Zalimlerin Kökünün Kuruması ve Alemlerin Rabbine Hamd
Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ nebiyyinâ Muhammedini'n-nebiyyi'il-ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim
Kur’an-ı Kerim En’am Suresi 45. Ayeti
Arapça Okunuşu:
فَقُطِعَ دَابِرُ الْقَوْمِ الَّذِينَ ظَلَمُوا ۚ وَالْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Türkçe Okunuşu:
Fe kutia dabirul kavmillezine zalemu, vel hamdu lillahi rabbil alemin.
Elmalılı Hamdi Yazır Meali:
Böylece zulmeden o topluluğun kökü kesildi. Alemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun.
Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) En’am Suresi’nin 45. Ayeti Işığında Duası
Bu ayet, zalimlerin sonunu ve Allah’a hamdi anlatır. Efendimiz (s.a.v), zalimlerin şerrinden korunmak ve adalet tecelli ettiğinde şükretmek için şöyle dua ederdi:
“Allah’ım! Bizi zalimler topluluğu ile helak etme. Rahmetinle bizi o kâfirler topluluğundan kurtar.” (Yunus Suresi’nden iktibasla yapılan dua)
Düşmanların ve zalimlerin bertaraf edilmesi durumunda ise şu şükür ifadesini kullanırdı: “Hamd, kuluna yardım eden, ordusunu aziz kılan ve (düşman) topluluklarını tek başına hezimete uğratan Allah’a mahsustur.” (Buhârî, Meğâzî, 29)
En’am Suresi’nin 45. Ayeti Işığında Hadisler
Zalimlerin kökünün kazınması ve Allah’ın mühlet verse de ihmal etmediği gerçeği üzerine Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
“Muhakkak ki Allah, zalime mühlet verir (süre tanır). Ama onu bir yakaladı mı, artık iflah etmez (bırakmaz).” Ardından Peygamberimiz şu ayeti okudu: “Rabbin, haksızlık eden memleketleri (halkını) yakaladığında, onun yakalayışı işte böyle (şiddetlidir).” (Hûd, 102) (Buhârî, Tefsir, 11)
Zulmün sonunun karanlık olduğu hakkında: “Zulümden sakınınız. Çünkü zulüm, kıyamet gününde (zalim için) zifiri karanlıklar olacaktır.” (Müslim, Birr, 56)
En’am Suresi’nin 45. Ayeti Işığında Sünnet-i Seniyye
Bu ayet bağlamında Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) sünneti, **”Adalet İçin Hamd Etmek”**tir. O, sadece yemek yediğinde veya su içtiğinde değil; bir zalim ortadan kalktığında, bir haksızlık son bulduğunda veya İslam düşmanlarının tuzağı bozulduğunda da “Elhamdulillah” demiştir.
Sünnet-i Seniyye’de bu ayetin yansıması; mazlumların kurtuluşuna sevinmektir. Bedir Savaşı’nda müşriklerin elebaşları (Ebu Cehil vb.) öldürüldüğünde, Efendimiz (s.a.v) bunu bir intikam hazzı olarak değil, yeryüzünün bir pislikten temizlenmesi olarak görmüş ve Allah’a şükretmiştir. Günümüzde bu sünneti yaşatmak; zalimin helakına üzülmemek, aksine “Dünya bir mikroptan temizlendi” diyerek adaletin tecellisine rıza göstermek ve hamd etmektir.
Ayetin Detaylı Tefsiri
ayette “Onları ansızın yakaladık” denmişti. 45. ayet, bu yakalayışın ne kadar kökten ve kesin olduğunu gösterir: “Böylece zulmeden o topluluğun kökü (Dâbir) kesildi.”
Buradaki “Dâbir” kelimesi; bir şeyin arkası, sonu, kuyruğu ve kökü demektir. “Dâbirinin kesilmesi”; geriye onlardan ne bir nesil, ne bir iz, ne de bir isim kalması demektir. Tarihten silinmeleri manasına gelir (Ad ve Semud kavimleri gibi). Allah, zulümde ve şirkte inat edip, verilen mühleti (istidracı) şımarıklıkla harcayanların soyunu kurutmuştur.
Ayetin en çarpıcı kısmı ise sonudur: “Vel hamdu lillahi rabbil alemin” (Alemlerin Rabbi olan Allah’a hamdolsun). Normalde birinin helakına veya ölümüne sevinmek hoş karşılanmaz. Ancak burada bizzat Allah, onların yok edilişi üzerine “Hamd” (övgü ve şükür) edilmesini emrediyor veya bizzat Kendisi hamd ediyor. Neden? Çünkü zalimler, yeryüzünün vücudundaki “kanserli hücreler” gibidir. Kanserli bir tümörün vücuttan kesilip atılmasına üzülünmez, aksine “Elhamdulillah kurtulduk” denir. Onların varlığı, ağaçlara, hayvanlara, insanlara ve tüm kainata (alemlere) zarar veriyordu. Onlar yok olunca, kainat rahat bir nefes aldı. Adalet yerini buldu. Mazlumların ahı dindi. İşte bu “temizlik operasyonu”, en büyük hamd sebebidir.
Bu ayet bize şunu öğretir: Merhamet, zalime acımayı gerektirmez. Zalime acımak, mazluma ihanettir. Allah’ın onları yok etmesi, “Rabbu’l-Alemin” (Alemlerin Terbiyecisi/Sahibi) sıfatının gereğidir; çünkü O, bahçesini (alemleri) ayrık otlarından temizlemiştir.
İcma
İslam alimleri, bu ayetten yola çıkarak; İslam’a ve insanlığa zarar veren zalimlerin, diktatörlerin ve din düşmanlarının ölümü veya helakı üzerine “Elhamdulillah” demenin, şükür secdesi yapmanın caiz, hatta müstehap (güzel) olduğu konusunda icma etmişlerdir. Bu, şahsi bir kin değil, “İlay-ı Kelimetullah” (Allah’ın dininin yücelmesi) adına duyulan bir sevinçtir.
Ayetten Çıkarılacak Dersler ve Hikmetler
Zulmün Sonu: Zulüm ile abad olunmaz (sonsuzluk/mutluluk bulunmaz). Zalimin sonu, kökünün kazınmasıdır.
Adalet Tecellisi: Allah ihmal etmez, imhal eder (süre verir). Süre dolunca temizlik kesindir.
Hamd’in Kapsamı: Sadece nimetlere değil, belaların ve zalimlerin defedilmesine de hamd edilir.
Kainatın Rahatlaması: Zalimlerin gidişi, sadece insanlar için değil, tüm “alemler” (ekosistem) için bir bayramdır.
İbret: Arkada hiçbir iz bırakmadan silinip gitmek, güçlerine güvenenler için en büyük korkudur.
Özet:
En’am 45, Allah’ın nimetlerle şımarttığı (istidrac) o zalim topluluğun, mühletin bitimiyle birlikte köklerinin tamamen kurutulduğunu; yeryüzünün bu zararlı unsurlardan temizlenmesinin, kainatın düzeni ve mazlumların selameti adına büyük bir nimet olduğunu, bu yüzden Allah’a hamd edildiğini bildiren bir ayettir.
İniş Tarihi ve Nüzul Ortamı:
Mekke döneminde inmiştir. Müslümanlara eziyet eden Ebu Cehil ve avanesinin “ebedi” olmadığını, tıpkı önceki kavimler gibi bir gün köklerinin kazınacağını müjdeleyerek müminlere moral vermek için nazil olmuştur. (Nitekim Bedir’de bu gerçekleşmiştir).
Önceki ve Sonraki Ayetlerle Bağlantısı:
ayette zalimlerin “ferahladıkları anda” yakalandıkları anlatılmıştı. 45. ayet bu yakalanışın “topyekün bir yok oluş” olduğunu bildirir. 46. ayette ise, Allah Teâlâ müşriklere hitap ederek, “Elinizdeki nimetleri (göz, kulak) Allah alsa, O’ndan başka kim geri getirebilir?” diye sorarak onları tefekküre çağıracaktır.
Sonuç:
Zalimlerin şatafatına aldanmamalı, onların sonunun “Dâbir”lerinin (köklerinin) kesilmesi olduğunu bilerek sabretmeli ve adalet tecelli ettiğinde Rabbimize hamd etmeliyiz.
En’am Suresi 45. Ayeti Hakkında Sıkça Sorulan Sorular
“Kökü kesildi” (Kutia Dâbiru) ifadesi günümüz zalimleri için de geçerli mi? Evet. Tarih boyunca Firavun, Nemrut, Hitler gibi nice zalimlerin soyu, sistemi ve ideolojisi çökmüş, arkalarında lanetten başka bir şey kalmamıştır. Bu bir “Sünnetullah”tır (Allah’ın yasasıdır).
Bir insanın ölümüne sevinmek günah değil mi? Eğer ölen kişi sıradan bir günahkarsa üzülünür, hidayetsiz gittiği için acınır. Ancak ölen kişi, insanlara zulmeden, dini yok etmeye çalışan bir “zalim” ise; onun ölümü şerrin bitmesi demektir. Buna sevinmek günah değil, adalete olan sevgidendir.
“Alemlerin Rabbi” sıfatı burada neden kullanılmış? Çünkü zalimler sadece insanlara değil, doğaya, hayvanlara, nesillere, yani tüm “alemlere” zarar verirler. Allah, tüm alemlerin sahibi olduğu için, mülkünü korumuş ve temizlemiştir.
Zalimlerin kökü kazınıyorsa neden hala dünyada zulüm var? Ayette kastedilen, “o topluluğun” (belirli bir kavmin) kökünün kazınmasıdır. Zulüm kıyamete kadar devam edecektir (imtihan gereği), ancak her zalim topluluk sırası gelince kendi helakını yaşayacaktır. Zulüm baki kalmaz.
Biz bu ayeti namazda okuyabilir miyiz? Elbette. Hatta bazı alimler, bir zalimden kurtulmak istendiğinde bu ayetin dua niyetiyle okunmasını tavsiye etmişlerdir.