Kuran-ı Kerim Tüm Sureler

Abese Suresi

Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ nebiyyinâ Muhammedini'n-nebiyyi'il-ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim

80-Abese  Suresi 1. Ayet

  • Abese ve tevellâ.
  • بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ عَبَسَ وَتَوَلَّىٰٓ
  • (1-2) Kendisine o âmâ geldi diye Peygamber yüzünü ekşitti ve öteye döndü.

80-Abese  Suresi 2. Ayet

  • En câehul a’mâ.
  • أَن جَآءَهُ ٱلْأَعْمَىٰ
  • (1-2) Kendisine o âmâ geldi diye Peygamber yüzünü ekşitti ve öteye döndü.

80-Abese  Suresi 3. Ayet

  • Ve mâ yudrîke leallehu yezzekkâ.
  • وَمَا يُدْرِيكَ لَعَلَّهُۥ يَزَّكَّىٰٓ
  • (Ey Muhammed!) Ne bilirsin, belki de o arınacak,

80-Abese  Suresi 4. Ayet

  • Ev yezzekkeru fe tenfeahuz zikrâ.
  • أَوْ يَذَّكَّرُ فَتَنفَعَهُ ٱلذِّكْرَىٰٓ
  • Yahut öğüt alacak da bu öğüt kendisine fayda verecek.

80-Abese  Suresi 5. Ayet

  • Emmâ menistagnâ.
  • أَمَّا مَنِ ٱسْتَغْنَىٰ
  • Kendini muhtaç hissetmeyene gelince;

80-Abese  Suresi 6. Ayet

  • Fe ente lehu tesaddâ.
  • فَأَنتَ لَهُۥ تَصَدَّىٰ
  • Sen, ona yöneliyorsun.

80-Abese  Suresi 7. Ayet

  • Ve mâ aleyke ellâ yezzekkâ.
  • وَمَا عَلَيْكَ أَلَّا يَزَّكَّىٰ
  • (İstemiyorsa) onun arınmamasından sana ne!

80-Abese  Suresi 8. Ayet

  • Ve emmâ men câeke yes’â.
  • وَأَمَّا مَن جَآءَكَ يَسْعَىٰ
  • (8-10) Allah’a karşı derin bir saygıyla korku içinde koşarak sana geleni ise bırakıp, ona aldırmıyorsun.

80-Abese  Suresi 9. Ayet

  • Ve huve yahşâ.
  • وَهُوَ يَخْشَىٰ
  • (8-10) Allah’a karşı derin bir saygıyla korku içinde koşarak sana geleni ise bırakıp, ona aldırmıyorsun.

80-Abese  Suresi 10. Ayet

  • Fe ente anhu telehhâ.
  • فَأَنتَ عَنْهُ تَلَهَّىٰ
  • (8-10) Allah’a karşı derin bir saygıyla korku içinde koşarak sana geleni ise bırakıp, ona aldırmıyorsun.

80-Abese  Suresi 11. Ayet

  • Kellâ innehâ tezkirah(tezkiratun).
  • كَلَّآ إِنَّهَا تَذْكِرَةٌ
  • Hayır, böyle yapma! Çünkü bu (Kur’an) bir öğüttür.

80-Abese  Suresi 12. Ayet

  • Fe men şâe zekerah(zekerahu).
  • فَمَن شَآءَ ذَكَرَهُۥ
  • Dileyen ondan öğüt alır.

80-Abese  Suresi 13. Ayet

  • Fî suhufin mukerrameh(mukerrametin).
  • فِى صُحُفٍ مُّكَرَّمَةٍ
  • (13-16) O, şerefli ve sâdık yazıcı meleklerin elindeki yüksek, tertemiz ve çok değerli sahifelerdedir.

80-Abese  Suresi 14. Ayet

  • Merfûatin mutahherah(mutahheratin).
  • مَّرْفُوعَةٍ مُّطَهَّرَةٍۭ
  • (13-16) O, şerefli ve sâdık yazıcı meleklerin elindeki yüksek, tertemiz ve çok değerli sahifelerdedir.

80-Abese  Suresi 15. Ayet

  • Bi eydî seferah(seferatin).
  • بِأَيْدِى سَفَرَةٍ
  • (13-16) O, şerefli ve sâdık yazıcı meleklerin elindeki yüksek, tertemiz ve çok değerli sahifelerdedir.

80-Abese  Suresi 16. Ayet

  • Kirâmin berarah(beraratin).
  • كِرَامٍۭ بَرَرَةٍ
  • (13-16) O, şerefli ve sâdık yazıcı meleklerin elindeki yüksek, tertemiz ve çok değerli sahifelerdedir.

80-Abese  Suresi 17. Ayet

  • Kutilel insânu mâ ekferah(ekferahu).
  • قُتِلَ ٱلْإِنسَٰنُ مَآ أَكْفَرَهُۥ
  • Kahrolası (inkârcı) insan! Ne nankördür o!

80-Abese  Suresi 18. Ayet

  • Min eyyi şey’in halakah(halakahu).
  • مِنْ أَىِّ شَىْءٍ خَلَقَهُۥ
  • Allah, onu hangi şeyden yarattı?

80-Abese  Suresi 19. Ayet

  • Min nutfeh(nutfetin), halakahu fe kadderah(kadderahu).
  • مِن نُّطْفَةٍ خَلَقَهُۥ فَقَدَّرَهُۥ
  • Az bir sudan (meniden). Onu yarattı ve ona ölçülü bir şekil verdi.

80-Abese  Suresi 20. Ayet

  • Summes sebîle yesserah(yesserahu).
  • ثُمَّ ٱلسَّبِيلَ يَسَّرَهُۥ
  • Sonra ona yolu kolaylaştırdı.

80-Abese  Suresi 21. Ayet

  • Summe emâtehu fe akberah(akberahu).
  • ثُمَّ أَمَاتَهُۥ فَأَقْبَرَهُۥ
  • Sonra onu öldürdü ve kabre koydu.

80-Abese  Suresi 22. Ayet

  • Summe izâ şâe enşerah(enşerahu).
  • ثُمَّ إِذَا شَآءَ أَنشَرَهُۥ
  • Sonra, dilediği vakit onu diriltir.

80-Abese  Suresi 23. Ayet

  • Kellâ lemmâ yakdı mâ emerah(emerahu).
  • كَلَّا لَمَّا يَقْضِ مَآ أَمَرَهُۥ
  • Hayır, hayır o, Allah’ın kendisine emrettiğini yerine getirmedi. (İman etmedi.)

80-Abese  Suresi 24. Ayet

  • Felyanzuril insânu ilâ taâmih(taâmihî).
  • فَلْيَنظُرِ ٱلْإِنسَٰنُ إِلَىٰ طَعَامِهِۦٓ
  • Her şeyden önce insan, yediği yemeğine bir baksın!

80-Abese  Suresi 25. Ayet

  • Ennâ sabebnel mâe sabbâ(sabben).
  • أَنَّا صَبَبْنَا ٱلْمَآءَ صَبًّا
  • Gerçekten biz, yağmuru bol bol yağdırdık.

80-Abese  Suresi 26. Ayet

  • Summe şekaknel arda şakkâ(şakkan).
  • ثُمَّ شَقَقْنَا ٱلْأَرْضَ شَقًّا
  • Sonra toprağı, iyiden iyiye yardık!

80-Abese  Suresi 27. Ayet

  • Fe enbetnâ fîhâ habbâ(habben).
  • فَأَنۢبَتْنَا فِيهَا حَبًّا
  • (27-32) Böylece sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için orada taneler, üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalıklar, sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve otlaklar ortaya çıkardık.

80-Abese  Suresi 28. Ayet

  • Ve ineben ve kadbâ(kadben).
  • وَعِنَبًا وَقَضْبًا
  • (27-32) Böylece sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için orada taneler, üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalıklar, sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve otlaklar ortaya çıkardık.

80-Abese  Suresi 29. Ayet

  • Ve zeytûnen ve nahlâ(nahlen).
  • وَزَيْتُونًا وَنَخْلًا
  • (27-32) Böylece sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için orada taneler, üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalıklar, sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve otlaklar ortaya çıkardık.

80-Abese  Suresi 30. Ayet

  • Ve hadâika gulbâ(gulben).
  • وَحَدَآئِقَ غُلْبًا
  • (27-32) Böylece sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için orada taneler, üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalıklar, sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve otlaklar ortaya çıkardık.

80-Abese  Suresi 31. Ayet

  • Ve fâkiheten ve ebbâ(ebben).
  • وَفَٰكِهَةً وَأَبًّا
  • (27-32) Böylece sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için orada taneler, üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalıklar, sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve otlaklar ortaya çıkardık.

80-Abese  Suresi 32. Ayet

  • Metâan lekum ve li en’âmikum.
  • مَّتَٰعًا لَّكُمْ وَلِأَنْعَٰمِكُمْ
  • (27-32) Böylece sizin ve hayvanlarınızın yararlanması için orada taneler, üzümler, yoncalar, zeytinler, hurmalıklar, sık ağaçlı bahçeler, meyveler ve otlaklar ortaya çıkardık.

80-Abese  Suresi 33. Ayet

  • Fe izâ câetis sahhâh(sahhâtu).
  • فَإِذَا جَآءَتِ ٱلصَّآخَّةُ
  • (33-37) Kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacağı gün kulakları sağır edercesine şiddetli ses geldiği vakit, işte o gün onlardan herkesin kendini meşgul edecek bir işi vardır.

80-Abese  Suresi 34. Ayet

  • Yevme yefirrul mer’u min ehîh(ehîhi).
  • يَوْمَ يَفِرُّ ٱلْمَرْءُ مِنْ أَخِيهِ
  • (33-37) Kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacağı gün kulakları sağır edercesine şiddetli ses geldiği vakit, işte o gün onlardan herkesin kendini meşgul edecek bir işi vardır.

80-Abese  Suresi 35. Ayet

  • Ve ummihî ve ebîh(ebîhi).
  • وَأُمِّهِۦ وَأَبِيهِ
  • (33-37) Kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacağı gün kulakları sağır edercesine şiddetli ses geldiği vakit, işte o gün onlardan herkesin kendini meşgul edecek bir işi vardır.

80-Abese  Suresi 36. Ayet

  • Ve sâhıbetihî ve benîh(benîhi).
  • وَصَٰحِبَتِهِۦ وَبَنِيهِ
  • (33-37) Kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacağı gün kulakları sağır edercesine şiddetli ses geldiği vakit, işte o gün onlardan herkesin kendini meşgul edecek bir işi vardır.

80-Abese  Suresi 37. Ayet

  • Li kullimriin minhum yevmeizin şe’nun yugnîh(yugnîhi).
  • لِكُلِّ ٱمْرِئٍ مِّنْهُمْ يَوْمَئِذٍ شَأْنٌ يُغْنِيهِ
  • (33-37) Kişinin kardeşinden, annesinden, babasından, eşinden ve çocuklarından kaçacağı gün kulakları sağır edercesine şiddetli ses geldiği vakit, işte o gün onlardan herkesin kendini meşgul edecek bir işi vardır.

80-Abese  Suresi 38. Ayet

  • Vucûhun yevmeizin musfirah(musfiratun).
  • وُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ مُّسْفِرَةٌ
  • O gün birtakım yüzler vardır ki pırıl pırıl parlarlar,

80-Abese  Suresi 39. Ayet

  • Dâhıketun mustebşirah(mustebşiratun).
  • ضَاحِكَةٌ مُّسْتَبْشِرَةٌ
  • Gülerler, sevinirler.

80-Abese  Suresi 40. Ayet

  • Ve vucûhun yevmeizin aleyhâ gaberah(gaberatun).
  • وَوُجُوهٌ يَوْمَئِذٍ عَلَيْهَا غَبَرَةٌ
  • O gün nice yüzler de vardır ki, toz toprak içindedirler.

80-Abese  Suresi 41. Ayet

  • Terhekuhâ katerah(kateratun).
  • تَرْهَقُهَا قَتَرَةٌ
  • Onları bir siyahlık bürür.

80-Abese  Suresi 42. Ayet

  • Ulâike humul keferetul fecerah(feceratu).
  • أُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْكَفَرَةُ ٱلْفَجَرَةُ
  • İşte onlar, kâfirlerdir, günaha dalanlardır.

ALPER

"İslam Bilimleri ve Tefsir araştırmacısı olan Alper, Kur'anî kavramlar ve Hadis ilmi üzerine derinlemesine çalışmalar yürütmektedir. Akademik perspektifi manevi derinlikle harmanlayarak okuyucularına rehberlik etmeyi amaçlar."

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu