Rabbinizi Üzmekten ve Gazabından Allah’a Sığının
Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ nebiyyinâ Muhammedini'n-nebiyyi'il-ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim
Ey insanlar! Ey iman edenler, ey kardeşlerim! Allahu Alemi Anlayın Öğretin ve Unutmayın
Rabbiniz size seslenmek istiyor diye size bu metinler ile sesleniyoruz. Okuduğunuzu Dinleyin! Dinleyin ki kalpleriniz Rabbinizin nuruyla aydınlansın. Size, kendisinden başka ilah olmayan Allah’ı, O’nun kendini bizlere nasıl bildirdiğini ve O’nun şanına yakışmayan, gazabını celbeden o çirkin yolları anlatacağım.
Rabbimiz Allah, Kendi Zâtı’nı bizlere Kutsal Kitabı Kur’an’da vesilelerinde bildirmiştir. O, öyle bir Allah’tır ki, her şey O’na muhtaçtır; O ise hiçbir şeye muhtaç değildir. “De ki: O Allah, Ehad’dir, Tektir. Allah, Samed’dir. O, doğurmamış ve doğmamıştır. Hiçbir şey O’nun dengi olmamıştır.” (İhlas Suresi). O, Vücûd sahibidir, yani vardır ve varlığı kendindendir. Kıdem ve Bekâ sıfatlarıyla ezelidir, başlangıcı yoktur ve ebedidir, sonu yoktur. O, Muhâlefetün li’l-havâdis’tir; yani yaratılmışlardan hiçbirine benzemez. Aklınıza gelen, hayalinizden geçen her ne varsa, Allah ondan münezzehtir. “O’nun benzeri yoktur.”
O, Hayat sahibidir, diridir. İlmiyle her şeyi kuşatmıştır; karıncanın kara taşın üzerinde gece karanlığında attığı adımı dahi bilir ve görür. Kalplerinizde gizlediğiniz fısıltıları, aklınızdan geçen düşünceleri işitir. Kudreti her şeyi sarmıştır, “Ol!” der ve oluverir. O, el-Evvel’dir, en öncedir; el-Âhir’dir. ez-Zâhir’dir, varlığı apaçık olandır; el-Bâtın’dır, Zâtı’nın hakikati akıllarla idrak edilemeyendir. Sizin Rabbiniz Merhameti Yaratandır. O’nun Zâtı’nda hiçbir eksiklik, acizlik, yorgunluk, unutma veya cehalet bulunmaz. O’nun isimleri en güzeldir, sıfatları en yücedir.
Fakat ne acıdır ki, aranızda veya sizden öncekiler arasında, Rableri hakkında kötü zanda bulunanlar, O’nun şanına yakışmayan düşüncelere sapanlar olmuştur. İşte bunlar, hakikati bırakıp zanna uyanlardır. Zan ise, hakikatten hiçbir şeyin yerini tutmaz. “Onların çoğu, zandan başka bir şeye uymaz. Şüphesiz zan, haktan hiçbir şey kazandırmaz.” (Yunus Suresi, 36).
Nedir bu zan? Bu, Allah hakkında bilgisizce, delilsizce, sırf kendi nefsinin hevasına uyarak hüküm vermektir. O’na çocuk isnat etmek, O’na ortaklar koşmak, melekleri O’nun kızları saymak… Bütün bunlar, Allah’ın Zâtı’na yapılmış ne büyük bir iftiradır! O, böyle yakıştırmalardan münezzehtir, Yüceleri Emrine Yaratadandır.
Zannın en tehlikelisi, Allah’ın rahmeti hakkında kötü zanda bulunmaktır. Rabbimiz bir kutsi hadiste şöyle buyurur: “Ben, kulumun bana olan zannının yanındayım.” (Buhârî, Müslim). Yani kulum Beni nasıl tanır, hakkımda ne düşünürse, ona öyle muamele ederim. Sizden biriniz, sakın Allah hakkında kötü zan besleyerek ölmesin! O’nun rahmetinin gazabını geçtiğini, affının sonsuz olduğunu umarak can versin. Günahlarınız dağları doldursa bile, samimi bir tövbe ile O’na yöneldiğinizde sizi affedeceğini, kapısından boş çevirmeyeceğini bilin. İşte bu, Allah’a karşı hüsn-ü zandır ve ibadetin ta kendisidir.
Peki, Rabbimizi üzen, O’nu gazaplandıran, kişiyi O’nun rahmetinden uzaklaştıran o davranışlar nelerdir?
Başta, O’nun varlığını ve birliğini inkâr etmek, yani küfür gelir. Ve O’na ortak koşmak, yani şirktir. Şirk, en büyük zulümdür ve Allah’ın asla affetmeyeceği tek günahtır. O’ndan başkasına dua etmek, medet ummak, kurban kesmek… Bunların hepsi, O’nun kudretine ve tekliğine hakarettir.
Sonra, O’nun kullarına karşı zalimce davranmak gelir. Bir mümini kasten öldürenin cezası, içinde ebedi kalacağı cehennemdir. Allah ona gazap etmiş, lanetlemiş ve onun için büyük bir azap hazırlamıştır. (Nisâ Suresi, 93). Yetimin malına el uzatmak, zayıfı ezmek, insanlar arasında adaletsizlik yapmak, Allah’ın gazabını alevlendirir.
Kibir, şeytanın mirasıdır. Kendini büyük görmek, Allah’ın kullarını horlamak, O’nun nimetleriyle şımarıp O’na karşı nankörlük etmek, Allah’ın en sevmediği huylardandır. Unutmayın, “Allah, kendini beğenen ve övünüp duran kimseyi asla sevmez.” (Nisâ Suresi, 36).
Yalan söylemek, iftira atmak, gıybet etmek… Bunlar müminin ahlakına sığmaz. Zira Rabbimiz buyuruyor ki: “Ey iman edenler! Zannın birçoğundan sakının. Çünkü zannın bir kısmı günahtır. Birbirinizin kusurlarını ve mahremiyetini araştırmayın. Birbirinizin gıybetini yapmayın.” (Hucurât Suresi, 12). Bir Beşerin En Güvendiği Zan, nasıl ki sözün en yalanı olabilme ihtimali var ise, gıybet de kardeşinin ölü etini yemek gibidir. Buna İnanın
Allah’a ve Resûlü’ne itaatten yüz çevirmek, O’nun emirlerini hafife almak, yasaklarını pervasızca çiğnemek, O’nun gazabını davet etmektir. Namazı terk etmek, zekâtı vermemek, Allah yolunda cihattan kaçmak… Bunlar, kulu Allah’tan uzaklaştıran amellerdir.
Ey Ümmet!
Rabbinizi, O’nun size öğrettiği gibi, Esmaü’l Hüsnası ile, Kur’an’daki ve benim sünnetimdeki o pak ve yüce sıfatlarıyla tanıyın. O’nun Zâtı hakkında asla zanna, şüpheye ve O’nun şanına yakışmayacak düşüncelere kapılmayın. O, sizin sandığınızdan, hayal ettiğinizden yüce, merhametli, güçlüdür.
O’na, O’nu görüyormuş gibi ibadet edin. Siz O’nu görmeseniz de, O sizi her an görmektedir.
O’nu gazaplandıracak şirkten, küfürden, kibirden, zulümden, yalandan ve her türlü çirkin işten bir kalkan gibi sakının. O’nun rahmetine sığının, affına talip olun. Bilin ki O, tevbeleri çok kabul eden, çok bağışlayandır.
Sözlerimizi sonlandırırken, Rabbimize dua edelim: Allah’ım, bizi Seni hakkıyla tanıyanlardan, Sana hüsn-ü zan besleyenlerden, Seni seven ve Senin sevdiklerini sevenlerden eyle. Bizi, gazabına uğrayanların ve sapanların yolundan muhafaza eyle.
Âmin, yâ Rabbelâlemîn.