Kur'an-ı KerimMâide Suresi Ayetleri

Yemin Bozmanın Kefareti Nedir ve Nasıl Ödenir?

Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ nebiyyinâ Muhammedini'n-nebiyyi'il-ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim

Kur’an-ı Kerim, Mâide Suresi, 89. Ayet-i Kerimede Anlatılmak İstenenler

 

Önceki ayetlerde mü’minlere, Allah’ın helal kıldığı güzel şeyleri kendilerine haram kılmamaları emredilmişti. Bu tür bir haramlaştırma eylemi genellikle bir yeminle yapıldığı için (“Vallahi bir daha et yemeyeceğim” gibi), bu ayet doğrudan yeminler konusuna girerek hem bir rahmet kapısı hem de bir sorumluluk çerçevesi çizer. Ayet, yeminleri ve hükümlerini detaylı bir şekilde ele alır:

1) Sorumluluk Dışı Yeminler: Allah’ın, ağız alışkanlığıyla, kasıtsız olarak söylenen “lağv” yeminlerinden dolayı kullarını sorumlu tutmayacağını belirterek rahmetini gösterir.

2) Sorumluluk Gerektiren Yeminler: Ancak kalpten gelen bir niyetle, bilinçli ve kasıtlı olarak edilen bağlayıcı yeminlerden sorumlu tutulacağımızı bildirir.

3) Yemini Bozmanın Kefareti: Bu kasıtlı yemini bozan bir kimsenin ödemesi gereken kefareti, sosyal adaleti de gözeten bir hiyerarşi içinde sıralar: On fakiri doyurmak, giydirmek veya bir köle azat etmek.

4) Gücü Yetmeyenler İçin Alternatif: Bu maddi imkânlara sahip olmayanlar için üç gün oruç tutma alternatifini sunarak İslam hukukunun esnekliğini ve kolaylığını gösterir. Ayet, “Yeminlerinizi koruyun” emriyle ve bu açık hükümlerin Allah’a şükretmemiz için bir vesile olduğunu hatırlatarak sona erer.

 

Ayet-i Kerime

 

Arapça Okunuşu: لَا يُؤَاخِذُكُمُ اللّٰهُ بِاللَّغْوِ ف۪ٓي اَيْمَانِكُمْ وَلٰكِنْ يُؤَاخِذُكُمْ بِمَا عَقَّدْتُمُ الْاَيْمَانَۚ فَكَفَّارَتُهُٓ اِطْعَامُ عَشَرَةِ مَسَاك۪ينَ مِنْ اَوْسَطِ مَا تُطْعِمُونَ اَهْل۪يكُمْ اَوْ كِسْوَتُهُمْ اَوْ تَحْر۪يرُ رَقَبَةٍؕ فَمَنْ لَمْ يَجِدْ فَصِيَامُ ثَلٰثَةِ اَيَّامٍؕ ذٰلِكَ كَفَّارَةُ اَيْمَانِكُمْ اِذَا حَلَفْتُمْؕ وَاحْفَظُٓوا اَيْمَانَكُمْؕ كَذٰلِكَ يُبَيِّنُ اللّٰهُ لَكُمْ اٰيَاتِه۪ لَعَلَّكُمْ تَشْكُرُونَ

Elmalılı Hamdi Yazır Meali: Allah sizi yeminlerinizdeki lağvden (kasıtsız, tesadüfi sözden) dolayı sorumlu tutmaz, velâkin bilerek yaptığınız yeminlerden sorumlu tutar, onun da keffareti: Ailenize yedirdiğinizin ortalamasından on fakiri doyurmak veya giydirmek veya bir köle azat etmektir. Kim de bunlara güç yetiremezse üç gün oruç tutmaktır. İşte yemin ettiğiniz vakit yeminlerinizin keffareti budur. Yeminlerinizi koruyun. Allah size âyetlerini böyle açıklıyor ki şükredesiniz.

