Âl-i İmrân Suresi AyetleriKur'an-ı Kerim

Kendilerine Kitaptan Pay Verilenlerin Allah’ın Kitabından Yüz Çevirmesi

Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ nebiyyinâ Muhammedini'n-nebiyyi'il-ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim

Kur’an-ı Kerim Âl-i İmrân Suresi 23. Ayeti

Arapça Okunuşu:

اَلَمْ تَرَ اِلَى الَّذ۪ينَ اُو۫تُوا نَص۪يبًا مِنَ الْكِتَابِ يُدْعَوْنَ اِلٰى كِتَابِ اللّٰهِ لِيَحْكُمَ بَيْنَهُمْ ثُمَّ يَتَوَلّٰى فَر۪يقٌ مِنْهُمْ وَهُمْ مُعْرِضُونَ

Türkçe Okunuşu: Elem tera ile-lleżîne ûtû nasîben mine-lkitâbi yud’avne ilâ kitâbi(A)llâhi liyahkume beynehum śümme yetevellâ ferîkun minhum vehum mu’ridûn(e).

Elmalılı Hamdi Yazır Meali: Kendilerine kitaptan bir pay verilenleri görmedin mi? Aralarında hüküm vermesi için Allah’ın kitabına çağırılıyorlar da, sonra onlardan bir grup yüz çevirerek dönüp gidiyorlar.

Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) Âl-i İmrân Suresi’nin 23. Ayeti Işığında Duası

Bu ayet-i kerime, kendilerine ilim ve kitap verildiği halde, işlerine gelmediği zaman Allah’ın hükmünden yüz çevirenlerin çelişkili ve ibretlik durumunu gözler önüne serer. Bu, bilginin tek başına hidayet için yeterli olmadığını, asıl olanın o bilgiye teslim olmak olduğunu gösterir. Bu ayet ışığında mü’minin duası, bu tür bir nifaktan ve kibirden Allah’a sığınmak ve O’nun kitabına tam bir teslimiyet göstermeyi talep etmektir.

  1. Allah’ın Kitabına Tam Teslimiyet Duası: Ayet, Allah’ın kitabının hakemliğinden yüz çevirenleri kınar. Mü’min, bu duruma düşmemek için Rabbine sığınır: “Ya Rabbi! Bizi, Senin Kitabını sadece dilleriyle okuyan, ama hükümleriyle amel etmekten ve onun hakemliğine başvurmaktan yüz çevirenlerden eyleme. Kur’an’ı, hayatımızın her alanında, anlaşmazlıklarımızda ve kararlarımızda yegâne hakem kılma şuurunu bizlere nasip eyle. Hevâmıza (nefsanî arzularımıza) uymayan hükümlerin geldiğinde bile ‘işittik ve itaat ettik’ diyerek tam bir teslimiyet gösteren kullarından olmayı bizlere lütfet.”

  2. İlimle Kibirlenmekten Sığınma Duası: Ayetteki en büyük tehlike, “kendilerine kitaptan bir pay verilmiş” olmalarına rağmen yüz çevirmeleridir. Bu, ilmin insanı kibre sürükleyebileceğini gösterir. “Allah’ım! Bana öğrettiğin ilmi, Senin rızan için kullanmayı nasip et. İlmimi, Sana karşı kibirlenmek ve hükümlerinden yüz çevirmek için bir bahane değil, Sana daha çok yaklaşmak ve teslim olmak için bir vesile kıl. Bilginin aldanışından ve âlimlerin sapmasından Sana sığınırım.”

Bu ayet, mü’mine, imanın en büyük ispatının, hayatın zorlu anlarında ve kişisel çıkarların söz konusu olduğu durumlarda, kendi arzusunu değil, Allah’ın Kitabı’nın hükmünü tercih etme iradesi olduğunu öğretir.

Âl-i İmrân Suresi’nin 23. Ayeti Işığında Hadisler

Bu ayette tasvir edilen “Allah’ın Kitabı’nın hakemliğine çağrılıp yüz çevirme” davranışı, bizzat Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) döneminde yaşanmış somut olaylarla tefsir edilmiştir.

