke bi yemînike yâ mûsâ.
قَالَ هِيَ عَصَايَ أَتَوَكَّأُ عَلَيْهَا وَأَهُشُّ بِهَا عَلَىٰ غَنَمِي وَلِيَ فِيهَا مَآرِبُ أُخْرَىٰ﴿١٨﴾
18. Musa dedi: «O benim asâm (değneğim) dır, ona dayanırım, onunla davarlarıma yaprak silkerim ve onda başka hacetlerim (faydalanacağım şeyler) de var» Okunuşu: Kâle hiye asây(asâye), etevekkeu aleyhâ ve ehuşşu bihâ alâ ganemî ve liye fîhâ meâribu uhrâ.
قَالَ أَلْقِهَا يَا مُوسَىٰ﴿١٩﴾
19. Allah: «Ey Musa! onu (yere) bırak» dedi. Okunuşu: Kâle elkıhâ yâ mûsâ.
فَأَلْقَاهَا فَإِذَا هِيَ حَيَّةٌ تَسْعَىٰ﴿٢٠﴾
20. Musa da onu bıraktı, bir de ne görsün! o bir yılan olmuş koşuyor. Okunuşu: Fe elkâhâ fe izâ hiye hayyetun tes’â.
قَالَ خُذْهَا وَلَا تَخَفْ ۖ سَنُعِيدُهَا سِيرَتَهَا الْأُولَىٰ﴿٢١﴾
21. Allah buyurdu ki: «Tut onu, korkma; biz onu yine eski durumuna çevireceğiz» Okunuşu: Kâle huzhâ ve lâ tehaf se nuîduhâ sîretehel ûlâ.
وَاضْمُمْ يَدَكَ إِلَىٰ جَنَاحِكَ تَخْرُجْ بَيْضَاءَ مِنْ غَيْرِ سُوءٍ آيَةً أُخْرَىٰ﴿٢٢﴾
22. «Bir de diğer bir mucize olmak üzere elini koynuna koy ki, kusursuz olarak bembeyaz çıksın.» Okunuşu: Vadmum yedeke ilâ cenâhıke tahruc beydâe min gayri sûin âyeten uhrâ.
لِنُرِيَكَ مِنْ آيَاتِنَا الْكُبْرَى﴿٢٣﴾
23. «Bunları sana en büyük mucizelerimizden (bir kısmını) gösterelim diye yaptık.» Okunuşu: Li nuriyeke min âyâtinel kubrâ.
اذْهَبْ إِلَىٰ فِرْعَوْنَ إِنَّهُ طَغَىٰ﴿٢٤﴾
24. «Firavun´a git, çünkü o hakikaten azdı.» Okunuşu: İzheb ilâ fir’avne innehu tagâ.
قَالَ رَبِّ اشْرَحْ لِي صَدْرِي﴿٢٥﴾
25. Musa dedi ki: «Ey Rabbim! Benim göğsüme genişlik ver, Okunuşu: Kâle rabbişrah lî sadrî.
وَيَسِّرْ لِي أَمْرِي﴿٢٦﴾
26. İşimi kolaylaştır, Okunuşu: Ve yessir lî emrî.

صَدَقَ اللّهُ العَظِيمُ


Başa dön tuşu