Türkçe Okunuşu: Lâ yuâhizukumullâhu bil lagvi fî eymânikum ve lâkin yuâhizukum bi mâ akkad tumul eymân(eymâne), fe keffâretuhu it’âmu aşereti mesâkîne min evsatı mâ tut’ımûne ehlîkum ev kisvetuhum ev tahrîru rakabeh(rakabetin), fe men lem yecid fe sıyâmu selâseti eyyâm(eyyâmin), zâlike keffâretu eymânikum izâ haleftum, vahfezû eymânekum, kezâlike yubeyyinullâhu lekum âyâtihî leallekum teşkurûn(teşkurûne).

 

Dua

 

Ayetin ruhu, dilini boş ve kasıtsız yeminlerden korumayı, verilen sözlere sadık kalmayı, hataen bozulan yeminler için Allah’ın rahmetine ve affına sığınmayı ve kefaret gibi ibadetlerle günahlardan arınmayı dilemeyi içerir.

  • Dili Koruma ve Söze Sadakat Duası: “Allah’ım! Dilimizi, Senin adını boş yere ve kasıtsızca anmaktan muhafaza eyle. Bizi, yemin ettiğimiz zaman sözünde duran, ahitlerine sadık kalan kullarından kıl. Eğer bir yeminimizi bozarsak, onun kefaretini en güzel şekilde yerine getirerek Senden af dilemeyi bizlere nasip eyle.”
  • Şükür ve Minnettarlık Duası: “Ya Rabbi! Hatalarımız ve yeminlerimiz konusunda bize çıkış yolları gösterdiğin, hükümlerini böyle açık açık beyan ettiğin için Sana sonsuz şükürler olsun. Bizi, bu hükümleri anlayıp hayatına geçiren ve bu nimetler için daima şükreden (teşkurûn) kullarından eyle.”

 

Hadisler ve Sahabe Uygulamaları

 

Peygamberimiz (s.a.v), bu ayetteki hükümleri kendi hayatında uygulamış ve ashabına da öğretmiştir.

  • Daha Hayırlı Olanı Yapmak İçin Yemini Bozmak: Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuştur: “Her kim bir şeye yemin eder, sonra da ondan başkasını daha hayırlı görürse, yemininden dolayı kefaret versin ve o hayırlı olan işi yapsın.” (Müslim, Eymân, 15-16). Bu hadis, önceki ayetlerin ruhuna uygun olarak, bir helali kendine haram kılmak gibi yanlış bir şeye yemin eden kişinin, bu yeminini bozup kefaret vererek doğru olanı yapması gerektiğini öğretir.
  • Lağv Yemininin Tanımı: Hz. Aişe (r.a.), “lağv yemini”nin, kişinin konuşma esnasında kasıtsızca söylediği “Hayır, vallahi”, “Evet, billahi” gibi sözler olduğunu belirtmiştir. (Buhârî, Eymân, 15).

 

İcma

 

İslam hukukçuları (fukahâ), bu ayeti temel alarak yeminlerin hükümleri konusunda detaylı içtihatlar geliştirmişlerdir. Kasıtsız lağv yeminlerinden sorumluluk olmadığı, kasıtlı olarak edilen ve “mun’akid yemin” olarak adlandırılan yeminlerin bozulması halinde ise ayette belirtilen kefaretin farz olduğu konusunda icma etmişlerdir. Kefaretin sırasının da ayetteki gibi olduğu (önce malî imkânlar, onlar yoksa oruç) genel kabul görmüştür.

 

Sünnet-i Seniyye

 

Peygamber Efendimiz (s.a.v), yemin etme konusunda son derece hassas ve ölçülüydü.

  • Yemin Etmekten Kaçınması: O, çok nadiren yemin eder, sözünün gücünü yemine dayandırmazdı. Ümmetini de sık sık yemin etmekten, özellikle Allah’tan başkası adına (putlar, babalar vb.) yemin etmekten sakındırmıştır.
  • Yeminine Sadakati: Bir şeye yemin ettiğinde, ona mutlaka sadık kalırdı. Ancak yemininin aksinin daha hayırlı olduğu bir durum ortaya çıkarsa, ümmetine öğrettiği gibi, hayırlı olanı yapar ve yemin kefaretini öderdi.

