Kuran-ı Kerim Tüm Sureler

Duhan Suresi

Allahümme salli alâ seyyidinâ Muhammedin ve alâ âli seyyidinâ nebiyyinâ Muhammedini'n-nebiyyi'il-ümmiyyi ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim

44-Duhan Suresi 1. Ayet

  • Hâ mîm.
  • بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ حمٓ
  • Hâ Mîm.

44-Duhan Suresi 2. Ayet

  • Vel kitâbil mubîn(mubîni).
  • وَٱلْكِتَٰبِ ٱلْمُبِينِ
  • (2-3) Apaçık olan Kitab’a andolsun ki, biz onu mübarek bir gecede indirdik. Şüphesiz biz insanları uyarmaktayız.

44-Duhan Suresi 3. Ayet

  • İnnâ enzelnâhu fî leyletin mubâreketin innâ kunnâ munzirîn(munzirîne).
  • إِنَّآ أَنزَلْنَٰهُ فِى لَيْلَةٍ مُّبَٰرَكَةٍ ۚ إِنَّا كُنَّا مُنذِرِينَ
  • (2-3) Apaçık olan Kitab’a andolsun ki, biz onu mübarek bir gecede indirdik. Şüphesiz biz insanları uyarmaktayız.

44-Duhan Suresi 4. Ayet

  • Fihâ yufreku kullu emrin hakîm(hakîmin).
  • فِيهَا يُفْرَقُ كُلُّ أَمْرٍ حَكِيمٍ
  • (4-7) Katımızdan bir emirle her hikmetli iş o gecede ayırt edilir. Eğer kesin olarak inanıyorsanız, Rabbinden; göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbinden bir rahmet olarak biz peygamberler göndermekteyiz. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

44-Duhan Suresi 5. Ayet

  • Emren min indinâ innâ kunnâ mursilîn(mursilîne).
  • أَمْرًا مِّنْ عِندِنَآ ۚ إِنَّا كُنَّا مُرْسِلِينَ
  • (4-7) Katımızdan bir emirle her hikmetli iş o gecede ayırt edilir. Eğer kesin olarak inanıyorsanız, Rabbinden; göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbinden bir rahmet olarak biz peygamberler göndermekteyiz. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

44-Duhan Suresi 6. Ayet

  • Rahmeten min rabbik(rabbike), innehu huves semîul alîm(alîmu).
  • رَحْمَةً مِّن رَّبِّكَ ۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلسَّمِيعُ ٱلْعَلِيمُ
  • (4-7) Katımızdan bir emirle her hikmetli iş o gecede ayırt edilir. Eğer kesin olarak inanıyorsanız, Rabbinden; göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbinden bir rahmet olarak biz peygamberler göndermekteyiz. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

44-Duhan Suresi 7. Ayet

  • Rabbis semâvâti vel ardı ve mâ beynehumâ, in kuntum mûkinîn(mûkinîne).
  • رَبِّ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَآ ۖ إِن كُنتُم مُّوقِنِينَ
  • (4-7) Katımızdan bir emirle her hikmetli iş o gecede ayırt edilir. Eğer kesin olarak inanıyorsanız, Rabbinden; göklerin, yerin ve bu ikisi arasındakilerin Rabbinden bir rahmet olarak biz peygamberler göndermekteyiz. O, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

44-Duhan Suresi 8. Ayet

  • Lâ ilâhe illâ huve yuhyî ve yumît(yumîtu), rabbukumve rabbu âbâikumul evvelîn(evvelîne).
  • لَآ إِلَٰهَ إِلَّا هُوَ يُحْىِۦ وَيُمِيتُ ۖ رَبُّكُمْ وَرَبُّ ءَابَآئِكُمُ ٱلْأَوَّلِينَ
  • O’ndan başka hiçbir ilâh yoktur. Yaşatır, öldürür. O, sizin de Rabbiniz, önceki atalarınızın da Rabbidir.

44-Duhan Suresi 9. Ayet

  • Bel hum fî şekkin yel’abûn(yel’abûne).
  • بَلْ هُمْ فِى شَكٍّ يَلْعَبُونَ
  • Fakat onlar, şüphe içinde eğlenip duruyorlar.

44-Duhan Suresi 10. Ayet

  • Fertekib yevme te’tîs semâu bi duhânin mubîn(mubînin).
  • فَٱرْتَقِبْ يَوْمَ تَأْتِى ٱلسَّمَآءُ بِدُخَانٍ مُّبِينٍ
  • Göğün açık bir duman getireceği günü bekle.

44-Duhan Suresi 11. Ayet

  • Yagşân nâs(nâse), hâzâ azâbun elîm(elîmun).
  • يَغْشَى ٱلنَّاسَ ۖ هَٰذَا عَذَابٌ أَلِيمٌ
  • (O duman) insanları bürür. Bu, elem dolu bir azaptır.

44-Duhan Suresi 12. Ayet

  • Rabbenekşif annel azâbe innâ mû’minûn(mû’minûne).
  • رَّبَّنَا ٱكْشِفْ عَنَّا ٱلْعَذَابَ إِنَّا مُؤْمِنُونَ
  • İnsanlar, “Rabbimiz! Bu azabı bizden kaldır, çünkü biz artık inanıyoruz” derler.

44-Duhan Suresi 13. Ayet

  • Ennâ lehumuz zikrâ ve kad câehum resûlun mubîn(mubînun).
  • أَنَّىٰ لَهُمُ ٱلذِّكْرَىٰ وَقَدْ جَآءَهُمْ رَسُولٌ مُّبِينٌ
  • Nerede onlarda öğüt almak?! Oysa kendilerine (gerçeği) açıklayan bir peygamber gelmişti.

44-Duhan Suresi 14. Ayet

  • Summe tevellev anhu ve kâlû muallemun mecnûn(mecnûnun).
  • ثُمَّ تَوَلَّوْا۟ عَنْهُ وَقَالُوا۟ مُعَلَّمٌ مَّجْنُونٌ
  • Sonra ondan yüz çevirdiler ve “Bu bir öğretilmiş, bu bir deli!” dediler.

44-Duhan Suresi 15. Ayet

  • İnnâ kâşifûl azâbi kalîlen innekum âidûn(âidûne).
  • إِنَّا كَاشِفُوا۟ ٱلْعَذَابِ قَلِيلًا ۚ إِنَّكُمْ عَآئِدُونَ
  • Biz bu azabı kısa bir süre kaldıracağız, siz de yine eski hâlinize döneceksiniz.

44-Duhan Suresi 16. Ayet

  • Yevme nebtışul batşetel kubrâ innâ muntekimûn(muntekimûne).
  • يَوْمَ نَبْطِشُ ٱلْبَطْشَةَ ٱلْكُبْرَىٰٓ إِنَّا مُنتَقِمُونَ
  • Onları o en şiddetli yakalayışla yakalayacağımız günü hatırla. Şüphesiz biz öcümüzü alırız.

44-Duhan Suresi 17. Ayet

  • Ve lekad fetennâ kablehum kavme fir’avne ve câehum resûlun kerîm(kerîmun).
  • ۞ وَلَقَدْ فَتَنَّا قَبْلَهُمْ قَوْمَ فِرْعَوْنَ وَجَآءَهُمْ رَسُولٌ كَرِيمٌ
  • Andolsun, onlardan önce Firavun kavmini sınamıştık. Onlara değerli bir peygamber (Mûsâ) gelmişti.

44-Duhan Suresi 18. Ayet

  • En eddû ileyye ibâdallâh(ibâdallâhi), innî lekum resûlun emîn(emînun).
  • أَنْ أَدُّوٓا۟ إِلَىَّ عِبَادَ ٱللَّهِ ۖ إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ
  • O, şöyle demişti: “Allah’ın kullarını (esaret altındaki İsrailoğullarını) bana teslim edin. Çünkü ben güvenilir bir peygamberim.”

44-Duhan Suresi 19. Ayet

  • Ve en lâ ta’lû alâllâh(alâllâhi), innîâtîkum bi sultânin mubîn(mubînin).
  • وَأَن لَّا تَعْلُوا۟ عَلَى ٱللَّهِ ۖ إِنِّىٓ ءَاتِيكُم بِسُلْطَٰنٍ مُّبِينٍ
  • “Allah’a karşı ululuk taslamayın. Çünkü ben size apaçık bir delil (mucize) getiriyorum.”

44-Duhan Suresi 20. Ayet

  • Ve innî uztu bi rabbî ve rabbikumen tercumûni.
  • وَإِنِّى عُذْتُ بِرَبِّى وَرَبِّكُمْ أَن تَرْجُمُونِ
  • “Şüphesiz ki ben, beni taşlamanızdan, benim de Rabbim, sizin de Rabbiniz olan Allah’a sığındım.”

44-Duhan Suresi 21. Ayet

  • Ve in lem tû’minû lî fa’tezilûni.
  • وَإِن لَّمْ تُؤْمِنُوا۟ لِى فَٱعْتَزِلُونِ
  • “Bana inanmadınızsa benden uzak durun.”

44-Duhan Suresi 22. Ayet

  • Fe deâ rabbehû enne hâulâi kavmun mucrimûn(mucrimûne).
  • فَدَعَا رَبَّهُۥٓ أَنَّ هَٰٓؤُلَآءِ قَوْمٌ مُّجْرِمُونَ
  • Sonra Mûsâ, Rabbine, “Bunlar günahkâr bir toplumdur” diye seslendi.

44-Duhan Suresi 23. Ayet

  • Fe esri bi ibâdî leylen innekum muttebeûn(muttebeûne).
  • فَأَسْرِ بِعِبَادِى لَيْلًا إِنَّكُم مُّتَّبَعُونَ
  • Allah da şöyle dedi: “O hâlde kullarımı geceleyin yola çıkar, çünkü takip edileceksiniz.”

44-Duhan Suresi 24. Ayet

  • Vetrukil bahre rehvâ(rehven), innehum cundun mugrekûn(mugrekûne).
  • وَٱتْرُكِ ٱلْبَحْرَ رَهْوًا ۖ إِنَّهُمْ جُندٌ مُّغْرَقُونَ
  • “Denizi açık hâlde bırak.” Çünkü onlar boğulacak bir ordudur.

44-Duhan Suresi 25. Ayet

  • Kem terekû min cennâtin ve uyûn(uyûnin).
  • كَمْ تَرَكُوا۟ مِن جَنَّٰتٍ وَعُيُونٍ
  • Onlar geride nice bahçeler, nice pınarlar bıraktılar.

44-Duhan Suresi 26. Ayet

  • Ve zurûin ve makâmin kerîm(kerîmin).
  • وَزُرُوعٍ وَمَقَامٍ كَرِيمٍ
  • Nice ekinler, nice güzel konaklar!

44-Duhan Suresi 27. Ayet

  • Ve na’metin kânû fîhâ fâkihîn(fâkihîne).
  • وَنَعْمَةٍ كَانُوا۟ فِيهَا فَٰكِهِينَ
  • Zevk ve sefasını sürdükleri nice nimetler!

44-Duhan Suresi 28. Ayet

  • Kezâlik(kezâlike), ve evresnâhâ kavmen âharîn(âharîne).
  • كَذَٰلِكَ ۖ وَأَوْرَثْنَٰهَا قَوْمًا ءَاخَرِينَ
  • İşte böyle! Onları başka bir topluma miras bıraktık.

44-Duhan Suresi 29. Ayet

  • Fe mâ beket aleyhimus semâu vel ardu ve mâ kânû munzarîn(munzarîne).
  • فَمَا بَكَتْ عَلَيْهِمُ ٱلسَّمَآءُ وَٱلْأَرْضُ وَمَا كَانُوا۟ مُنظَرِينَ
  • Gök ve yer onların ardından ağlamadı; onlara mühlet de verilmedi.

44-Duhan Suresi 30. Ayet

  • Ve lekad necceynâ benî isrâîle minel azâbil muhîn(muhîni).
  • وَلَقَدْ نَجَّيْنَا بَنِىٓ إِسْرَٰٓءِيلَ مِنَ ٱلْعَذَابِ ٱلْمُهِينِ
  • (30-31) Andolsun, İsrailoğullarını o alçaltıcı azaptan; Firavun’dan kurtardık. Çünkü o, haddi aşanlardan bir zorba idi.

44-Duhan Suresi 31. Ayet

  • Min fir’avn(fir’avne), innehu kâne âliyen minel musrifîn(musrifîne).
  • مِن فِرْعَوْنَ ۚ إِنَّهُۥ كَانَ عَالِيًا مِّنَ ٱلْمُسْرِفِينَ
  • (30-31) Andolsun, İsrailoğullarını o alçaltıcı azaptan; Firavun’dan kurtardık. Çünkü o, haddi aşanlardan bir zorba idi.

44-Duhan Suresi 32. Ayet

  • Ve lekadihternâhum alâ ilmin alel âlemîn(âlemîne).
  • وَلَقَدِ ٱخْتَرْنَٰهُمْ عَلَىٰ عِلْمٍ عَلَى ٱلْعَٰلَمِينَ
  • Andolsun, onları, bir bilgi üzerine (dönemlerinde) âlemlere üstün kıldık.

44-Duhan Suresi 33. Ayet

  • Ve âteynâhum minel âyâti mâ fîhi belâun mubîn(mubînun).
  • وَءَاتَيْنَٰهُم مِّنَ ٱلْءَايَٰتِ مَا فِيهِ بَلَٰٓؤٌا۟ مُّبِينٌ
  • Onlara, içinde açık bir imtihan bulunan mûcizeler verdik.

44-Duhan Suresi 34. Ayet

  • İnne hâulâi le yekûlûn(yekûlûne).
  • إِنَّ هَٰٓؤُلَآءِ لَيَقُولُونَ
  • (34-35) Bunlar (müşrikler) diyorlar ki: “İlk ölümümüzden başka bir ölüm yoktur. Biz diriltilecek değiliz.”

44-Duhan Suresi 35. Ayet

  • İn hiye illâ mevtetunel ûlâve mâ nahnu bi munşerîn(munşerîne).
  • إِنْ هِىَ إِلَّا مَوْتَتُنَا ٱلْأُولَىٰ وَمَا نَحْنُ بِمُنشَرِينَ
  • (34-35) Bunlar (müşrikler) diyorlar ki: “İlk ölümümüzden başka bir ölüm yoktur. Biz diriltilecek değiliz.”

44-Duhan Suresi 36. Ayet

  • Fe’tû bi âbâinâ in kuntum sâdikîn(sâdikîne).
  • فَأْتُوا۟ بِـَٔابَآئِنَآ إِن كُنتُمْ صَٰدِقِينَ
  • “Eğer doğru söyleyenler iseniz atalarımızı getirin.”

44-Duhan Suresi 37. Ayet

  • E hum hayrun em kavmu tubbein vellezîne min kablihim, ehleknâhum innehum kânû mucrimîn(mucrimîne).
  • أَهُمْ خَيْرٌ أَمْ قَوْمُ تُبَّعٍ وَٱلَّذِينَ مِن قَبْلِهِمْ ۚ أَهْلَكْنَٰهُمْ ۖ إِنَّهُمْ كَانُوا۟ مُجْرِمِينَ
  • Bunlar mı daha hayırlı, yoksa Tübba’ kavmi ile onlardan öncekiler mi? Onları helâk ettik. Çünkü onlar suçlu kimselerdi.

44-Duhan Suresi 38. Ayet

  • Ve mâ halaknes semâvâti vel arda ve mâ beynehumâ lâibîn(lâibîne).
  • وَمَا خَلَقْنَا ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا لَٰعِبِينَ
  • Biz, gökleri, yeri ve bunlar arasında bulunanları, eğlenmek için yaratmadık.

44-Duhan Suresi 39. Ayet

  • Mâ halaknâhumâ illâ bil hakkı ve lâkinne ekserehum lâ ya’lemûn(ya’lemûne).
  • مَا خَلَقْنَٰهُمَآ إِلَّا بِٱلْحَقِّ وَلَٰكِنَّ أَكْثَرَهُمْ لَا يَعْلَمُونَ
  • Biz onları ancak hak ve hikmete uygun olarak yarattık. Ama onların çoğu bilmiyorlar.

44-Duhan Suresi 40. Ayet

  • İnne yevmel faslı mîkâtuhum ecmaîn(ecmaîne).
  • إِنَّ يَوْمَ ٱلْفَصْلِ مِيقَٰتُهُمْ أَجْمَعِينَ
  • Şüphesiz, hüküm günü, hepsinin bir arada buluşacağı zamandır.

44-Duhan Suresi 41. Ayet

  • Yevme lâ yugnî mevlen an mevlen şey’en ve lâ hum yunsarûn(yunsarûne).
  • يَوْمَ لَا يُغْنِى مَوْلًى عَن مَّوْلًى شَيْـًٔا وَلَا هُمْ يُنصَرُونَ
  • O gün dostun dosta hiçbir faydası olmaz. Kendilerine yardım da edilmez.

44-Duhan Suresi 42. Ayet

  • İllâ men rahimallâh(rahimallâhu), innehu huvel azîzur rahîm(rahîmu).
  • إِلَّا مَن رَّحِمَ ٱللَّهُ ۚ إِنَّهُۥ هُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ
  • Yalnız, Allah’ın yardım ettiği kimseler bunların dışındadır. Şüphesiz O, mutlak güç sahibidir, çok merhamet edendir.

44-Duhan Suresi 43. Ayet

  • İnne şeceretez zakkûm(zakkûmi).
  • إِنَّ شَجَرَتَ ٱلزَّقُّومِ
  • (43-44) Şüphesiz, zakkum ağacı, günahkârların yemeğidir.

44-Duhan Suresi 44. Ayet

  • Taâmul esîm(esîmi).
  • طَعَامُ ٱلْأَثِيمِ
  • (43-44) Şüphesiz, zakkum ağacı, günahkârların yemeğidir.

44-Duhan Suresi 45. Ayet

  • Kel muhl(muhli), yaglî fîl butûn(butûni).
  • كَٱلْمُهْلِ يَغْلِى فِى ٱلْبُطُونِ
  • (45-46) O, maden eriyiği gibidir. Kaynar suyun kaynaması gibi karınlarda kaynar.

44-Duhan Suresi 46. Ayet

  • Ke galyil hamîm(hamîmi).
  • كَغَلْىِ ٱلْحَمِيمِ
  • (45-46) O, maden eriyiği gibidir. Kaynar suyun kaynaması gibi karınlarda kaynar.

44-Duhan Suresi 47. Ayet

  • Huzûhu fa’tilûhu ilâ sevâil cahîm(cahîmi).
  • خُذُوهُ فَٱعْتِلُوهُ إِلَىٰ سَوَآءِ ٱلْجَحِيمِ
  • (Allah, görevli meleklere şöyle der:) “Tutun onu, cehennemin ortasına sürükleyin.”

44-Duhan Suresi 48. Ayet

  • Summe subbû fevka re’sihî min azâbil hamîm(hamîmi).
  • ثُمَّ صُبُّوا۟ فَوْقَ رَأْسِهِۦ مِنْ عَذَابِ ٱلْحَمِيمِ
  • “Sonra başının üstüne kaynar su azabından dökün.”

44-Duhan Suresi 49. Ayet

  • Zuk, inneke entel azîzul kerîm(kerîmu).
  • ذُقْ إِنَّكَ أَنتَ ٱلْعَزِيزُ ٱلْكَرِيمُ
  • (Deyin ki:) “Tat bakalım! Hani sen güçlüydün, şerefliydin!?”

44-Duhan Suresi 50. Ayet

  • İnne hâzâ mâ kuntum bihî temterûn(temterûne).
  • إِنَّ هَٰذَا مَا كُنتُم بِهِۦ تَمْتَرُونَ
  • “İşte bu, şüphelenip durduğunuz şeydir!”

44-Duhan Suresi 51. Ayet

  • İnnel muttekîne fî makâmin emîn(emînin).
  • إِنَّ ٱلْمُتَّقِينَ فِى مَقَامٍ أَمِينٍ
  • Allah’a karşı gelmekten sakınanlar ise güvenli bir yerdedirler.

44-Duhan Suresi 52. Ayet

  • Fî cennâtin ve uyûn(uyûnin).
  • فِى جَنَّٰتٍ وَعُيُونٍ
  • Bahçelerde ve pınar başlarındadırlar.

44-Duhan Suresi 53. Ayet

  • Yelbesûne min sundusin ve istebrakın mutekâbilîn(mutekâbilîne).
  • يَلْبَسُونَ مِن سُندُسٍ وَإِسْتَبْرَقٍ مُّتَقَٰبِلِينَ
  • İnce ipekten ve parlak atlastan elbiseler giyinerek karşılıklı otururlar.

44-Duhan Suresi 54. Ayet

  • Kezâlik(kezâlike), ve zevvecnâhum bi hûrin în(înin).
  • كَذَٰلِكَ وَزَوَّجْنَٰهُم بِحُورٍ عِينٍ
  • İşte böyle. Ayrıca onları iri siyah gözlü hurilerle evlendirmişizdir.

44-Duhan Suresi 55. Ayet

  • Yed’ûne fîhâ bi kulli fâkihetin âminîn(âminîne).
  • يَدْعُونَ فِيهَا بِكُلِّ فَٰكِهَةٍ ءَامِنِينَ
  • Orada güven içinde her türlü meyveyi isterler.

44-Duhan Suresi 56. Ayet

  • Lâ yezûkûne fîhel mevte illel mevtetel ûlâ, ve vekâhum azâbel cahîm(cahîmi).
  • لَا يَذُوقُونَ فِيهَا ٱلْمَوْتَ إِلَّا ٱلْمَوْتَةَ ٱلْأُولَىٰ ۖ وَوَقَىٰهُمْ عَذَابَ ٱلْجَحِيمِ
  • Orada ilk ölümden başka bir ölüm tatmazlar. Allah, onları cehennem azabından korumuştur.

44-Duhan Suresi 57. Ayet

  • Fadlen min rabbik(rabbike), zâlike huvel fevzul azîm(azîmu).
  • فَضْلًا مِّن رَّبِّكَ ۚ ذَٰلِكَ هُوَ ٱلْفَوْزُ ٱلْعَظِيمُ
  • Bunlar, Rabbinden bir lütuf olarak verilmiştir. İşte bu büyük başarıdır.

44-Duhan Suresi 58. Ayet

  • Fe innemâ yessernâhu bi lisânike leallehum yetezekkerûn(yetezekkerûne).
  • فَإِنَّمَا يَسَّرْنَٰهُ بِلِسَانِكَ لَعَلَّهُمْ يَتَذَكَّرُونَ
  • (Ey Muhammed!) Biz Onu (Kur’an’ı) senin dilinle kolaylaştırdık ki, düşünüp öğüt alsınlar.

44-Duhan Suresi 59. Ayet

  • Fertekib innehum murtekıbûn(murtekibûne).
  • فَٱرْتَقِبْ إِنَّهُم مُّرْتَقِبُونَ
  • Artık sen (onların başına gelecekleri) bekle; onlar da beklemektedirler.

ALPER

"İslam Bilimleri ve Tefsir araştırmacısı olan Alper, Kur'anî kavramlar ve Hadis ilmi üzerine derinlemesine çalışmalar yürütmektedir. Akademik perspektifi manevi derinlikle harmanlayarak okuyucularına rehberlik etmeyi amaçlar."

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Başa dön tuşu