  1. Zina Eden Yahudiler Hadisesi (Nüzul Sebebi): Bu ayetin nüzul sebebi olarak gösterilen en meşhur olay şudur: Abdullah b. Ömer (r.a.) anlatıyor: Medine Yahudilerinden bir grup, aralarından zina etmiş bir erkek ve bir kadını Resûlullah’a (s.a.v) getirdiler. Peygamber Efendimiz (s.a.v) onlara, “Tevrat’ta zina edenler için ne buluyorsunuz?” diye sordu. Onlar, “Yüzlerini siyaha boyayıp, bir merkebe ters bindirip dolaştırır ve rezil ederiz” dediler. Abdullah b. Selâm (daha önce Yahudi alimi iken Müslüman olmuştu), “Yalan söylüyorsunuz! Tevrat’ta recm (taşlayarak öldürme) ayeti vardır” dedi. Bunun üzerine Tevrat’ı getirdiler. Yahudi alimlerinden biri, recm ayetinin üzerine elini koyarak okumaya başladı ve o kısmı atladı. Abdullah b. Selâm, “Elini kaldır!” dedi. Adam elini kaldırınca, altından recm ayeti ortaya çıktı. Bunun üzerine Peygamberimiz (s.a.v), Tevrat’ın hükmünün uygulanmasını emretti ve zina edenler recmedildi. (Buhârî, Hudûd, 24; Müslim, Hudûd, 26) Bu hadise, bu ayetin canlı bir tefsiridir. Yahudiler, aralarında hükmedilmesi için Allah’ın Kitabı’na (Tevrat’a) çağrılmış, ancak işlerine gelmeyen ağır bir hükümle karşılaşınca, bir grup (alimleri) ayeti gizleyerek ondan yüz çevirmiştir.

  2. Müslümanları Uyaran Hadisler: Peygamber Efendimiz (s.a.v), bu tür bir davranışın sadece Ehl-i Kitap’a mahsus olmadığı, Müslümanların da aynı hataya düşebileceği konusunda uyarmıştır: “Kur’an’ı okuyup da, onun helal kıldığını helal, haram kıldığını haram tanımayan kimse, onu arkasına atmış (önemsememiş) demektir.” (Tirmizî’nin bir rivayetinden mana olarak). Bu, Kur’an’ın hükümlerinden işine geleni alıp gelmeyeni terk etmenin, ayette kınanan “yüz çevirme” davranışı olduğunu gösterir.

Bu hadisler, ayetin, ilahi bir kitaba sahip olmanın getirdiği sorumluluğu ve bu sorumluluğu yerine getirmeyip kendi heveslerine uyanların nasıl bir çelişkiye düştüklerini somut örneklerle ortaya koyduğunu gösterir.

Âl-i İmrân Suresi’nin 23. Ayeti Işığında Sünnet-i Seniyye

Peygamber Efendimiz’in (s.a.v) Sünneti, bu ayette kınanan tavrın tam zıttı olan bir teslimiyet ahlakı üzerine kuruludur.

  1. Tek Hakem Olarak Allah’ın Kitabı’nı Kabul Etme: Peygamberimiz (s.a.v), hayatının her alanında, kişisel veya toplumsal tüm anlaşmazlıklarda nihai hakem olarak Allah’ın Kitabı’nı kabul etmiştir. O, kendi şahsi görüşünü veya kabile geleneklerini değil, daima vahyin hükmünü esas almıştır. Veda Hutbesi’nde “Size iki şey bırakıyorum, onlara sımsıkı sarıldığınız sürece yolunuzu şaşırmazsınız: Allah’ın Kitabı ve Peygamberinin Sünneti” buyurması, bu ilkenin ümmet için de geçerli olduğunu gösterir.

  2. Ehl-i Kitab’ı Kendi Kitaplarıyla Davet Etme: Peygamberimiz (s.a.v), Yahudi ve Hristiyanlarla olan diyaloglarında, sık sık onların kendi kitaplarına atıfta bulunurdu. Bu, hem onların bildiği bir zemin üzerinden tebliğ yapma hikmetiydi hem de onların kendi kitaplarına olan samimiyetlerini test etme metodu idi. Ayette belirtildiği gibi, samimi olanlar için bu bir hidayet vesilesi olurken, art niyetli olanlar için yüz çevirme sebebi oluyordu.

  3. Hükme Tam Teslimiyet: Sünnet’in en temel özelliği, Allah’ın hükmü karşısında “neden” ve “niçin” demeden tam bir teslimiyet göstermektir. Hudeybiye Antlaşması gibi, görünüşte Müslümanların aleyhine gibi duran durumlarda bile, sahabeden bazıları itiraz edecek gibi olduğunda, Peygamberimiz’in (s.a.v) vahyin emrine tam teslimiyeti, sonunda büyük bir fethin kapısını aralamıştır. Bu, Sünnet’in, ilahi hükmün hikmetini o an anlamasak bile ona boyun eğmenin gerekliliğini öğreten yönüdür.

Sünnet, bu ayetin, gerçek dindarlığın, kitap bilgisine sahip olmakla değil, o bilginin gerektirdiği hükme boyun eğme ahlakına sahip olmakla ölçüldüğünü gösterdiğini öğretir.

Ayetten Çıkarılacak Dersler ve Hikmetler

Bu ayet-i kerime, din ve dindarlık psikolojisi üzerine çok önemli dersler içerir:

  1. Bilgi ve Teslimiyet Farkı: Ayet, “kendilerine kitaptan bir pay verilenler” diyerek, bu insanların cahil olmadıklarını, aksine bilgili olduklarını vurgular. Buradaki temel sorun, bilgi eksikliği değil, teslimiyet eksikliğidir. Bu, ilmin hidayet için tek başına yeterli olmadığının, imanın ve teslimiyetin de şart olduğunun delilidir.
  2. Dinde Seçmeciliğin Reddi: “Onlardan bir grup yüz çevirerek…” ifadesi, dinin hükümlerini bir bütün olarak kabul etmeyip, işine gelenleri alıp gelmeyenleri terk etme hastalığına işaret eder. Hakiki iman, Kitab’ın tamamına, hoşumuza giden hükümlerine de gitmeyenlerine de teslim olmayı gerektirir.
  3. Yüz Çevirmenin Sebebi: Kibir ve Hevâ: Neden Allah’ın Kitabı’nın hakemliğine çağrıldıklarında yüz çevirirler? Çünkü Kitab’ın hükmü, onların kişisel çıkarlarına, arzularına (hevâ), alışkanlıklarına veya kabilelerinin menfaatlerine ters düşmektedir. Bu yüz çevirmenin arkasındaki asıl sebep, Allah’ın hükmü karşısındaki kibirleridir.
  4. İlahi Kitabın Fonksiyonu: “Aralarında hüküm vermesi için Allah’ın kitabına çağırılıyorlar” ifadesi, ilahi kitapların sadece birer ibadet metni veya ahlaki öğütler kitabı değil, aynı zamanda hayatın her alanındaki anlaşmazlıkları çözecek bir hukuk ve adalet kaynağı olduğunu gösterir.
  5. Müslümanlara Bir Uyarı: Bu ayet, Ehl-i Kitap örneği üzerinden aslında tüm zamanların dindarlarına bir uyarıda bulunur. Müslümanlar da, kendi aralarındaki anlaşmazlıklarda Kur’an’ın hakemliğine başvurduklarında, çıkan hüküm kendi aleyhlerine bile olsa, ona tam bir teslimiyet göstermekle imtihan edilirler. Bu imtihanı kaybedenler, ayette kınanan zümreye benzeme tehlikesiyle karşı karşıya kalırlar.