 

Ayetten Çıkarılacak Dersler ve Hikmetler

 

  • Allah’ın Rahmeti: Allah’ın, insanların dil sürçmelerini, ağız alışkanlıklarını ve kasıtsız sözlerini bağışlaması, O’nun rahmetinin ve merhametinin ne kadar geniş olduğunu gösterir.
  • Niyetin Önemi: İslam’da amellerin temel ölçüsü niyettir. Ayet, yeminlerde de kalbin kastının ve niyetinin esas olduğunu, sorumluluğun buna göre belirlendiğini gösterir.
  • Sosyal Adalet Boyutu: Yemin kefaretinin, öncelikli olarak fakirleri doyurmak, giydirmek veya bir esiri özgürleştirmek gibi toplumsal faydası olan eylemlere bağlanması, İslam’ın sosyal adalet ve yardımlaşmaya verdiği önemi gösterir.
  • İslam’ın Esnekliği: Kefaretin, kişinin maddi durumuna göre farklı seçenekler (mali veya bedeni ibadet) sunması, İslam hukukunun uygulanabilirliğini ve her durumdaki insana bir çıkış yolu gösteren esnek yapısını ortaya koyar.
  • Sözün ve Yeminin Korunması: “Yeminlerinizi koruyun” emri, hem lüzumsuz yere yemin etmekten kaçınmayı hem de edilen yemine sadık kalmayı veya bozulduğunda sorumluluğunu (kefaretini) üstlenmeyi içerir.

 

Önceki ve Sonki Ayetlerle Bağlantısı

 

  • Önceki Ayetler (Mâide 87-88): 87. ayet, “helalleri haram kılmayın” demişti. Bu tür bir eylem genellikle yeminle yapıldığından, 89. ayet bu tür yanlış yeminlerden nasıl dönüleceğinin ve bunun kefaretinin ne olduğunun fıkhi yolunu göstererek önceki ayetlerin pratik bir çözümünü sunar.
  • Sonraki Ayet (Mâide 90): Yeminler gibi önemli bir fıkhi konuyu açıkladıktan sonra, 90. ayet mü’minlere yönelik emir ve yasaklara devam ederek, toplumun temelini sarsan en büyük haramlardan bazılarını (içki, kumar, putlar, fal okları) kesin bir dille yasaklar. Böylece sure, mü’min toplumun ahlaki ve hukuki çerçevesini çizmeye devam eder.

 

Özet

 

Mâide Suresi’nin 89. ayeti, yeminler hakkında temel hukuki düzenlemeleri içerir. Kasıtsız olarak, ağız alışkanlığıyla yapılan yeminlerden Allah’ın insanları sorumlu tutmayacağını, ancak bilinçli ve kasıtlı olarak edilen yeminlerden sorumlu olacaklarını belirtir. Kasıtlı bir yemini bozmanın kefaretini ise sırasıyla; on fakiri doyurmak veya giydirmek ya da bir köle azat etmek olarak belirler. Bunlara gücü yetmeyenlerin ise üç gün oruç tutması gerektiğini bildirir. Ayet, “yeminlerinizi koruyun” emriyle ve bu açık hükümlerin bir şükür vesilesi olduğu hatırlatmasıyla sona erer.

 

Sıkça Sorulan Sorular

 

  1. Günlük konuşmada kullanılan “vallahi” sözü yeminden sayılır mı? Eğer bir şeyi tekit etmek için kasıtsız bir ağız alışkanlığıyla söyleniyorsa, ayetin “lağv yemini” olarak tanımladığı kısma girer ve kefaret gerektirmez. Ancak bir şeyi yapmaya veya yapmamaya dair bir niyetle söyleniyorsa, kasıtlı yemin sayılır.
  2. Yemin kefaretindeki seçeneklerden birini seçmekte serbest miyim? Hayır. Ayetteki “fe men lem yecid” (kim bulamazsa) ifadesi, bir sıralama olduğunu gösterir. Kişinin gücü ilk üç mali kefaretten (doyurma, giydirme, köle azadı) birini yapmaya yetiyorsa, oruç tutamaz. Oruç, sadece maddi imkânı olmayanlar için bir alternatiftir.
  3. On fakiri doyurmanın ölçüsü nedir? Ayet bunu, “ailenize yedirdiğinizin ortalamasından” diye açıklar. Yani ne en lüks ne de en basit yemek değil, kişinin kendi ailesinin normal bir öğünde yediği standartta bir yemek olmalıdır. Günümüzde bu, genellikle bir günlük (sabah-akşam) yemek parası (fitre miktarı gibi) olarak hesaplanır.
  4. “Yeminlerinizi koruyun” emri ne anlama gelir? İki temel anlamı vardır: 1) Çok sık ve gereksiz yere yemin ederek Allah’ın adının saygınlığını azaltmayın. 2) Eğer bir yemin etmişseniz, ona sadık kalın. Eğer yemini bozmak daha hayırlı ise, bozun ama kefaretini ödeyerek yeminin sorumluluğunu ve saygınlığını koruyun.
  5. Günah işlemek için yemin edersem ne yapmalıyım? Peygamberimizin hadisine göre, günah işlemek veya bir farzı terk etmek için edilen yemine uymak haramdır. Kişi derhal o yemini bozmalı, günah olan işi yapmamalı ve yemin kefareti ödemelidir.
  6. Kefareti yemini bozmadan önce mi, sonra mı ödemeliyim? İslam hukukçularının çoğunluğuna göre, kefaret yemini bozduktan sonra ödenir. Ancak yemini bozmadan önce ödeyenlerin de kefaretinin geçerli olacağını söyleyen alimler vardır.
  7. Yemin kefareti orucu peş peşe mi tutulmalıdır? Hanefi mezhebine göre peş peşe tutulması gerekir. Diğer bazı mezheplere göre ise aralıklı olarak da tutulabilir.
  8. Neden kefaret olarak toplumsal faydası olan eylemler seçilmiştir? Bu, İslam’ın ibadet anlayışının sadece bireysel bir arınma değil, aynı zamanda toplumsal bir fayda ve dayanışma aracı olduğunu gösterir. Kişinin hatası, fakirlerin doyurulması gibi bir hayra vesile olur.
  9. Köle azat etme seçeneği günümüzde geçerli midir? Günümüzde kölelik kurumu bulunmadığı için, bu seçenek fiilen uygulanamamaktadır. Dolayısıyla kefaret, diğer iki mali seçenek (doyurma, giydirme) veya imkân yoksa oruç ile yerine getirilir.
  10. Ayetin sonu neden “şükür” ile bitiyor? Çünkü Allah’ın, insanların hataları ve çıkmazları için böylesine açık, rahmet dolu ve uygulanabilir çözümler (kefaret gibi) sunması, büyük bir nimettir. Bu nimete karşı kula düşen görev şükretmektir.
  11. Yalan yere yemin etmenin (yemîn-i gamûs) hükmü bu ayette var mı? Hayır. Yalan yere, bile bile yemin etmek çok büyük bir günahtır ve buna “yemîn-i gamûs” denir. Alimlerin çoğunluğuna göre, bu günah o kadar büyüktür ki, kefaretle temizlenemez; onun için ancak samimi bir tövbe ve istiğfar gerekir. Bu ayet, geleceğe yönelik edilen yeminlerin bozulması hakkındadır.
  12. Bu ayet bir önceki ayetlerle nasıl bir köprü kurar? Önceki ayetler, “helalleri haram kılmayın” demişti. Bu eylem genellikle “Vallahi şunu yapmayacağım” gibi bir yeminle yapılır. Bu ayet, o yeminlerden nasıl dönüleceğini öğreterek, insanların kendi kendilerini hapsettikleri o durumdan çıkmaları için fıkhi bir anahtar sunar.
  13. Bu ayet Allah’ın hangi sıfatlarını öne çıkarır? Er-Rahmân, er-Rahîm (kasıtsız olanı affetmesi), el-Hakîm (hikmetli kanunlar koyması), el-Latîf (kullarına karşı lütufkâr olması ve çıkış yolları göstermesi) gibi sıfatlarını öne çıkarır.

ALPER

"İslam Bilimleri ve Tefsir araştırmacısı olan Alper, Kur'anî kavramlar ve Hadis ilmi üzerine derinlemesine çalışmalar yürütmektedir. Akademik perspektifi manevi derinlikle harmanlayarak okuyucularına rehberlik etmeyi amaçlar."

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu