Genel KonularSalavatı Şerife & Dualar

Allah Zalimlere Fırsat Vermesin. Bize O’na Tevekkül Etmek Yakışır.

Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ nebiyyinâ Muhammedini'n-nebiyyi'il-ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim

Hz. Musa’nın Firavun ve Kavmine Karşı Duası Zulmün ve kibirin zirvesine karşı yapılmış bu dua, günümüzün firavunlarına karşı da bir kalkandır.

قَالَ مُوسٰى رَبَّنَٓا اِنَّكَ اٰتَيْتَ فِرْعَوْنَ وَمَلَاَهُ ز۪ينَةً وَاَمْوَالاً فِي الْحَيٰوةِ الدُّنْيَاۙ رَبَّنَا لِيُضِلُّوا عَنْ سَب۪يلِكَۚ رَبَّنَا اطْمِسْ عَلٰٓى اَمْوَالِهِمْ وَاشْدُدْ عَلٰى قُلُوبِهِمْ فَلَا يُؤْمِنُوا حَتّٰى يَرَوُا الْعَذَابَ الْاَل۪يمَ

  • Okunuşu: “Kâle Mûsâ Rabbenâ inneke âteyte Fir’avne ve mele-ehû zîneten ve emvâlen fi’l-hayâti’d-dunyâ Rabbenâ li-yudıllû an sebîlik. Rabbenâ’tmis alâ emvâlihim ve’şdud alâ kulûbihim fe-lâ yu’minû hattâ yera-vu’l azâbe’l-elîm.”
  • Anlamı: “Musa şöyle yalvardı: ‘Ey Rabbimiz! Gerçekten sen Firavun’a ve onun ileri gelenlerine, dünya hayatında nice zinet ve servetler verdin. Ey Rabbimiz! Senin yolundan saptırsınlar diye mi? Ey Rabbimiz! Onların servetlerini yok et, kalplerine öyle bir sıkıntı ver ki, o acıklı azabı görmedikçe iman etmesinler!'” (Yunus Suresi, 88)

Mazlumların ve Zayıf Bırakılmışların Duası Bulunduğu yerden zulüm sebebiyle çıkmak isteyenlerin sığınağı olan bir ayettir.

رَبَّنَٓا اَخْرِجْنَا مِنْ هٰذِهِ الْقَرْيَةِ الظَّالِمِ اَهْلُهَاۚ وَاجْعَلْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ وَلِيًّاۚ وَاجْعَلْ لَنَا مِنْ لَدُنْكَ نَص۪يرًا

  • Okunuşu: “…Rabbenâ ahricnâ min hâzihi’l-karyeti’z-zâlimi ehluhâ, vec’al lenâ min ledunke veliyyen, vec’al lenâ min ledunke nasîrâ.”
  • Anlamı: “…’Ey Rabbimiz! Bizi, halkı zalim olan bu şehirden çıkar, katından bize bir sahip çıkan gönder, katından bize bir yardımcı lütfet!’ diye yalvarırlar.” (Nisâ Suresi, 75)

Tâlût ve Ordusunun Câlût’a Karşı Duası Sayıca az ve zayıf olanın, kendinden kat kat güçlü zalim bir orduya karşı sığındığı duadır.

رَبَّنَٓا اَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ اَقْدَامَنَا وَانْصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِر۪ينَ

  • Okunuşu: “…Rabbenâ efrig aleynâ sabran ve sebbit akdâmenâ ve’nsurnâ ale’l-kavmi’l-kâfirîn.”
  • Anlamı: “…’Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sağlam bastır ve şu kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et!'” (Bakara Suresi, 250)

 

Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) Dilinden Dualar

 

Peygamberimiz, fitne ve zulme karşı ümmetine nasıl dua etmesi gerektiğini bizzat öğretmiştir.

Zulümden ve Düşman Galibiyetinden Korunma Duası

اَللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْهَمِّ وَالْحَزَنِ، وَالْعَجْزِ وَالْكَسَلِ، وَالْجُبْنِ وَالْبُخْلِ، وَضَلَعِ الدَّيْنِ وَغَلَبَةِ الرِّجَالِ

  • Okunuşu: “Allahümme innî e’ûzü bike mine’l-hemmi ve’l-hazen, ve’l-aczi ve’l-kesel, ve’l-cübni ve’l-buhl, ve dalai’d-deyni ve galebeti’r-ricâl.”
  • Anlamı: “Allah’ım! Kederden ve üzüntüden, acizlikten ve tembellikten, korkaklıktan ve cimrilikten, borcun belimi bükmesinden ve insanların bana galip gelmesinden (zulmetmesinden) sana sığınırım.” (Buhârî, Deavât, 38)

Fitnelerin Şerrinden Korunma Duası

اَللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنَ الْفِتَنِ مَا ظَهَرَ مِنْهَا وَمَا بَطَنَ

  • Okunuşu: “Allahümme innî e’ûzü bike mine’l-fiteni mâ zahara minhâ ve mâ betan.”
  • Anlamı: “Allah’ım! Fitnelerin açığından ve gizlisinden sana sığınırım.” (Müsned, İbn Hanbel)

Zalim İdareciye Karşı Dua

اَللَّهُمَّ مَنْ وَلِيَ مِنْ أَمْرِ أُمَّتِي شَيْئًا فَشَقَّ عَلَيْهِمْ فَاشْقُقْ عَلَيْهِ، وَمَنْ وَلِيَ مِنْ أَمْرِ أُمَّتِي شَيْئًا فَرَفَقَ بِهِمْ فَارْفُقْ بِهِ

  • Okunuşu: “Allahümme men veliye min emri ümmetî şey’en fe-şakka aleyhim fe’ş-kuk aleyh, ve men veliye min emri ümmetî şey’en fe-rafaka bihim fe’rfuk bih.”
  • Anlamı: “Allah’ım! Kim ümmetimin idaresini üstlenir de onlara zorluk çıkarırsa, sen de ona zorluk çıkar. Kim de ümmetimin idaresini üstlenir de onlara yumuşak davranırsa, sen de ona merhametinle muamele eyle.” (Müslim, İmâre, 19)

 


Enfâl Suresi, 30. Ayet (Peygamberimize Kurulan Tuzağa Karşı)

Bu ayet, Mekkeli müşriklerin Peygamber Efendimiz’i (s.a.v.) öldürmek, hapsetmek veya sürgün etmek için kurdukları tuzağı anlatır. Doğrudan bir dua olmasa da, bir müminin en zor anında Allah’ın yardımının nasıl tecelli ettiğini gösterdiği için dua ederken okunması ve tefekkür edilmesi son derece güçlü bir ilham kaynağıdır.

وَاِذْ يَمْكُرُ بِكَ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا لِيُثْبِتُوكَ اَوْ يَقْتُلُوكَ اَوْ يُخْرِجُوكَۜ وَيَمْكُرُونَ وَيَمْكُرُ اللّٰهُۜ وَاللّٰهُ خَيْرُ الْمَاكِر۪ينَ

  • Okunuşu: “Ve iz yemkuru bike’llezîne keferû li-yusbitûke ev yaktulûke ev yuhricûk(e), ve yemkurûne ve yemkurullâh(u), vallâhu hayru’l-mâkirîn.”
  • Anlamı: “Hani o kâfirler, seni tutup bağlamak veya öldürmek ya da yurdundan çıkarmak için sana tuzak kuruyorlardı. Onlar tuzak kurarken, Allah da onların planlarını bozuyordu. Çünkü Allah, plan kuranların (tuzakları boşa çıkaranların) en hayırlısıdır.”

Günümüz İçin Kapsayıcı Bir Dua Metni

 

Bu dualardan ilhamla, kalpten şöyle bir niyazda bulunabiliriz:

“Ey yerlerin ve göklerin mutlak sahibi, ey mazlumun ahını işiten, ey zalimin tuzağını boşa çıkaran Yüce Rabbimiz! Bizler aciz kullarınız, kapına geldik. Sen ki Nemrut’un ateşini İbrahim’e (a.s) serin ve selametli kıldın. Sen ki Firavun’u ve ordularını denizde boğdun, Musa’yı (a.s) ve inananları kurtardın. Sen ki Ebrehe’nin fil ordusunu ebabil kuşlarıyla perişan ettin.

Allah’ım! Zalimlere fırsat vermeyin! Onların kurdukları tuzakları kendi başlarına çevir. Onların birliklerini dağıt, güçlerini zayıflat, planlarını boşa çıkar. Müminlerin kanını döken, mazlumların hakkına giren, adaleti ve ahlakı yeryüzünden silmeye çalışan o zalimlere mühlet vermeyin, onlara hak ettikleriyle muamele eyle.

Ya Rabbi! Ahir zaman fitnelerinden bizleri muhafaza eyle. Dinimizi ve neslimizi ifsat etmeye çalışanların şerrinden bizleri koru. Gözlerimize basiret, kalplerimize feraset ver ki, hakkı hak bilip ona tabi olalım, batılı batıl bilip ondan uzaklaşalım.

Ey Rabbimiz! Bizlere sabır ve sebat ver. Ayaklarımızı dinin ve adaletin yolu üzerinde sabit kıl. Bizi zalimler için bir imtihan vesilesi yapma. Dağılmış ümmeti birleştir, kalplerimizi birbirine ısındır, bize Kendi katından bir yardımcı ve bir kurtarıcı gönder.

Sen duaları işiten ve kabul edensin. Bu aciz kullarının duasını kabul eyle Allah’ım.”

Amin.


En Temel ve Açık Ayet: Şûrâ Suresi, 11. Ayet

Bu ayet, Allah’ın benzersizliğini en net şekilde ifade eden temel ayettir. Hem O’nun hiçbir şeye benzemediğini söyler hem de O’nun sıfatlarını nasıl anlamamız gerektiğini öğretir.
لَيْسَ كَمِثْلِهِ شَيْءٌۚ وَهُوَ السَّم۪يعُ الْبَص۪يرُ

  • Okunuşu: “…Leyse kemislihî şey’un ve huve’s-semî’ul-basîr.”
  • Anlamı: “…O’nun benzeri hiçbir şey yoktur. O, her şeyi hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.”

Açıklaması: Bu ayetin ilk kısmı (“O’nun benzeri hiçbir şey yoktur”), Allah’ı aklımıza gelebilecek veya hayal edebileceğimiz her türlü varlıktan, şekilden ve kavramdan tenzih eder, yani arındırır. İkinci kısmı ise (“O, her şeyi hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir”), Allah’ın işitme ve görme gibi sıfatları olduğunu bildirir, fakat bu sıfatların yaratılmışlarınkine asla benzemediğini ayetin ilk kısmıyla bize öğretir.


Tevhid’in Özeti Olan Sure: İhlâs Suresi, 1-4. Ayetler

Bu sure, başından sonuna kadar sadece Allah’ın kim olduğunu ve ne olmadığını anlatarak O’nun benzersizliğini tanımlar. Bu nedenle “Tevhid Suresi” olarak da anılır.

قُلْ هُوَ اللّٰهُ اَحَدٌۚ ﴿1﴾ اَللّٰهُ الصَّمَدُۚ ﴿2﴾ لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْۙ ﴿3﴾ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا اَحَدٌ ﴿4

  • Okunuşu:
    1. “Kul huvallâhu ehad.”
    2. “Allâhu’s-samed.”
    3. “Lem yelid ve lem yûled.”
    4. “Ve lem yekun lehû kufuven ehad.”
  • Anlamı:
    1. “De ki: O, Allah’tır, bir tektir.”
    2. “Allah Samed’dir (Her şey O’na muhtaçtır; O, hiçbir şeye muhtaç değildir).”
    3. “O, doğurmamış ve doğurulmamıştır.”
    4. Ve hiçbir şey O’nun dengi (ve benzeri) olmamıştır.

Açıklaması: Surenin son ayeti, konuyu en kesin şekilde mühürler. Allah’a denk, eşit veya O’nunla kıyaslanabilecek hiçbir varlık olmadığını kesin bir dille ifade eder.


 

Benzetme Yapmayı Yasaklayan Ayet: Nahl Suresi, 74. Ayet

 

Bu ayet, insanların Allah’ı sınırlı akıllarıyla bir şeylere benzetmeye çalışmasını doğrudan yasaklar.

فَلَا تَضْرِبُوا لِلّٰهِ الْاَمْثَالَۜ اِنَّ اللّٰهَ يَعْلَمُ وَاَنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَ

  • Okunuşu: “Felâ tadribû lillâhi’l-emsâl(e), innallâhe ya’lemu ve entum lâ ta’lemûn.”
  • Anlamı: “Artık Allah’a (O’nu yaratılmışlara benzeten) misaller getirmeyin. Şüphesiz Allah (her şeyi) bilir, siz ise bilmezsiniz.”

Açıklaması: Bu ayet, Allah’ın zatını ve sıfatlarını anlamak için O’na yaratılmışlardan örnekler ve benzetmeler yapmanın yanlış olduğunu, çünkü insan aklının O’nu kuşatamayacağını vurgular.

Bu üç ayet grubu, Kur’an-ı Kerim’de Allah’ın hiçbir şeye benzemediği inancının temelini oluşturur ve bu konuda en açık ve kapsamlı delilleri sunar.


Gözlerin O’nu Kavrayamayacağını Bildiren Ayet: En’âm Suresi, 103. Ayet

 

Bu ayet, yaratılmışların duyularının ve idrakinin Allah’ı kuşatamayacağını, dolayısıyla O’nu bildikleri hiçbir şeyle kıyaslayamayacaklarını ifade eder.

لَا تُدْرِكُهُ الْاَبْصَارُ وَهُوَ يُدْرِكُ الْاَبْصَارَۚ وَهُوَ اللَّط۪يفُ الْخَب۪يرُ

  • Okunuşu: “Lâ tudrikuhu’l-ebsâru ve huve yudriku’l-ebsâr(e), ve huve’l-latîfu’l-habîr.”
  • Anlamı: “Gözler O’nu idrak edemez (kuşatamaz); O ise bütün gözleri idrak eder (kuşatır). O, en gizli şeyleri bilendir, her şeyden hakkıyla haberdar olandır.”

O’na Denk Bir İsim Olmadığını Soran Ayet: Meryem Suresi, 65. Ayet

رَبُّ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا فَاعْبُدْهُ وَاصْطَبِرْ لِعِبَادَتِه۪ۜ هَلْ تَعْلَمُ لَهُ سَمِيًّا

  • Okunuşu: “Rabbu’s-semâvâti ve’l-ardı ve mâ beynehumâ fa’budhu vastabir li-ibâdetih(î), hel ta’lemu lehu semiyyâ.”
  • Anlamı: “O, göklerin, yerin ve ikisi arasındakilerin Rabbidir. Öyleyse O’na kulluk et ve O’na kullukta sabırlı ol. Hiç O’nun adını taşıyan (O’na denk) birini bilir misin?

Yaratılmışların Acizliğini Vurgulayan Ayet: Bakara Suresi, 255 (Âyetel Kürsî)

 

Âyetel Kürsî, baştan sona Allah’ın yüce sıfatlarını anlatırken O’nu yaratılmışların özelliklerinden tenzih eder.

اَللّٰهُ لَٓا اِلٰهَ اِلَّا هُوَۚ اَلْحَيُّ الْقَيُّومُۚ لَا تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلَا نَوْمٌۜ

  • Okunuşu: “…Allâhu lâ ilâhe illâ huve’l-hayyu’l-kayyûm(u), lâ te’huzuhu sinetun ve lâ nevm(un)…”
  • Anlamı: “…Allah, O’ndan başka ilah yoktur. O, Hayy’dır (daima diridir), Kayyûm’dur (her şey O’nunla ayaktadır). O’nu ne bir uyuklama tutabilir, ne de bir uyku…

Yaratan ile Yaratılanın Farkını Ortaya Koyan Ayet: Fâtır Suresi, 13-14. Ayetler

 

Bu ayetler, mutlak güç sahibi Allah ile O’nun dışında ilahlaştırılan her şeyin mutlak acizliğini karşılaştırır.

وَالَّذ۪ينَ تَدْعُونَ مِنْ دُونِه۪ مَا يَمْلِكُونَ مِنْ قِطْم۪يرٍۜ ﴿13﴾ اِنْ تَدْعُوهُمْ لَا يَسْمَعُوا دُعَٓاءَكُمْۚ وَلَوْ سَمِعُوا مَا اسْتَجَابُوا لَكُمْۜ

  • Okunuşu: “…Vellezîne ted’ûne min dûnihî mâ yemlikûne min kıtmîr(in). İn ted’ûhum lâ yesme’û du’âekum, ve lev semi’û me’stecâbû lekum…”
  • Anlamı: “…O’nu bırakıp da taptıklarınız, bir çekirdek zarına bile sahip değillerdir. Eğer onları çağırsanız, çağrınızı duymazlar. Duysalar bile size cevap veremezler…”

Kısacası, Kur’an’ın tamamı, Allah’ın mutlak kemal sıfatlarını (hayat, ilim, irade, kudret, görme, işitme, konuşma) anlatırken, dolaylı olarak O’nun yaratılmışların eksik ve sınırlı sıfatlarına benzemediğini ortaya koyar.

ALPER

"İslam Bilimleri ve Tefsir araştırmacısı olan Alper, Kur'anî kavramlar ve Hadis ilmi üzerine derinlemesine çalışmalar yürütmektedir. Akademik perspektifi manevi derinlikle harmanlayarak okuyucularına rehberlik etmeyi amaçlar."

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu