Kuran’ı Kerim Okuyun
Hicr Suresi - Sayfa: 1/8
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَـٰنِ الرَّحِيمِ الر ۚ تِلْكَ آيَاتُ الْكِتَابِ وَقُرْآنٍ مُّبِينٍ﴿١﴾
1. Elif, Lâm, Râ. Bunlar kitabın ve apaçık bir Kur´ân´ın âyetleridir. Okunuşu: Elif lâm râ tilke âyâtul kitâbi ve kur’ânin mubîn(mubînin).
رُّبَمَا يَوَدُّ الَّذِينَ كَفَرُوا لَوْ كَانُوا مُسْلِمِينَ﴿٢﴾2. Bir zaman gelecek ki inkâr edenler, keşke müslüman olsaydık temennisinde bulunacaklardır. Okunuşu: Rubemâ yeveddullezîne keferû lev kânû muslimîn(muslimîne).
ذَرْهُمْ يَأْكُلُوا وَيَتَمَتَّعُوا وَيُلْهِهِمُ الْأَمَلُ ۖ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ﴿٣﴾3. Onları bırak yesinler, içsinler, zevk alsınlar; arzu onları oyalasın ilerde bileceklerdir. Okunuşu: Zerhum ye’kulû ve yetemetteû ve yulhihimul emelu fe sevfe ya’lemûn(ya’lemûne).
وَمَا أَهْلَكْنَا مِن قَرْيَةٍ إِلَّا وَلَهَا كِتَابٌ مَّعْلُومٌ﴿٤﴾4. Biz hiçbir memleketi (Allah katında) bilinen bir zamanı olmaksızın helak etmedik. Okunuşu: Ve mâ ehleknâ min karyetin illâ ve lehâ kitâbun ma’lûm(ma’lûmun).
مَّا تَسْبِقُ مِنْ أُمَّةٍ أَجَلَهَا وَمَا يَسْتَأْخِرُونَ﴿٥﴾5. Hiçbir millet, ecelinin önüne geçemez ve onu geciktiremez. Okunuşu: Mâ tesbiku min ummetin ecelehâ ve mâ yeste’hırûn(yeste’hırune).
وَقَالُوا يَا أَيُّهَا الَّذِي نُزِّلَ عَلَيْهِ الذِّكْرُ إِنَّكَ لَمَجْنُونٌ﴿٦﴾6. Dediler ki: «Ey kendisine Kur´ân indirilen (Muhammed)! Sen mutlaka bir mecnunsun.» Okunuşu: Ve kâlû yâ eyyuhellezî nuzzile aleyhiz zikru inneke le mecnûn(mecnûnun).
لَّوْ مَا تَأْتِينَا بِالْمَلَائِكَةِ إِن كُنتَ مِنَ الصَّادِقِينَ﴿٧﴾7. «Eğer peygamberlik davanda doğru kimselerdensen, bize melekleri getirmeliydin.» Okunuşu: Lev mâ te’tînâ bil melâiketi in kunte minas sâdıkîn(sâdıkîne).
مَا نُنَزِّلُ الْمَلَائِكَةَ إِلَّا بِالْحَقِّ وَمَا كَانُوا إِذًا مُّنظَرِينَ﴿٨﴾8. Biz o melekleri ancak, hak ile indiririz. Ve indirildikleri vakit de onlara (kâfirlere) hiç mühlet verilmez. Okunuşu: Mâ nunezzilul melâikete illâ bil hakkı ve mâ kânû izen munzarîn(munzarîne).
إِنَّا نَحْنُ نَزَّلْنَا الذِّكْرَ وَإِنَّا لَهُ لَحَافِظُونَ﴿٩﴾9. Hiç şüphe yok ki, Kur´ân´ı biz indirdik, elbette onu yine biz koruyacağız. Okunuşu: İnnâ nahnu nezzelnez zikre ve innâ lehu le hâfizûn(hâfizûne).
وَلَقَدْ أَرْسَلْنَا مِن قَبْلِكَ فِي شِيَعِ الْأَوَّلِينَ﴿١٠﴾10. Andolsun, senden önceki milletler arasında da peygamberler gönderdik. Okunuşu: Ve le kad erselnâ min kablike fî şiyaıl evvelîn(evvelîne).
وَمَا يَأْتِيهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا كَانُوا بِهِ يَسْتَهْزِئُونَ﴿١١﴾11. Onlara hiçbir peygamber gelmiyordu ki onunla alay etmiş olmasınlar. Okunuşu: Ve mâ ye’tîhim min resûlin illâ kânû bihî yestehziûn(yestehziûne).
كَذَٰلِكَ نَسْلُكُهُ فِي قُلُوبِ الْمُجْرِمِينَ﴿١٢﴾12. Biz o küfrü suçluların kalbine işte böyle sokarız. Okunuşu: Kezâlike neslukuhu fî kulûbil mucrimîn(mucrimîne).
لَا يُؤْمِنُونَ بِهِ ۖ وَقَدْ خَلَتْ سُنَّةُ الْأَوَّلِينَ﴿١٣﴾13. Kur´âna iman etmezler, halbuki öncekilerin sünneti (inanmadıkları için başlarına gelenler) gelip geçmiştir. Okunuşu: Lâ yu’minûne bihî ve kad halet sunnetul evvelîn(evvelîne).
صَدَقَ اللّهُ العَظِيمُ