Önceki ve Sonraki Ayetlerle Bağlantısı:

  • Önceki Ayetler (21-22): Önceki ayetler, peygamberleri ve adalet savunucularını öldürenlerin korkunç suçunu ve amellerinin boşa giderek yardımsız kalacakları şeklindeki acı sonlarını anlatmıştı. Bu ayet (23), bu kadar büyük bir suça giden yolun nasıl başladığını gösterir. Her şey, küçük bir meselede bile olsa, “Allah’ın Kitabı’nın hükmünden yüz çevirme” ile başlar. Bu küçük yüz çevirmeler, zamanla kalbi katılaştırır ve kişiyi en büyük cürümleri bile işleyebilecek bir hale getirir.
  • Sonraki Ayet (Âl-i İmrân 24): Yirmi üçüncü ayet, onların “yüz çevirme” eylemini bir “tespit” olarak ortaya koyduktan sonra, yirmi dördüncü ayet bu eylemin arkasındaki “sebep” olan bozuk inancı açıklar: “Bunun sebebi, onların: ‘Ateş bize sayılı birkaç günden başka asla dokunmayacaktır’ demeleridir. Uydurmakta oldukları bu şeyler, dinleri konusunda kendilerini aldatmıştır.” Yani, Allah’ın hükmünden bu kadar cüretkârca yüz çevirebilmelerinin sebebi, kendilerini “ayrıcalıklı bir ırk” olarak görmeleri ve ne yaparlarsa yapsınlar, en fazla birkaç gün cehennemde kalıp çıkacaklarına dair uydurdukları sahte bir güvencedir. 23. ayet eylemi, 24. ayet ise o eylemi besleyen kibirli ve aldatıcı inancı deşifre eder.

Özet: Âl-i İmrân Suresi 23. ayeti, kendilerine Tevrat’tan bir pay verilmiş olan (Yahudiler gibi) kimselerin ibretlik durumuna dikkat çeker. Onlar, aralarındaki anlaşmazlıkların çözümü için Allah’ın Kitabı’na (Tevrat’a) davet edildiklerinde, içlerinden bir grubun bu hükümden hoşlanmayarak ve inatla yüz çevirdiğini belirtir.

İniş Tarihi ve Nüzul Ortamı: Medine’de, özellikle Medine’deki Yahudi kabileleriyle yaşanan olaylar bağlamında nazil olmuştur. Rivayetler, bu ayetin en somut örneğinin, zina eden iki Yahudi hakkında Tevrat’taki recm cezasını uygulamak istemeyen ve bu hükmü Peygamberimiz’den (s.a.v) gizlemeye çalışan Yahudi liderlerinin tavrı olduğunu göstermektedir. Ayet, onların kendi kitaplarına karşı bile samimiyetsiz davrandıklarını ortaya koymaktadır.

İcma: Allah’ın Kitabı’nın (Kur’an veya önceki kitapların tahrif edilmemiş hükümleri), mü’minler arasında bir hakem olduğu ve onun hükmüne çağrıldığında kasten ve kibirle yüz çevirmenin büyük bir günah ve sapkınlık olduğu hususunda İslam ümmetinin icmaı (görüş birliği) vardır.

Sonuç: Bu ayet-i kerime, dindarlığın en önemli testinin, ilahi hüküm ile kişisel çıkar veya arzu çatıştığı zaman ortaya çıktığını gösterir. Gerçek teslimiyet, sadece lehimize olan hükümleri değil, aleyhimize olanları da “işittik ve itaat ettik” diyerek kabul etmektir. Ayet, bilginin, sahibini teslimiyete götürmüyorsa, bir hidayet vesilesi değil, bir sorumluluk ve vebal haline gelebileceği konusunda derin bir uyarıda bulunur.

ALPER

"İslam Bilimleri ve Tefsir araştırmacısı olan Alper, Kur'anî kavramlar ve Hadis ilmi üzerine derinlemesine çalışmalar yürütmektedir. Akademik perspektifi manevi derinlikle harmanlayarak okuyucularına rehberlik etmeyi amaçlar."

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu